kutusuyla alayım yavrum diyerek bizleri mest eden, her geyik ortamında kulaklarını cınlattığımız, değil türkiye'nin ortadoğudan balkanların bu güne kadar gelmiş geçmiş en geyik söz yazarıdır.
arabada beş evde on beş isimli hit parçasıyla listeleri kasıp kavuran ankara kedisi.hiçbir ankara havası yapan kimselerin farklı olmadığının kanıtıdır kanaatimce.ha kulak tırmalar mı , evet!
(bkz: bendensin)
korsan cd'si en çok satan kişi olmakla birlikte türkiye satış listesinde de ilk 10'a girmiştir.ankara'da hangi dolmuşa, taksiye binerseniz namık'ın güzide eserlerinden birine denk gelebilirsiniz .ayrıca ne kadar inanmak da zorlansam da kendisinin makine mühendisi olduğu da söylenmektedir.
dün akşam mecburiyetten izlemek zorunda kaldığım bir dizide, yaklaşık 30 defa geçen "ne, koskoca ankaralı namık buraya mı gelecek" repliğiyle ne kadar büyük ve değerli bir ses sanatçısı olduğunu öğrendiğim zat.
ankara cebeci pavyonlarında ilk eserlerini üretmiş, olgunluk çağında ankara gop pavyonlarına yükselmiş ve nihayetinde istanbullulara musallat edilerek kendisinden kurtulunmuştur. teşekkürler istanbul. aynı özveriyi melih gökçek transferinde de bekliyoruz.
sadece oyun havaları değil arabeskleri de dinlenmesi gereken şahsiyet. o zaman oyun havalarındaki anlamsız sözler yerini herkesin kendinde bişeyler bulabileceği, duygulanabileceği sözlere bıraktığı açıkca anlaşılır.tavsiye etmek gerekirse;
oldu mu nalet? lanet değil yalnız (bkz: nalet)
son klibini izleyince yarılmama sebebiyet vermiş şahsiyettir. o oynak üsluba hiç yakışmamış bu slow şey. oldu mu namık? izleyin, izlettirin. at sikindeki kelebeğin kanat çırpışını bulacaksınız..
dillendirdiği aşk şarkıları bile insanı bir hmm moduna sokar. öyle ki, aşkından bir gecede beş yetmişlik bitirmiş üstelik hasretinden, sevdiği kızın gözlerinin yerine sokak lambalarına bakmış. hele o "yine bana eskisi gibi sen datlımsın desene" deyişi yok mu. sanırım, acıyı anlatırken bile kahkalarla yerlere yatıran tek aşk şarkıdır. tebrikler.
eserlerinin topunu birden hülasa edecek kelime: yavaştır.
coşkun akan ırmaklara, bendini çiğneyen derelere bir ıslah davetiyesi uzatır kendince (yer/yemez kendi bilir)... böyle bi iddiası yoktu ise de sözler oraya varıyor, aşikâr yani..)
(16 dakika süren mega oyun havası adlı eserinde ilk 8 dakkikasında oynatır, gaşıkları gırdırır angara'nın goçlarına..
sonra keyborgdan gelen ritim sesi, 'bir eko-bir eko' anadolu ekspresi efektinde akar ki gecenin bir yarısı eskişehir civarında ekser uyanık yolcular için zamanı durduran bu ritim, istisnasız bir mazi muhasebesine sevk eder insanı. bu noktada şu uzun havayı bağlar arkadaş:
başım alıp gitsem bir yüce dağa, (yeryüzünün çivisi veya stabilizatörü olarak (bkz: dağ) )
ordan evim ışıkları görünür m'ola,
küçükten muradına erenler aman,
bir daha murada erer mi ola. (.:burada insanın bilcümle muradını geçici dünya hayatına bağlamaması salık veriliyor, seziyorum:. )
son 8 dakikada da dünya hayatının bütün teessür verici (ölüm, hastalık, hısım akrabanın zevali, ayrılık, gurbet,..) hadiselere rağmen gaflete daldırıcılığını sembolize eden evir çevir, kıvır çevir salla bahsi malum olanlarca malumdur. (burada kına gecelerinde hop hop oynanır halbuki, halbuki, )
dün itibariyle ehliyetsiz araç kullandığı için polis tarafından takip edilirken arabasını genelkurmay başkanlığının önüne bırakıp kaçmış olan şahıs. arabadaki içki şişeleri de zaten onu secmeyecek olan bilinçli seçmenin gözünde kendini iyice küçük düşürürken, sevenleri "helal olsun koçuma" şeklinde tepki göstermiş olabilir. yada böyledir. dedikleri kadar albüm satıyorlarsa seçilebilirler. sürpriz olmasın...
isminden de belli olduğu üzere ankaralı türkücü. ankara'da oturuyorsanız kaçınılmaz mutlaka kulağınıza bir yerlerden sesi gelir. her yörenin türkücüsü kendine göre iyidir. sevilir, sayılır ama bu zat-ı muhterem ilk çıktığında söylenenlere göre mühendismiş ve mesleğini icra etmek yerine türkü söylemeyi tercih etmiş. hatta ve hatta yetmedi milletvekili bile oldu ama seçilemedi. geçenlerde haberlerde kendisine saldırıldığına dair bir haber yer alıyordu. ankaralı namık'ın sedyede görüntüsü ve muhabir ile olan konuşması aynen şöyle:
- olay nasıl oldu?
- olay çok iyi oldu!
dün dolmuşta [en iyi rastlayacağınız yer aslında] kendisinin bir türküsünü duydum ve kendimden geçtim. bu kadar mı başarılı olur bir türkü! gerçi; türkü mü atışma mı belli de değil.
aman karpuz kestim
kan gibi
haydi karpuz kestim
kan gibi
o kızın da gönlü bende var gibi aman
(lan telefon numarasını gönderdi yalan mı söylüyoz)
yar yar aman aman aman... ayrılamam!
aman o kız seni beni aldatır aman
aldatır aman aman... aldatır aman
cebeci'de payvyonlarda gezmez, laila'dır aman
laila'dır aman aman aman, laila'dır aman