anne babanın boşanması   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. anne ve baba diye hitap ettiğiniz kişilerin artık aynı evde yaşamayacak olması, annenizin soyadının sizinkinden daha farklı olması anlamına gelen olay.
    "hadi ben 20 yaşındayım ama henüz ilkokula bile başlamamış kardeşime bunu nasıl açıklarım" diye düşüncelere gark eder insanı, sonra duruma hala alışamamış bir evlat olarak kalkar sözlüğe giri girersiniz.

    not: o da yetmez iki dakika sonra babanız arar ve kendisine tek odalı bir ev aradığını, gözünüze çarparsa haber vermenizi söyler.
    (ness, 18.07.2007 22:16 ~ 23:52)
  2. benim açımdan aslında üzünülmesi gereken anne bananın yaşlılıklarını yalnız geçirmeleridir. insana en çok koyan budur.
    (donnie darko, 18.07.2007 23:35 ~ 23:35)
  3. insanı yaralar ister 3 yaşında olsun ister 30 yaşında çünkü bir şekilde birinden ayrılmak demektir bütün olan hayatınızın bir anda parçalanması demektir
    (istanbul, 18.07.2007 23:55)
  4. anlaşmazlıklarda son seçenek olmalıdır, nitekim çocuklar açısından büyük tramvalara sebep olabilir.

    anneyle baba boşanma aşamasına muhtemelen büyük kavga gürültülerden, bilumum çirkin olaylardan sonra gelmişlerdir. çocuklar bu harplerden kafalarını kaldırıp soluk almaya başladıkları anda anneyle babanın boşanmasıyla yüzyüze gelirler, ki bu son derece ağır bir durumdur. medeni ailelerde bile (kavgaların çocuklara aksettirilmediği, "sende kalıcak-bende kalıcak" tartışmasının yaşanmadığı, mahkemelerde sürünme olmayan boşanmalar) çocuklar açısından büyük sıkıntılı günler başlıyor demektir. her akşam eve gelen anne ya da babanın artık gelmemesine alışmak, yemeğe biri olmadan oturmak, annede kalınmışsa babanın şu an nerede ne yapıyor olduğunu düşünüp onun için kaygılanmak, evden giden tarafın yalnız kaldığını düşünüp geceleri ağlamak.. bunlar çocukları bekleyen şeylerdir. onun dışında taraflardan birinin ya da ikisinin birden yeniden evlenmesi gibi bir durum vardır ki, yeni kardeşler, yeni düzen, belki evden ayrılmış olan ebeveynden uzaklaşmak, onun yeni bir ailesi olduğunu, önemsenmediğini düşünmek.. zamanla bunların hepsini atlatmak, ama hayatında derin izler kalmış olmak..
    (epilofs, 19.07.2007 00:08 ~ 00:09)
  5. (bkz: boşanmış bir ailenin çocuğu olmak)
    (o s c a r, 19.07.2007 00:30)
  6. bazen insanı çok mutlu eder. hele bir de ebeveynler devamlı kavga ediyor ve kişinin psikolojisini bozuyorsa... gerekli bir durum olabilir.
    (auryn, 19.07.2007 13:42)
  7. yaşınız kaç olursa olsun çocukları ikiye ayıran bir eylemdir; bir yandan sevinilir bu duruma çünkü artık o kavgaları, gürültüleri, o eziyeti çekmek zorunda değilsindir.bir yandan üzülürsün çünkü aile diye bir kavramın yoktur artık.anne ve baba ayrı yaşar ve durumu görmek size acı verir ve çoğu zaman neden diye sorular sorulur durum karşısında. bu durumu iyi yönde kullanan zeki çocuklar ya da gençlerimiz de yok değil hani. artık iki tane ayrı ev vardır ortada kalacağnız,biriyle tartışınca diğerinin evine kaçabilceğiniz belki de maddi açıdan kullanabilceğiniz..anne ve babanın çocukları varsa, boşanma kararı alındığı andan itibaren bazı şeyleri de oturup enine boyuna düşünmek zorundalardır. ortada olan çocuk ya da çocukların durumu göz önüne alınarak bazı şeylere karar verilir. haftasonları sende mi kalıcak yoksa bende mi gibi problemlerin en başta aşılması gerekip çocuğa duygusal anlamda iki tarafında eksikliği hissettirilmemelidir. çocuk babasına gittiği zaman başka şeyler işitip, anneye gittiği zaman öbür taraf hakkında başka şeyler işittiği ve aracı olarak kullanıldığı anda, çocuk hem psikolojik hem de ruhsal olarak depresyona girebilecek kadar etkilenebilir. ne olursa olsun bu yüzyılda bile hala medeni kanunlarla boşanan ama kendileri medeni şekilde kalamayan sürüyle çift vardır ve çocukların çoğuna bakıldığı zaman sorunlar meydandadır.eğer ki bir anne ve baba evlenmek için nasıl karar verip hayatlarına dair önemli bir adım atıyorsa, çocuk doğururken kimseye sormadan kendi öz iradesiye tüm sorumluluğu üstüne alabilicek kadar kendisini ebeveynliğe hazır hissediyorsa boşanırken de aynı sorumluluğun hepsini kendi başlarına omuzlarında taşımak ve o çocuğa ya da çocuklara sorunsuz ve güzel bir gelecek hazırlamak zorundadır..
    (ink, 19.07.2007 22:59)
  8. henüz beş yaşındayken yaşamış olduğum acı bir gerçek. eğer sizi doğuran o kadını zaten sevmiyorsanız sorun etmezsiniz bu durumu, ama eğer sonrasında dava açıp sizi istediğini ve mahkemenin; yılın bir ayını onunla geçirmenize kara verdiğini öğrenirseniz işler değişir. yılın o ayından nefret eder, o ayı kendinize zehir edersiniz. tabi ona da zehir etmek için elinizden geleni yaparsınız. ona katlanmak zorundasınızdır çünkü çok küçük ve zayıfsınızdır ama reşit olmayı beklemeyecek kadar da kararlı... işte o zaman geldiğinde 12 yaşındaydım, öyle şeyler yaptım ki bir daha beni almak için gelmeye cesaret bile edemedi. neyse çok uzattım...

