|
|
- ailesi ve birçoğuna arkadaşım diyebileceği çok sayıda kişiyi sadece beden olarak gören ve kendini gerçek anlamda yalnız hisseden 13 yaşında bir polyana...(polyana diyorum çünkü o katliamı iç dünyasına sokmadı hiç ve her zaman iyimser baktı yaşama)
nazi katliamıyla yaşamları sınırlanan ve umutsuzca ne yapacağını şaşıran birçok insan... anne frank bu sahnede en cesur, en umutlu, en iyimser, en inançlı, en mutlu gülümsemedir. 13 yaşına girdiğinde ona bir günlük hediye edilmesiyle gerçek arkadaşlığı bulur ve içindeki sırları ve duyguları yaşadığı dönemi de fon olarak kullanıp yansıtır. bugün birçok dile çevrilen bir genç kızın günlüğü adlı kitap ortaya çıkar.
anne frank yaşadığı dönemdeki koşullara rağmen hep gülümser, hiçbir şeyden şikayet etmez. evinden, okulundan ve hatta sevdiği ve belki de hiçbir zaman göremeyeceği arkadaşlarından bile ayrılmasına ve bir tavan arası gibi yere ailesi ve sevmediği başka bir aile ile tıkıştırılmasına rağmen. savaş devam ederken bile içinde bulunduğu şartları en iyi biçimde değerlendirme çabası içindedir. belki de yaşının etkisiyle babasına annesinden çok daha yakındır ve adeta o küçük çatı altında başka bir savaş vardır: anne-kız savaşı. annesini kendine çok uzak hisseder ve onun öylesine bir anne olduğunu düşünür. "bana karşı sorumluluklarında başarılı değil" gibi bir hisse sahiptir. son kararı "ben kendi kendimin annesi olmalıyım"dır.
toplama kampında öldürülen yahudilerle kendini karşılaştırıp yaşadığına şükreden bir can...
bu günlükte en çok ilgimi çeken bölüm o yaşta farklı bir boyuta geçmiş bir sesti:
"... saklanmak için evden ayrılmadan önce ilk olarak günlüğümü, mendilimi,okul kitaplarımı, tarağımı.... ve eski mektuplarımı yanıma aldım. gizlenmeye gitmemize rağmen en gereksiz görünen eşyalarımı aldım yanıma. çünkü onların hatırası benim için daha anlamlı..." (cümlenin orjinali bu değildir, sadece hatırlayabildiğim bölüm.)
en büyük isteği öldükten sonra da yaşamaktı: kitaplarıyla, günlüğüyle ve belki de gazetelerdeki yazılarıyla. günlük tutmaya başlar başlamaz buna inandı ve ölürken de inancı hiç değişmedi... (bkz: insan inandığına denktir)
- hala kitapçı kitapçı dolanıp kavgam isimli faşizm safsatasını arayan ve okuyan gençliğe daha önce okutulması gereken eserin yazarı. kendi günlüğünden kitap haline getirilen bir genç kızın günlüğü isimli eserini okuyunca şaşırıyorsunuz acaba bu denli bir kendini ifade etme yetisine nasıl bu yaşta nasıl sahip oldu bu insan. ve düşününce anlıyorsunuz hitler faşizminin milyonlarca düşünen beyni yok ettiğini, insanları savaş denen bokun içine sürüklediğini, aileleri parçaladığını.
not: aslında fena fikir değil, kavgam kitabının önüne veya arkasına iliştireceksin bunu, panzehir gibi.(iddqd, 04.05.2008 14:22 ~ 14:25)
- anne bırak demek isterken yanlışlıkla ağızdan anne frank şeklinde çıkmaya meyilli cümle
|