hatırlayın hele bi,
v for vendetta'da valerie, tuvalet kağıdına yazılmış mektubunun bir yerinde ne diyordu, kimlerden bahsediyordu;
"...
2002 yılında kezban isimli bir kıza aşık oldum. yeni gelmişti buralara. sanatçılardan konuşurken başladım ondan hoşlanmaya.. 2 türk şarkıcıya, ankaralı turgut ve ibrahim erkal'a, ait kartpostalları gösterdi bana. inanamadım gözlerime.. yıllardır düşlediğim ama bir türlü yapamadığım saçlara sahiplerdi çünkü. alınlarının orta yerinden başlayan saçlarını, fön makinesiyle geriye doğru atıp, bir tutamını da tekrar alınlarına doğru indirmişlerdi.. bu bir devrimdi. anarşi, isyan onların ruhlarında vardı ve silahları da fön makinasıydı. onların yaptığını burda yapmaya karar verdim ve o yıl konuyu aileme açtım. bunu chris elimi tutuyor olmasa yapamazdım.. zira babam kel ve dolayısıyla jöle, fön makinası, tarak gibi materyallere mesafeli biri. ama yapmalıydım, göstermeliydim elimdeki ibrahim erkal ve ankaralı turgut kartpostallarını. babam yüzüme bile bakmadı, gitmemi ve bir daha gelmememi söyledi.. tanımıyordu devrimin mimarlarını.. annem hiçbir şey söylemedi. ama onlara sadece gerçeği anlatmıştım bu çok mu bencilceydi?
..."
anımsadınız değil mi bu satırları? gözleriniz dolu dolu oldu kuvvetle muhtemel.. anlayabiliyorum sizi aslında. zira ben de, babam "bu 3. paket selpak lan eşşoleşşek, tarlada mı yetişiyo? zırlayıp durma orda, beni getirme bak yanına haa!" deyu höykürene kadar, çok duygusal anlar yaşadım bu mektubu okurkene..
ibrahim erkal ve ankaralı turgut; 2 cesur yürek.. 2 devrimci.. 20. yüzyılın gidişatını değiştiren 2 kişi.. 2 el fönandate..
onları anlatmaya kelimeler yetmez.. saçlarıyla yaptıkları; başta liverpool, paris'in banliyöleri, çinçin, hacıhüsrev, yenidoğan, tarlabaşı, köln, prag ve moskova olmak üzere, dünyanın kızıl memleketlerindeki asilere örnek oldu. bir devrim ateşi saldı yüreklere.. ve hepsi bir olup, yüzyılı değiştirdiler.. başardılar bunu.
bugün eğer yatağında castro hala "fön çektirmeden güne başlamam aga! turgut ve ibraam yoldaşlarıma selam olsun!" diyorsa, chavez berberini gittiği her yere götürüyorsa, varın siz düşünün işte nelerin başarıldığını.. ağlıyörüm yine.