eserlerinin topunu birden hülasa edecek kelime:
yavaştır.
coşkun akan ırmaklara, bendini çiğneyen derelere bir ıslah davetiyesi uzatır kendince (yer/yemez kendi bilir)... böyle bi iddiası yoktu ise de sözler oraya varıyor, aşikâr yani..)
sinirlenmeden,
havalanma havalarını alırım isimli parçasının sözlerine muzik1.com'dan müracaat.
(16 dakika süren mega oyun havası adlı eserinde ilk 8 dakkikasında oynatır, gaşıkları gırdırır angara'nın goçlarına..
sonra keyborgdan gelen ritim sesi, 'bir eko-bir eko'
anadolu ekspresi efektinde akar ki gecenin bir yarısı eskişehir civarında ekser uyanık yolcular için zamanı durduran bu ritim, istisnasız bir mazi muhasebesine sevk eder insanı. bu noktada şu uzun havayı bağlar arkadaş:
başım alıp gitsem bir yüce dağa, (yeryüzünün çivisi veya stabilizatörü olarak (bkz:
dağ) )
ordan evim ışıkları görünür m'ola,
küçükten muradına erenler aman,
bir daha murada erer mi ola. (.:burada insanın bilcümle muradını geçici dünya hayatına bağlamaması salık veriliyor, seziyorum:. )
son 8 dakikada da dünya hayatının bütün teessür verici (ölüm, hastalık, hısım akrabanın zevali, ayrılık, gurbet,..) hadiselere rağmen gaflete daldırıcılığını sembolize eden evir çevir, kıvır çevir salla bahsi malum olanlarca malumdur. (burada kına gecelerinde hop hop oynanır halbuki, halbuki, )
çok mu büyüttüm ben bu namığı ya? neyse.