    ama olayların boşanmayla sonuçlanması bazen güzel başlangıçlara vesile olabiliyor ya da ben çok şanslıyım. kötü günler geçirmiş olsam da şimdi gerçek bir annem var.

    bu filmi sonunda 'mutlu son' yazmış olmasına rağmen anlatmayı pek sevmem, uzun zamandır düşünmemiştim bile aslında ama sayfayı yenilediğimde karşımda bu başlığı görünce dökülüverdi kelimeler birden parmaklarımın arasından...
    (nick bulmak pek zor iş, 11.10.2007 01:29 ~ 01:33)
  9. ne olursa olsun ne şekilde olursa olsun çocuklar için kolay değildir. herkes çoluk çombalak iftar yaparken "annem ve babamla bir masada yemek yemeyeli tam 16 yıl olmuş." derken gözlerin dolmasıdır bazen.

    çok yüzeysel olarak düşünürsek biriyle kavga ettiğinizde diğerine gidebilme rahatlığıdır. çift harçlıktır, delice şımartılmaktır, benim gibi üvey çocuğunu kendi evladından bir gün bile ayırmayan dünya iyisi bir üvey anneniz varsa herkesin bir annesi varken sizin iki anneniz olmasıdır.

    bayramın yaklaşması üzerine gelen edit: anne ve baba ayrı şehirde yaşıyorsa bu durumda bayramlar "bayram" olmaz, zulüm olur adeta. baba özlemiştir çağırır, "gel" der. gitsen bayramda annen yapayalnız kalır. olan yine yirmi iki yaşına gelmesine rağmen çocuğa olur. böyle özel günlerde "ne kara talihim varmış." denilir.

