anlatmak   

adana çık aradan

  1. bir duyguyu, bir düşünceyi ya da bir olayı bir başkasına söylemek, iletmek. sıkıcı sözlük anlamının dışında belirtmeye çalışırsak da; yapmayı en çok arzuladığımız eylemlerden birisidir. saatler boyunca konuşup anlatarak, ümitle anlaşılmayı bekleriz. kime hitap ettiğiniz de önemlidir anlatımda. her söylediğinizin kişilerin içerisinde dolup taşmasını istersiniz; halbu ki, yirmibirinci yüzyılın sizi anlamak gibi bir iddiası hiç yoktur. omuzlarınıza dizebileceğiniz ün ve pohpohlanış rozetleri olmadan platoniktir anlatımlarınız.
    (geber marla singer, 01.06.2007 15:07 ~ 02.06.2007 15:35)
  2. şu da benim dîvanımın (peh) sertacıdır ki:

    bi bakarsın dünyayı anlatmışsın,
    bi bakarsın hiç bişey anlatamamışsın,
    bi bakarsın anlayan anlamış,
    bi bakarsın anlatan anlatmış.
    (bee veil, 05.06.2007 08:52)
  3. kolay değildir. hiçbir zaman demek istediğimi tam anlamıyla hedefe ulaştırabildiğim konusunda emin olamadım. hep bildim ki aynı kelimelerden farklı anlamlar çıkarabiliyor insanoğlu. aynı bir başkası benim gördüğüm kırmızıyı mavi görüyor ama onun için adı kırmızı oluyor diye düşündüğüm gibi. bu yüzden anlatmayı pek tercih etmedim önceleri. sonraları ise herkesin anlayabileceğini anlamasının normal olduğunu kabul ettim. herkesin anladığı kendine. ha anlamaz diye hiç anlatmamak, ha anlatmış olduğun halde yanlış anlaşılması. aynı kapıya çıkmasa da benim anladığım bana kaldı yine.

    (bkz: kendi kendine konuşmak)
    (yazar gibi, 04.08.2008 00:16 ~ 00:50)
  4. konuşmayı her zaman gerektirmeyen eylem.
    (closer, 04.08.2008 10:30)
  5. karşınızdaki kulaklarını gerçeğe kapatıp gözlerini sizden kaçırdığı sürece asla başarılı olamayacığınız eylem.
    (billy, 04.08.2008 11:50)
  6. karşınızdakinin ve sizin seviyenizin ayarlanabilmesiyle etkinleşebilen bir eylemdir. ne demişler; ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların, karşıdakinin anlayabildiği kadardır.
    (roselife, 04.08.2008 16:41 ~ 16:41)