demiştin ya bana; her şey daha iyi olacak diye. artık üzülmeni istemiyorum diye. ama ben ısrarla bırakmamıştım peşini, çaresizce seviyorum demiştim cılız bir sesle. o an anlamamıştın beni belki. gelir geçer demiştin. geçmedi be anne.
inan ki geçmedi. düşündükçe sızlar hala içim. içime akıttığım gözyaşları sel oldu taştı tekrardan. sen bana hep demiştin ya anne, gün gelir geçer diye, ben hala o günü bekliyorum. yıllar geçti, gelmedi o gün be anne.
ellerim titremeye başladı artık, bazen dalıp dalıp gidiyorum uzaklara, eski günlere. sen benim tek sırdaşımdın, dert ortağımdın. anlıyordun da beni, gençliğime veriyordun bu saçma sapan kör aşk acısını.
geçmedi... üstünden yıllar geçti ama o geçmedi. gelmedi de bir daha. gittiği yerde kaldı, uzakta. çok uzakta. gelir demiştin ama anne, "gün gelir unutursun" dediğin; o gün gelmediği gibi, o da gelmedi. kaldı orada. uzakta.
uzaklar hep uzak mıdır dediğimde sana, özlemek iyidir demiştin bana. bu özlem sence de çok fazla olmadı mı anne? insanlar hep birbirlerini özletmek pahasına da olsa üzmek zorundalar mıdır ki? insanlar üzülmek zorundalar mı?
geçen gün bana son kez sormuştun ya hani, onun hakkında söylemek istediğin son bir şey var mı diye, kapatmak istercesine konuyu; yok demiştim ben. aslında vardı.
dünya dediğim bir gülüşüydü onun, ama
anne dünya sandığımız kadar iyi bir yer değilmiş.