    yaklaşık bir yıl sonra evlenme hazırlıklarına başladığımda sözlükteki mevcudiyetim devam ederse bir de "istemeye gelindiğinde yaşanan karmaşa"yı anlatan edit yapacağım. annemi ve babamı o şekilde hayal etmekte epey zorlanıyorum zira. bir de babanın ikinci eşi faktörü var. kesinlikle öyle bir günde yanımda olsun isterim, yanımda olsa durum epey garip olacak. neyse bekleyip göreceğiz.
    (fb, 11.10.2007 01:36 ~ 13.12.2007 00:36)
  10. eğlence olsun diye, geleceği düşünmeden, birbirlerini yeterince tanımadan çocuk yapmaya karar veren anne babanın kaçınılmaz sonu. dünyaya bir can getirmeyi çocuk oyuncağı sanırlar bunlar genellikle.

    çocukluk yıllarında anne babası ayrılan çocukların çok büyük bir kısmı ya annesinden ya babasından nefret eder. çünkü ikisinden biri onu en ihtiyacı olduğu dönemde yalnız bırakıp gitmiştir. çocuk uzun süre arkadaşlarından anne babasının boşandığını gizlemeye çalışır. nedeni "benim annemle babam beceriksiz, sizinkiler gibi aynı evde yaşayamıyor"u arkadaşlarının bilmesini istemiyor olmasıdır. çocuğa göre anne babanın boşanması utanılacak bir olaydır. anne babalar çocuğa nafile "bak yavrum bu doğal bir şey, anlaşamadık, ayrılıyoruz"u anlatmaya çalışırlar.

