|
|
- hala sizin eskiden olduğu gibi küçük çocuğunuz,evladınız olduğunu zanneder, büyüyüp de zevklerinizin doğal olarak değiştiğini bir türlü kabul edemezler *.."aa sen çok seversin kırmızı rengi" diyerekten salak saçma bir mayo şort beğenirler..ama siz mavi quiksilver şort istersiniz *..sonuçta herşeye karışırlar..sürekli içinize kurt düşürürler..en güzel ve alternatif yolu ise sevgili ile alışveriş yapmaktır..
(zeus, 28.01.2005 00:48 ~ 00:52)
- anne terzi ise "ayol buna bu kadar para verilir mi,ben iki günden dikerim bunu" nidalarıyla caanım elbiseleri raflarda bırakıp eve eli boş dönmenize sebep olacak durum
- annemin alışveriş için uygun günü geldiyse o gün çok verimli geçer. zorlayarak çıkardıysam, burnumdan gelir.kimse sevmez zaten zoraki bir iş yapmayı..
- zevkine güvenilerek beraber alışverişe gitme isteği ile sonuçlanabilecek eylemdir. ama gelin görün ki anne hanım sizin beğendiğiniz herşeye "sen bunu bir kere giyersin, alma, sonra dolapta yer bulamıyoruz", "bu olmaz çok dar, biraz bol al", "ne gerek var şimdi buna, aynısından var sende" diye cümleleri ardı ardına sıralayarak hevesinizi kursağınızda bırakır ve bir daha beraber alışverişe gitmemeye yemin edersiniz. yeminin süresi en çok bir dahaki alışveriş gününe kadar geçerlidir; gene anneden vazgeçilmez.
- yanınızda küçük kardeş varsa alışveriş çileye dönüşür.
-bana dondurma al kadın!
-kinder istiyorum orospu çocukları!!
-top istiyorum lan!
- genelde alışverişin ortasında herkesin kendi yoluna gittiği hadise çünkü iki taraf da birbirine katlanamaz.
- ya kavgayla, yada hiç giyilmeyecek bir kıyafetin alınmasıyla sonlanan ve annenin "bundan sonra size bişi alırsam!!"feryatlarıyla biten hadise.
- eğer bir bayansanız, bayıla bayıla yapabileceğiniz şey. hele bir de anneyle zevkleriniz uyuyorsa, onun zevkine güveniyorsanız ve arada aldığınız şeylerin parasını anneniz ödeyip "hadi bugün bendensin" diyorsa, tadından yinmez.
- anne bu gibi durumlarda alışverişin başında çok sevecen, çok yardımsever bir kişiliktir ama onun bu ruh halinden şüphelenmek gerekir. sizinle her mağazaya girer çıkar, laf sokmaz, huysuzluk etmez. çünkü sizin tahmin etmediğiniz bir şeylere hazırlık yapıyordur. derken bir mağazaya daha girersiniz. bir şey görür ve almaya karar verirsiniz tam ödeme yapacakken anne tezgahtara döner ve 'altın suyuna mı batırdınız yoksa bunu alana bir çeyrek mi takıyorsunuz' der. artık herşey için çok geçtir. anneyle alışverişe çıkmama kararını almak için çok geçtir.
- anne ile zevkler uyuşmuyorsa bu durum kişi için çin işkencesinden beter bir hal alabilir.
- normal boyutlarda olan kızını sürekli şişman gören anne ile alışverişe gidilirse medium giyen evladın xl mont almasıyla sonuçlanabilecek bir durum.
- (bkz: http://dosya.hurriyetim.com.tr/...)
(bkz: çağla kubat)
- bazen korkunç anlar yaşanabiliyor. hele ki en son yaşadığım bi market macerasından sonra çocuk tutuyorum annemin poşetlerini taşıması için.
(bkz: anne gafları/@1127250)
- imkansızdır..
çünkü; ona göre herşeyin vardır,
-bir kazağa o para verilmez ben örerim,
-bir penyeye o para verilmez pazarda aynısı var,
-kızım daha yine mont aldın onu eskit bi bakalım...
- bir de abla da olduğu zaman yanında ölümdür. ayakta durmaktan yorulursunuz , beklemekten sıkılırsınız , kararsızlıktan intihara kalkışırsınız. en sonunda ise hiç bi şey beğenemeden çıkmaları halinde çıldırırsınız.
- dokuz ayın cezasının çekildiği anlardır.
anne: a ne güzel tişört alsam giyer misin?
oğul: giymem.
a: kazağa ihtiyacım var demiştin di mi bak elsi hakiki kazak var alalım mı bak pantolonun üstüne giyersin.
o: dememiştim.
a: mont?
o: hayır.
a: ceket?
o: ı-ıh
a: gömlek?
o: olanaksız
a: redingot?
o: olmaz
(uzayıp giden illa da bir şey satın alma arayışları ve reddedişleri büyük bir ızdırapla oynanan bir tenis)
- pazarlık yaparken satıcı üzerinde oluşturulan psikolojik baskının dışarıdan nasıl göründüğünü izleyebileceğiniz nadir pozisyonlardandır. satıcı tarafını bile tutası gelir insanın bazı bazı..
- alışverişi bedavaya getirmek, sınırlı öğrenci bütçesini yormamaktır.
|