• videolar

  1. birinci tekil şahıs bir yanlızlık değil mi tüm gördüklerimiz ve anlaşılmak sadece iyi bilirdik demek değilmi anlaşılmayanın ardından.
  2. bazen kendinizi tam olarak ifade etseniz de, karşıdaki anlamak istemezse anlaşılamazsınız.
    mevlananın sevdiğim bir lafı vardır, "ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır."
  3. etrafınızda anlayışlı insanların olduğuna delalettir.

    anlaşılamamanın verdiği darlık hissine karşı; naneli sakız gibimdir bu.. işte öyle ferahlatır sizi.
  4. net bir şekilde;

    "sana hayatımı versem onunla ne yapacağını bilebilir miydin?"

    diye soran oruç aruoba'nın yapmak istediğiyle,

    anlaşılmaktan muzdarip luc besson'ın

    "anlatamayacağım. bu insanlar guguk kuşu filmini de,
    napolyon'un yaşam öyküsü filmini de,
    limana yanaşan beyaz bir yolcu gemisini de,
    vitrinlerdeki yeni sonbahar giysilerini de
    aynı gözlerle seyredebiliyorlarsa, elimden ne gelir?"

    cümleleri benzer binlercesi gibi nefis birer örnektir.

    hülasa söyledikleriniz dinleyicilerin anladığı kadardır.
    anlaşılamamak gibi bir kuruntuya kapılıp asla hüzüne yelken açıp umutsuzluğa gark olmayın.,
    sizinle aynı dalga boyunda olan, aynı frekansı paylaşan
    dolayısıyla sizi anlayan birileri mutlaka çıkacaktır.
    umudunuzu yitirmeyin.
  5. olsa da olur olmasada.... bu konuda 2. yeniyi anlamaya başladım sanırım... ben anlaşılmak istemiyorum ki!! kim nasıl anlamak isterse, öyle anlasın ruhuna göre... ben kelimelerle resim yapmak istiyorum... durmayın yorumlayın beni...ben aksetmek istemiyorum ruhumu... her insanı aynı düşündürmek istemiyorum...ben tüm toplumun şairi değilim sınıf şairiyim, beni sadece düşünenler anlasın... ne galeyana getirmek amacım ne de bilgi vermek.. ben sadece anlatmak istiyorum, anlaşılmak değil...benim resmimi görüncede yarumlasın diye insan
  6. yalnızlıktır.
    anlaşıldığını anladığın an kendinle olan birlikteliğinden vazgeçtiğin anlamına gelir ki bu da yalnız kaldığını gösterir.