    neticede çocuk büyümeden alınan bir boşanma kararı çocuğun bütün çocukluğunu -ve hatta geleceğini- mahvedebilir, uzun süre arkadaşlarına yalan söylemesine, anne veya babadan birini defterden silmesine ya da büyüdükten sonra ilgili konuya sitemkar giriler girmesine sebep olabilir. çocuk doğurmak bir insanın hayatında alabileceği en önemli kararlardan biridir ve eğer anne baba adayları çocuk yapmanın nasıl bir sorumluluk olduğunu anlayamıyorsa kesinlikle çocuk yapmamalıdır.
    (nvr ws a crnflk grl, 11.10.2007 01:49 ~ 01:53)
  11. sevgi arsızı olunabilen, evde görmediği sevgiyi dışarda aradığı için herkes tarafından kullanılan olmaktır...
    (hypnotica girl, 11.10.2007 02:09)
  12. 8 yaşımdaydım. babam beni kucağına aldı. annemle ablam da ordalardı.
    biz annenle beraber çok mutlu olmadığımıza karar verdik, ayrılıyoruz. siz ne düşünüyorsunuz? dedi.
    hayat sizin hayatınız. nasıl mutlu olacaksanız öyle yapın. dedim.
    ayrıldılar. ilkokuldaydım. öğretmen farkında olmadan ailemle ilgili bir soru sorduğunda gözlerimin dolduğunu çaktırmadan konuşmaya çalışırdım. sonra alıştım.
    düşündüm, evliliği hala çok mantıklı bulamıyorum. insanların kendini mutlu etmek için, mutluluğunu tehlikeye attığı bir 'insan icadı' olduğunu düşünüyorum. şimdiye kadar neredeyse hiç, başarılı bir evlilik görmedim. umarım bu kadar karşı olmama rağmen evlenirsem bunları unutmam.
    (sadalet, 11.10.2007 02:14)
  13. aslında hem hayırlı, hem hayırsız bir olaydır.gerçekten huzursuz geçen gecelerin günlerin ardından, kötü dönem atlatıldığında evet diyosun o zaman işte huzur buymuş, aile buymuş ama iki taraftan birine kinin git gide büyüyor.
    hem için gidiyor hem affedemiyorsun en çok ihtiyacım olduğunda neden yoktu demekten alamıyorsun kendini.büyürken beni göremedi diyorsun, sevgililerimi, arkadaşlarımı tanıyamadı, okuluma hiç gelmedi.sonra unutuyorsun sabah oluyor hayatın akışında gidiveriyor herşey bir tek şey gitmiyor o da artık hiç bir erkeğe kalmayan güven duygusu.
    (boncuk, 11.10.2007 07:53)
  14. şimdiler de o zamanları düşününce yüzümde kocaman bir gülümseme beliriyor.oysa o zamanlar öyle miydi?gülebilecek tek şey yoktu hayatta.hangisinden daha fazla nefret ediyordum annemden mi babamdan mı?aslında en çok nefreti hakeden annemdi.çünkü bir sabah eşyalarımızı bir kamyonete yükleyip beni,ablamı ve kardeşimi de tıpkı o eşyalardan biriymişiz gibi yükleyip götürdüğü için hak ediyordu bu nefreti.peki ya babam o haketmiyor muydu?o da senelerce kötü kalpli,art niyetli, anne olmayı hiç ama hiç becerememiş yaşlanmış ellerine bakınca hansel ve gratel masalında ki cadıyı hatırladığım babaannemin dolduruşlarıyla üzmemiş miydi annemi?annemin bir sabah uyanıp hepimizi yüklenip evi terk etmesine sebep olmamış mıydı?
    12 yaşında bir kız çocuğunun gözünden doksanların ortasında istanbul'un göbeğinde de olsa mahalle kavramının tüm detaylarını içinde bulunduran bir hayatta hiç de kolay birşey değildi anne-babanın boşanması.sen sokakta oynarken yanına gelen yabancı adamı fark edip sanki kendi çocuğunu korurcasına adamı uzaklaştıran komşu teyzeler,o gün geldiğinde 5 çaylarında senin anne ve babanı sizin özelinizi konuşan sizleri çekiştiren komşu teyzelere dönüşmüşlerdi artık.
    mahallenden,okulundan,köpeğinden(maalesef annenin yeni kurduğu hayatta köpeğimize yer yoktu o da tıpkı küçük ekran tv gibi babama bırakılmıştı)arkadaşlarından ve en önemlisi babandan ayrı düşmüşsündür.ilk mahkeme görülene kadar babanla görüşmene izin yoktur.belki hafta da birgün onu telefonla arayabilirsin ama asla taşındığınız yeni semti ağzından kaçırmamalısın.bunca yıllık baban seni alıp uzaklara kaçırabilir.sanki anneninde yaptığı bu değilmiş gibi.
    yeni bi okula başlarsın ve hem okuldan,hem öğretmeninden hem de eski arkadaşlarına hiç ama hiç benzemeyen yeni arkadaşlarından nefret edersin.sen yeni gelensindir ve bu çok iğrenç bir durumdur.annen yeni öğretmenlerinle durumunu konuşur tabiri caizse bu ''özel durum''onlarca bilinmeli ki psikolojik önlemler alınsın(ironi insanı canım annem benim)allah biliyor ya yeni öğretmenlerin sana özenli davranmıştır,sağolsunlar üzerine titremişlerdir ama sen yine de 1 yıl önce nefret ettiğin matematik öğretmeninin okulunda okumak, kendi çöplüğüne dönmek istersin.
    öyle gariptir ki sen yaşından beklenmeyecek türden bir yalan batağına batar anne ve babanın boşandığını yeni arkadaşlarından gizlersin.okul evinizin tam karşısındadır ve o küçük mahallede dedikodu kazanı çoktan kaynamıştır.herkes babanın neden ortalarda görünmediğini sorar.sen de ''babam uzun yol kaptanı''deyiverirsin.bu yalanı söylersin çünkü senin geldiğin yer de bile anlaşılamayan bu gayet normal durum istanbul'un kenar mahallelerinden birinde anlaşılması çok karmaşık bir hadisedir.olur mu hiç öyle şey anne-baba hiç ayrılır mı?bir kadın hiç evini bırakır gider mi?
    şimdi gülüyorum ama o yıllarda bir kadın evini kocasını bırakıp gittiyse mutlaka bir güvendiği vardır.kocasını aldatıp mahalle tabiri ile dostuna kaçmıştır.erkek evi terk ettiğinde ise ya kumarbazdır ya ayyaş onun arada bir kadına gitmesi evi terketmesi için sebep değildir zira bu erkekliğin şanındandır.işte budur küçücük bir kızı boyundan büyük bir yalanın içine batıran.babasından ayrı olmak yetmezmiş gibi bir de yalanının ortaya çıkmasından korkmak.
    artık sürecin sonuna gelinmiştir ve mahkeme günü gelip çatar.hakim hiç de türk filmlerinde hulisi kentmen'in canlandırdığı gibi pamuktan nur yüzlü bir dede değildir.oldukça kabadır ve herkese bağırıp çağırır.oysa hulusi dede olsa ''olmaz boşamıyorum sizi, siz ayrılamazsınız'' derdi.ama bu hakim amca o kıza sadece ''annende mi babanda mı kalmak istersin''dedi.kız düşündü ''babam'' dedi.annesi itiraz etti hakim amca kızı dinledi ve bu hikaye böylece sona erdi.
    şimdi bu hikayeye o kızın yürüyüp geldiği yola bakınca dedim ya kocaman bir gülümseme yerleşiyor yüzüme.hayat ne garip sadece 12 yıl önce boşanmanın garip,ayıp sayıldığı bir ülkede şimdilerde bir sınıf öğrenci arasında annesi babası boşanmamış çocuk bulmak ne kadar güç.değiştik biz hem de çok değiştik şimdinin çocukları annesi-babası ayrı olduğu için üzülmek yerine ''doğum günlerimizi iki kere kutluyoruz yuppiii''şeklinde olaya bir de eğlenceli tarafından bakabiliyor.bilmem belki de en doğrusunu yapıyorlar.çocuklar üzülmesin yeter.haa bir de küçük not benim zamanımda annesi-babası boşanmış bir çocuğa sorulabilecek en sinir bozucu soru ''neden boşandılar,barışma ihtimalleri yok mu''şeklinde olandı.lütfen bunu yapmayın,aptalca meraklarınız uğruna çocukları üzmeyin.
    not:dönüp yazdıklarımı okuyunca en biricik sözlüğümüze günlük muamelesi yaptığımı fark ettim.şimdiden olumsuz tepkilere hazırlıklıyım. hak ettim bunu ben.allah beni kahretmesin.
    (rampada lambada, 11.10.2007 14:04)
  15. iki insanın yıllar süren bir evlilikten ve çocuk sahibi olduktan sonra boşanma noktasına gelmeleri, o evliliğin yanlış bir evlilik olması, çocuk yapılmış olmasının da sorumsuzluk olması anlamına gelmez. zaman içinde insanlar değişirler ve bu değişimler farklı hızlarda ve yönlerde olabilir.
    artık yürümüyorsa bir evliliği bitirmek en doğru çözümken anne ve babası boşandığı için mutsuz olan bir yığın çocuğun yanısıra, boşanmadığı için mutsuz olan bir sürü çocuk olduğu da bir gerçektir.olup biteni anlamayacak kadar küçük çocuklar için anne babanın boşanması gerçekten zor bir durumdur ama aklı erecek yaştaki çocukların bunun hayatın bir gerçeği olduğunu ve dünyanın sonu olmadığını kabul etmeleri gerekir.

