|
|
- tün insanları zaman zaman düşündüren korku.
- (bkz: yalnızlık)
(bkz: korku)
(bkz: özlem)
(bkz: dayanamamak)
- daha kötüsü için ; (bkz: yanlış anlaşılmak)
(fado, 08.05.2006 14:34 ~ 14:34)
- bir insanın alabileceği en kötü durum...
(skuba, 17.10.2006 23:27)
- kendini anlatamamak hasebinden kaynaklanması en çok zorlayandır. muhattap anlamazsa onun salaklığına verilip geçilir ve lakin anlatamayan ta kendinsen can sıkıcıdır.
- çok vahim bir durumdur.
insanlığın ortak sorunlarından biridir.
her kişi, içinden sürekli ve ara sıra da yüksek sesle anlaşılamadığından yakınır. hiç kimse bizi anlamamaktadır. bundan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz. o halde biz de hiç kimseyi anlamıyoruz.
son tahlilde bu, bütün anlaşılma çabalarımızın boşuna olduğu sonucuna varmamızdan başka bir halta götüremez bizi.
öyleyse, önce anlaşılma isteğimizden bir an önce vazgeçip, yakın çevremizden birini seçip, onu anlamaya çalışmalıyız. hatta başkalarını anlamayı bırakıp, önce kendimizi anlamaya çalışmak, çevremizdekilere ve dünyaya, bu sorunu çözdükten sonra anlam vermeye çalışmak ve bu başarıldıktan sonra insanların bizi anlamaya çalışmasını beklemek yapabileceğimiz tek çözüm gibidir.
ya da siktiredersiniz hepsini-herkesi, "anlamayın kardeşim, bende sizi anlamıyorum nasılsa dersiniz", olur biter.
- kişinin kendini yeterli derecede ifade edememesi, bazı konularda açıksözlü davranmaktan çekinip kelime oyunlarına başvurarak üstü kapalı bir anlatımı tercih etmesi, ben böyleyim anlamak isteyen anlar nasıl olsa diye düşünmesi veya karşidaki kişinin algılama kapasitesinin düşüklüğünden mütevellit ortaya çıkan nahoş durumdur. çok değer verilen, samimi biri tarafından gerçekleştiği takdirde kişiye sende mi brütüs sendromu yaşatır.
(bkz: dipsiz kuyularda merdivensiz kalmak)
(bkz: çaresizlik)
- 'ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.' sözünün özüdür.
(bkz: mevlana)
- anlayamıyorum. zorluyorum kendimi ama bir türlü anlayamıyorum. çözemiyorum. darmadağın olmuş ruhumla anlaşılamıyorum. büyüyorum gizli gizli, ama büyütemiyorum benliğimi. uçmak istiyorum ama kanatlarım yok. uçmayı anlayamıyorum. insan neden uçmak ister? anlayamıyorum...
bilemiyorum. neden böyle sakin duruyor kalbim bilemiyorum. oysa ki beynimde ne fırtınalar kopuyor, anlatamıyorum kalbime. yollar ayrılmış bir daha hiç birleşmemecesine. bir araya gelmez bu iki ümitsiz sevgili. kendimi umarsız bir aşkın kollarına atıyorum son çare: ama bilemiyorum...
göremiyorum. kör olmuş bu gözlerle kolaçan ediyorum etrafı ama hiçbir şey göremiyorum. çalmışlar gözlerimi benden. karanlık bir kuyuya atmışlar zihnimi, onu arıyorum delicesine ama bulamıyorum. çünkü göremiyorum...
duyamıyorum. işitmiyor kulaklarım dünyanın umarsız çığlıklarını. derin ve ürkütücü bir sessizlikte yaşıyorum. damarlarıma kadar işlemiş bu sessizlik. evet, duyamıyorum...
anlatamıyorum. dilim tutulmuş sanki, konuşamıyorum. kifayetsiz kalmış kelimeler, etrafımda raks etmekteler, çıldırtıyorlar beni anlamsızlıklarıyla. dolduramıyorum içlerini. anlatamıyorum...
karmakarışık her şey...anlaşılamıyorum...
- iletişim sürecinin gerçekleşmesiyle ilgili tüm faktörler incelendiğinde "anlaşılamamak" diye bir şeyin olmadığı, asıl sorunun "anlatamamak" olduğu sonucuna varılabilir. buradan yola çıkarak da "anlaşılamamak" gerçekleşmesi zor bir durumdur denilebilir.
- sadece önemsenen insanlar tarafından gerçekleştiğinde hoş sonuçlar doğurmayacak olan durum. zira şeffaf bir şahıs olmak hoş bir durum olmasa gerek.
- her insanın başına gelen durumdur. zaten insanoğlu birbirini anlasaydı dünya farklı bir yer olurdu.
