sonu kuvvetle muhtemel akşama sıkı bir bir fırça yemekle sonuçlanacak atvitive
(bkz:
alışveriş)
hep hayran olurum böyla anne kızlara. lan biz ne zaman beraber alışverişe gitmeye kalksak, daha yolda başlarız kavga etmeye amına koyim. hep kendi dediği olsun istiyor kadın, beni dinlemiyor bile. en son annemle ortaokuldayken filan gitmiştim galiba pazara. iğrendim lan resmen. daha da gitmem pazara filan. pazar fobim oluştu benim.
gidişte ve dönüşte 52464542464 kişiyle muhabbet etmeyen bir anne olsa daha kısa sürecek alışveriş.
bunun bir de anne oğul versiyonu vardır.
küçükken annemle hep pazara giderdim. nedense oranın ayrı bi havası vardı. kimsede imaj kaygısı yoktu. tamam, abarttım; ama o pazarda meyvelerin ve sebzelerin karışan kokusu yok mu? işte o kokuya bağalanmıştım bi ara. giderdim annemle, gezerdim pazarı. adamlar bağırıyor falan, tam bir cümbüş. dertlerinden arınmak için birebir. gidin gezin efenim pazarları. meyveleri seçin, pazarlık yapın. bu bizim geleneğimiz. süpermarketlere vereceğiniz parayı, bırakın pazarcılar alsın.