    takmayın kafanıza, üzmeyin kendinizi diyorum onlara.
    (arapbebek, 10.01.2008 11:56)
  16. anne baba sık kavga ediyor da olsa, gençliklerine yetişilememiş, zaten sevgili olarak onları hiç görmemiş de olsanız anne baba sadece iki insan değildir. anne baba yuva demektir. anne babanın ayrılması doğduğunuz günden beri alıştığınız düzenin bozulması hatta ortadan kalkması demektir. hiç değişmeyecek sandığınız bir şeyin değişmesi insanın her şeye güvensiz bakmasına neden olur. anne baba kavga ediyor olabilir, hiç anlaşamıyor olabilir, ayrılmaları daha uygun olabilir ama;evin boş kalması insana o kavga gürültüyü aratır. hele ki bu boş kalan ev küçüklüğünüzün geçtiği evse biraz daha acıtır. siz küçükken o evde anne, baba ağabey ve abla vardı. hep bir curcuna, bir kalabalık vardı. önce abla gitti evlenip, sonra ağabey. hadi onlar neyse siz de o arada büyüdünüz zaten. anne ve baba o evi yuva yapıyorken bu beraberliğin bitmesiyle sadece soğukta dört duvarınız varmışcasına dışınız sıcakken içiniz üşür.
    (tori, 16.01.2008 18:33 ~ 18:33)
  17. evde çok büyük kavgalar yaşanıyor,bütün hayatınız boyunca tanıdığınız herkese rezil oluyorsanız senelerdir dilediğiniz şeyin gerçekleşmesidir zira ya onlar aynı çatı altındayken siz olmamalısınızdır ki bu durum itibariyle imkansızdır,ya da ikisini aynı çatı altında tutmamak gerekir.senelerdir çocukların desteğiyle bir şekilde yürütülmeye çalışan ilişkinin tıkandığı çok belliyken iki tarafın da 'ne seninle ne sensiz' demesi sonucu sinir hastası olmaya meyilli ebeveynlerle baş başa kalan çocuklar için boşanmaktan daha iyi hiçbirşey olamaz herhalde.yani olmuyorsa olmuyor kardeşim bu zorlama nedendir ki?illa birbirlerini mi öldürme noktasına mı gelmeleri lazım ayrılmaları için?şimdi sayın okuyucular ve yazarlar;içinizde evli olup da bunları okuyan varsa diye söylüyorum çocuklar anneleri babaları 'birlikte'yken her zaman mutlu olmazlar.evet anne baba birlikte ve mutluysa tartışmalar azsa ve en önemlisi 'saygı çerçevesinde'yse herhalde kavgalar yaşanır ama bir kısır döngüye girdiğinizi düşünüyorsanız çocuklarınıza kıymayın.yani sizin saçma sapan kavgalarınızı çekmek zorunda değiller.onların da kendilerine ait hayatları var.onları evlilikten ve ilişkilerden soğutmaya hakkınız yok.kendi hayatlarını değil,sizin sonunuzu merak ediyorlarsa her ani seste irkilmeye başlıyorlarsa bu hayatı niye bu şekilde devam ettirdiğinizi iyi düşünmenizi tavsiye ediyorum.
    (nomennocry, 03.04.2008 22:25 ~ 22:27)
  18. eğer doğum gününüzde boşanmışlarsa size verebilecekleri en büyük hediye olduğunu düşünürsünüz. sadece 9 yaşındasınızdır zaten hayat o yaşta bile sizi olgunlaştırmaya yetmiştir. anneniz babanla boşanıyoruz ne düşünüyosun diye sorduğunda bencede boşanmalısın diye sert kararlar vermeyi gerektirmiştir o zaman.geriye dönüp baktığınızda sadece yaşadığınız kavga ve gözyaşı dolu günleri düşününce 9 yaşında da olsanız alacağınız en iyi doğum günü hediyesi olmuştur bir anda boşanmaları.her doğum gününüz geldiğinde bi yandan tipik doğum günü çocuğu muamelesi çekilirken size,siz hayatın insanı ne kadar savurduğuna şahit olursunuz her yıl...
    (donungözüküyor benjamin, 03.04.2008 22:39 ~ 22:40)
  19. iş işten geçmiş ki geçmiş ola. gözünüzün önünde 27 yıllık koca bir sevda çatırdarken, ve öncesi de varken hiç yoktan sağlam birer 10 yıl, e noldu daha karpuz kesecektik nereye gidiyosunuz şeklinde ağlamaktan detone olmuş bir sesle çırpınırken ne kadınlar sevdim aslında yoktular tümcesini, 'ne anneler gördüm babalara tapan, ne babalar gördüm annelere hayran olan' cümlesiyle değiştirip sonuca baktığınızda matematikte sıfır denilen kocaman bir boşlukla yüzleşirsiniz. göreceli hisler olmakla birlikte dağıtan bir durumdur, hem aileyi hem sizi.
    (lolla, 07.04.2008 19:52)
  20. hayattaki ilk ve genelde en çok örnek aldığımız rol modellerin de insan olduğunu, birbirlerinden sıkılıp ayrı yaşamak isteyeceklerini kabul etmeyi beraberinde getiren eylem. tabii ki çok güzel bir olay değildir ama kişisel tercihtir, saygı duyulması ve özellikle de duygusal baskı yapılmaması gerekir her iki tarafa da.
    (whentheclockstrikesmidniteimontheprowloflove, 07.04.2008 20:02)
  21. küçükken annemize ve babamıza bağlılığımız o kadar saf, o kadar masumdur ki boşanacaklarından utanırız. kimseye söyleyemeyiz. ikisine birden aynı çatı altında o kadar ihtiyacımız vardır ki bir tercih yapma noktasına gelmeye cesaret edemeyiz. ve anne ile babanın birbirini sevmesi, iyi anlaşması bizi öyle mutlu eder ki gerçek mutluluğun tablosunu çizerken anne ve babamız büyük yer kaplar resmin içinde.

