kitleler tarafından anlaşılmayan yahut yanlış anlaşılan bireylerin ve özellikle entelektüellerin sıklıkla baş vurduğu sığınma evidir bu durum. nedense içine dönen entelektüel, söyledikleri yazdıkları veya uyguladıkları ile zaten kendisinin anlaşılmak gibi bir meselesi olmadığını; aksine insanların kendisinin duygu, düşünce ve eylemlerini anlamak adına daha fazla gayret sarf etmesi gerektiğini açıklığa kavuşturmak için böyle bir sığınağa gereksinim duyar. ve zaten toplumdan, asalaklardan, yozlaşmış kurum ve uygulamalardan uzaklaşmakla doğuştan ödevli olan bu kabil bireyler anlaşılmak yerine giderek daha da anlaşılmaz olmak için çaba sarf ederken asslında bir nevi intikam alırlar. bir nevi anlaşılmazlıklarını eleştiren, kendilerinden kaçan, uzaklaşan bireylerin gözlerine, beyinlerine şiş sokmak yahut basit, tutarsız, kalıplı, sıradan ve sığ düşüncelerine tecavüz etmek isterler-ki gaayet zevkli bir hadise gerçekleştirmiş olurlara. zira bir entelektüel, ancak anlaşıldığı zaman kendi sonunu getirmiş olur...
kişinin hayatı boyunca onu anladığını düşünen insanlar tarafından aslında sürekli yanlış anlaşılması sonucu doğan istek...yanlış anlaşılmaktansa hiç anlaşılmamak daha iyidir...
ne söylersen söyle anlattığın karşıdakinin anladığı kadardır diye hali hazırda mükemmel bir cümlemiz varken, sorunun karşıdakinden kaynaklanabileceğini düşünebiliriz..
bazı öğretim görevlilerinin ya da lise hocalarının da özenle hayata geçirdiği eylem,, ders anlatırken anlaşılmamak için ellerinden geleni yaparlar ki, öğrenciler sınavlarında düşük not alsın, onar da tatmin olsun,,
eğer bu değilse amaçları eğitim fakültelerinin eğitim sistemi gözden geçirilmelidir, tek fonksiyonlarının öğretmek olduğu bir sistemde öğretmenler neden öğretemezler, bi türlü anlaşılmazlar,, ilginç tabi
[-ilgi çekmek istiyorum, çünkü çok karışık bir insanım ben. herşeyi yaşadım bitirdim kimse benim kadar yaşamış olamaz, ne anlatayım ki sana anlatsam da anlamazsın.. paylaşmaya ihtiyacım yok! hem böyle daha iyi, ilgini istiyorum; beni anlamasan da olur sen peşimden gelsen yeter, egomu tatmin et sadece.. zaten istesem de ifade edemiyorum kendimi yeterince belkide.] ..
başta şairler olmak üzere edebiyatçıların teselli noktası. "halk bizi anlamıyor üstadım" diyerek kendilerini avuturlar, "aman bırak anlamasınlar, biz kendimize yeteriz" diye anlaşılmak da istemezler pek.