- ne ben anlatabildim düşündüklerimi ne sen anlayabildin anlatabildiklerimi..
ne senin gitmelerin bitti ne benim bekleyişlerim..
biz zamana öylece bakarken zaman geçip gitti..
kaybolduk hayatın,zamanın bir yerlerinde..
nerede kaldık dersin?
senin gidişlerinde mi benim bekleyişlerimde mi?
yoksa anlatmak isteyip anlatamadığız duygularda mı?
bir türlü kuramadığımız cümlelerde mi hapsolduk?
hangi cümle bititirir bu tutsaklığı?
hangi duygu anlatır bizim hala varolduğumuzu?...
- çoğunlukla kişinin kendisini anlamamasından ya da anlayamamasından ya da anlamaya çalışmamasından ileri gelip sonuç olarak başkalarını kendini anlamamakla suçlayıp, durumu da anlaşılamamak olarak nitelendirmesinden başka bir şey değildir.
- "ya ben hep duvara konuştum
ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.
nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar. " *
- anlaşılamamak bir sanattır..o sanatı icra edenler dışında anlam verilmesi de imkansızdır..her anlaşılamamak durumu ise yine sadece eseri ortaya çıkarana güzel ve anlamlı gözükür..onun dışındakiler "bu da birşey mi,bende neler var neler,ohoo" der geçer..
bu yüzden bir iç dökme çığlığı olarak görülmeye başlandığında aslında en nefret ettiğim şey oluverir..
anlaşılamıyor musun?..o zaman kimsenin umrunda değilsin demektir..kimse seni tanımak için çaba sarf etmemiştir,nasıl yaklaşacağını bilemez şekilde etrafında dolanmaktan gayrı bişi yapmamıştır..adam gibi bir ilişkinin bile olmadığı insana fazlasıyla değer verdiğin için her gece kendini uyutmaya çabalıyor,"yok yaw bir önemi yok,sus,kes sesini" diye avutuyorsan kendini..gel de sonra bunu birine anlatmaya kalk bakalım..her kendinle dalga geçtiğinde,bir parçanın öldüğünü duymak istemeyen/duymayacak insanlar yüzünden susuyor isen;inancın kalır mı birşeye dene de gör derim....bilirsen,sana acıyacak o çok tanıdık,senin nefretle anımsadığın gözler ile bakacak ya da teselli etmeye kalkacaklarını;devam et yolunda ve başlatma anlaşılamamana..
sen gülümsemekten vazgeçtiğinde,o değil de asıl güldürmekten vazgeçtiğinde,içinden sadece küfür etmek geldiğinde,birilerinin canını çok fena yakmak istediğinde seni durduracak tek şey sevgidir..ve ironi odur ki;o sevginin sonucudur anlaşılamamak da.."canını yakmak istemiyorum" demene rağmen içine sızmaya çalışıp;sonra onları senden uzaklaştıran sevgidir,asıl düşmanın..senin sevgin,onlarınkine karşıdır..
o yüzden paylaşımın canı cehenneme,anlaşılamamak bir sanattır;özenle,dikkatle ve yapayalnız kalma riskini alarak icra edilmelidir..
bir ihtimal,yalanları tatmış bir kaç cesur insan size doğruları söyleyecek;gel ve haykır diyecektir..ama anlatma bana acılarını,geçmişini,yarınını,bana kendini anlat diyecektir..avutmayacak,hatta canınızı daha da yakacaktır..lakin o vakit yorulan kalbiniz değildir,tersine büyür-genişler-adam olursunuz..
şüphesiz;sevgi pıtırcıkları,güven veren sözcüklerin sıcaklığını yaymaya devam edeceklerdir.."anı yaşa"'nın yamuk yorumu içine kendilerini gömmeyi tercih ettiklerinden her daim kazanacaklardır da..
- seni seninle yaşamak istiyorum.
ama çekip alıyorsun elimden,
farkında değilsin sensizliğinde üzüntümün,
belirtmeme de izin vermiyorsun.
bağırıp çağırıyorsun yine,
hiçbir işe yaramadığını bile bile...
yok yere üzüyorsun herşeyi,
en önemlisi kendini...
benim için değerlisin diyorum
anlamıyorsun!..
- pek çok zaman yanılgıdır. karşımızdaki kişi, bizim görüşümüze katılmadığında anlaşılamadığımızı hissederiz. oysa anlamış, fakat bizim gibi düşünmüyor olabilir.
- anlaşılamamak, anlatamamaktan kaynaklanabilir. anlatamamaktan kaynaklanmıyorsa, yaşamını bu anlaşılamamak ile sürdürmeyi tercih etmemek,kişinin kendine dönüklüğüne yönelik parola, bu tabirin içinde barındırdığı anlaşılmamış olmaya hayıflanma hissi de bu parolanın işareti olabilir.
- dert etmemek ile büyümek arasında paralellik olan durum.
|