    peki ya büyüyünce? saflığımız, masumluğumuzla beraber aile kavramına olan saygımız da gider elimizden, kaybolur. bağlılığımız azalır. kendimize yeni hayatlar kurmuşuzdur, anneye babaya ihtiyacımız kalmamıştır. boşanmaya medeni bir karar olarak bakmayı öğrenmişizdir, utanmayı unutmuşuzdur. hatta sıkıştığımız yerlerde ailemizin boşanma olayını kullanır olmuşuzdur. belki ebeveynlerin yıllara yayılan hatalarından, belki kavgalardan, belki de huzursuzluktan dolayı tükenen sabırdan dolayı gaddar olmuşuzdur. onlarla ilgili güzel bir detay mutluluk tablomuzda küçük de olsa yer almamaya başlamıştır. anne ve baba bizim için beraberlerken acı anlamına gelmeye, biri annemiz diğeri babamız olan iki yabancı olarak düşündüğümüzde, ayrı ayrı değer taşımaya başlamışlardır.
    (mia wallace, 04.07.2008 03:52)
  22. anne babanın boşanması bizim kendi öz anne ve babamızın boşanmasıdır. onlar boşandığında biz çocuklar kendimizi kötü hissetmeyelim diye anne babamız bize para verir biz de o parayla gidip dondurma alırız.

