|
|
- gerçekleştiğinde hep bir şeylere geç kalınmış,fırsatlar kaçırılmış olan iç ses;olgun durgun
- dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe
sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim
dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe
sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim
tanıdık bir huzur aradım şaşkın bakışlarında dün
bildik bir söz bekledim eskiden kalma öylesine
konuştu bir şeyler söyledi beklediğim sözler bunlar değil
yüzüme baktı gözlerime ama senin gibi değil
anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil
anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
hiç kimse senin kadar fikrime huzur değil
anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
hiç kimse senin kadar umuduma yol değil
dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe
sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim
tanıdık bir huzur aradım şaşkın bakışlarında dün
bildik bir söz bekledim eskiden kalma öylesine
konuştu bir şeyler söyledi beklediğim sözler bunlar değil
yüzüme baktı gözlerime ama senin gibi değil
anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil
anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
hiç kimse senin kadar fikrime huzur değil
sözleriyle ve leman samın o kadife sesiyle insanı duygusal bir aleme alıp götüren şarkı
- en güzel leman sam şarkısıdır bence...insanı melankolik yapsada dinlemeye değerdir...
- leman sam'ın en ünlü şarkısı.
insanın benliği koparıp eski bir aşkını hatırlatıp gözlerini yaşartan şarkısı
- yılmaz erdoğan şiiri
anladım,
sabahları açılır.
esnaf çarşıları yeminle
“bedreddin'im bir ağaca asılır”.
anladım,
en büyük yalan yemindir.
edilir sabahları,
gecesini hatırlamayan esnafların
tüm merasimleri gömdüm.
ömrümün reklam amaçlı takvimlerine.
anladım,
kimse üzgün değildi.
bayraklar yarıya indiğinde.
bir tek el isteyen,
yordam ve özür dileyen,
anladım.
herkese kötü şeyler hatırlatan yüzüm,
evet yüzümdü.
her görüşmeye taşıdığım,
kandırılmaya gönüllü bir gönülle,
az sütlü neskafelere sigaralar iliştirdim.
göz gördüm başka açılara ayarlı.
uzun bir yüz gördüm.
meğer filmin sonu diye ayarsız
fin yazardı end zamanında
bir zamanlar,
fransızlar hep fransız kalacaklar,
sabah sinemasında pazarları...
aklımı alıp doğduğum evin,
müze olma isteğine saklayacaklar.
ama kavaklar büyüyecek.
herkesten gizli boyatmak,
bir kavağın becereceği iştir ancak.
anladım ki ağaçlar,
toprağa acı verdikçe büyüyorlar.
her pazartesi and içip,
cumaları marşa basan,
camiler dolusu yemin edip,
taburlarca yalan söyleyen,
bu toprakta bu ağaç
kuruyacaktır elbet.
anladım.
kimseye acı vermeden,
büyünmüyor.
namusum ve şerefim ve
çocukluğumun üzerine beton dökerim ki
tüfek filan değil,
çimento icat edildi de
bozuldu mertliğin mimarisi,
esrarlı bir ülkeye göçtü sabrın taş ustaları.
anladım.
altı dükkan olsun istiyor evinin.
ve ağlamaklı bulmuyor apartımanları
benim taş ustamın karısı.
ve her yerde
şube açmak istiyor.
iskender kebabını icat eden,
büyük iskender’in çocukları
ki gölge filan etmez.
yoğurtlu bir ziyafet çekerdi.
diyojen’le karşılaşsaydı.
anladım.
bursalı iskender’in,
romalı arkadaşından daha çoktur
uygarlığa katkısı.
oysa;
bu satırlarla üstünü örten ben,
kelimelerle sargı bezi ve
merhem yapan,
ozanlığı en çok kendini üzen ben,
anladım.
sadece öğlenleri açarım yaramı.
ve hiçbir yerde şubesi olmaz,
bu kanamalı hastanın.
anladım.
- bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım..
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
bildiklerini bana neden anlatmadığını,anladım..
yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım...
ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım...
bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım...
fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım...
yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım...
"sana ihtiyacım var, gel !" diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana "git" dediğimde anladım...
biri sana "git" dediğinde, "kalmak istiyorum" diyebilmekmiş sevmek,
git dediklerinde gittiğimde anladım...
sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
özür dilemek değil, "affet beni" diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım...
ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım...
ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım...
'sevgi emekmiş',
emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
can yücel
- bir zamanlar yasaklı olduğunu duyduğum çok güzel bir leman sam şarkısı. yasaklanma sebebi de şöyleymiş efendim:
türk kadını hiç tanımadığı bir erkeğe merhaba diyemezmiş..türk geleneklerine tersmiş bu olay.. evet..
edit: yanlış hatırlamıyorsam yasaklama 80 darbesi sonrasında olmuş..
- gecenin bir vaktinde gelen davetsiz bir misafirdir bu şarkı.gündüz de dinlesen öyledir
davetsizdir çünkü en dipte,kimseye dillendirmediğin duygularını bir bir çarpar suratına karşılık veremezsin misafir olmasından mütevellit.susar dinlersin içindeki çığlıkları bastırmasını umarak.
- nietzsche'nin hayat felsemi oluşturmamdaki enfes şiiri.. şebnem ferah tarafından da "korkarak yaşıyorsan" adlı bir parçayla bestelenmiştir.
öyle bir hayat yaşıyorum ki
cenneti de gördüm, cehennemi de
öyle bir aşk yaşadım ki;
tutkuyu da gördüm pes etmeyi de,
bazıları seyrederken hayatı en önden,
kendime bir sahne buldum oynadım.
öyle bir rol vermişler ki,
okudum, okudum anlamadım.
kendi kendime konuştum bazen evimde
hem kızdım, hem güldüm halime
sonra dedim ki "söz ver kendine"
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
korkarak yaşıyorsan,yalnızca hayatı seyredersin.
öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
öyle çok değerliymiş ki zaman,
hep acele etmem bundan, anladım….(amaro, 21.10.2007 15:41)
|