|
|
- "ne kadar bilirsen bil, anlattıkların karşındakinin anlayabildiği kadardır." mevlanaya ait bir söz. çok konuşmanın değil, anlaşılır ve açık konuşmanın öneminin ve gereğinin vurgulandığı söz. karşınızdaki insanın seviyesi düşükse ona göre anlatmalısınız, değilse boşa konuşmuş olursunuz. örneğin bir öğretmen, aynı konuyu iyi bir sınıfta da seviyesi düşük olan sınıfta da aynı şekilde işliyorsa ve seviyesi düşük olan sınıf konuyu anlamadıysa bu öğrencilerinin seviyesine inemeyen öğretmenin suçudur.
- (bkz: okuyan aklı miktarınca anlar)
- bu cümle sadece anlatanla anlatılanın arasında bir seviye farkı olduğunda geçerli değildir. sorun anlatanın açık bir dilde anlatamamasından da ortaya çıkabilir. ama her ne sebeple olursa olsun bir düşünce ve ya duygu başka bir insana aktarıldığında o artık başka bir şey olmuştur, o sizin düşündüğünüz ve ya hissettiğiniz değildir artık. hele de anlatılan şey anlatan için öneme sahipse, aktarım sırasında kaybettiği değer-ki elbet kaybedecektir- üzüntü yaratacaktır.insan kendi için önemli bir şeyi birine anlatırken dikkatli olmalı, kendisini (olabildiğince) anlayan birine anlatmalı ve duygu ve düşüncelerinin aktarım sırasında kaybedeceği değere razı olmalıdır, razı değilse de kendine saklamalıdır.
- tasarımda akılda tutulması gereken gerçektir
bunu es geçenlerin kendilerince bir kavram veya düşünceyi/duyguyu ifade biçimi olarak tasarladıklarını bakan, gören anlayamaz, bu tasarımcının hatası, kusurudur... algılayıcının öküzlüğü değil
bir de (bkz: private jokes in public places)
- önemli olan ne anlattığın değil karşıdakinin ne anladığıdır. eğer anlatılmak istenen ile anlanan birbirini tutuyorsa iyi bir konuşmacısınız demektir. her kişinin anlayabileceği sade ve açıklayıcı bir dil ile anlatılanla anlaşılanın tutarlılığı sağlanabilir. dinlemek sanattır unutmamalı.
|