    (bkz: bir çocuğun günlüğü)
    (chinaski, 04.07.2008 05:38)
  23. bazen gereklidir. evet çocuğun anne baba ile birlikte yaşaması en idealidir ama eğer anne baba anlaşamıyorsa ve evde sürekli bir huzursuzluk varsa işte o zaman anne ve babanın boşanması gerekelidir.
    (neva, 04.07.2008 09:12)
  24. aile kavramına, biz üst seviye primatların sosyal yaşamının getirdiği zorunluluklar bütünü olarak baktığım, üzerine tavsiye de etmediğim için beni gıdım rahatsız etmeyen olay. nickimden aşağı kasımpaşa.
    (ghujka, 04.07.2008 09:56)
  25. başka evlilikler yaptıklarında, ilk evlilikten doğan çocuklarını ihmal etmemeleri gereken olaydır. psikolojik olarak etkilenmediğinizi sansanız bile zararları görülür.

    küçücük yaşta, babanın evine bir yabancı gibi git, yemek masasına çekinerek otur, üvey anne yemek koyarken ezil büzül... hoş değildir bunlar bir çocuk için. hele büyüyünce ihmal edilirseniz, babanız, evlilik töreninize bile gelmezse yara olur içinizde.

    çocuğunuz doğar, babanın haberi olmaz. çocuğunuz ölümden döner, ameliyat parası için gazetelere çıkarsınız ve maddi durumu çok iyi olan babanızın kapısına gitmek istemezsiniz. hayatta desteksiz kalırsınız ve bir gün bir de rastlarsınız ki, babanız, üvey kardeşinizin çocuğunu bebek arabasıyla gezdiriyor. uzaktan seyredersiniz ve sokaklarda ağlarsınız bu haksızlığa.
    (nasıl yazmışım ama süper di mi, 04.07.2008 16:09)
 sayfa  / 2