ankara  sevmek   

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. sevdikten sonra bağımlılık yapar. aslında sevgi değildir ama. alışmışsınızdır. başka bir yerde yapamazsınız. sanki bulunduğunuz ortam size batar. ankaraya dönmezseniz huzuru bulamayacakmışsınız gibi hissedersiniz.
    (lillith, 10.01.2006 20:41)


  2. nefret etmek çözüm olmayacağından mecburiyetten doğan mantık evliliği gibi bir hede.
    (radiokaos, 10.01.2006 20:44)
  3. doğumdan itibaren her yıl tatillerde gelinirse bağımlılık yaratacak hadise. kışın apartmanlardaki o kaloriferin kokusu için bile gelinesi yer. öyle bir sevgidir ki bu, şehrin soğuğunun iliklerine işlemesi bile farklı gelir insana. ama şu da gerçektir ki sadece tatillerde gelinirse olacak olaydır bu. arada bir burda yaşasam ne olurdu diye düşünüyorum da, çekilmezdi gerçekten. çok sıkıcı gelirdi bir zamandan sonra.
    (gatorade, 10.01.2006 22:26)
  4. (bkz: zor dostum zor)
    (psychick, 10.01.2006 22:56)
  5. (bkz: ankara da aşık olmak)
    (sycrone one, 10.01.2006 22:59)
  6. yılmaz erdoğnaın dizeleriyle söz konusu durum gayet belirgindir. şöyle ki : "ankarayı sevmeyene bir zulümdür neden bu kadar çok insanın ankarayı bu kadar çok sevdiğini anlamadan ankarada yaşamak."
    anlaşılması sevmekten daha zor olan durum.
    (betty blue, 10.01.2006 23:03)
  7. eğer gerçekten çok değer verdiğiniz biri ankara'da ise, değil ankara'yı sevmek; ankara'ya aşık olmak haline bile dönüşebilir.
    (corwin, 13.01.2007 01:11 ~ 14:09)
  8. çok uğraştığım ama başaramadığım eylem. insanın kendisini tam bir ölü olarak hissettiği bir şehri sevmesi imkansızdan da imkansız. caddeleri, binaları, insanları boğar oraya gideni; nefes bile alınmaz.

    (bkz: izmir)
    (adenozin tri psikopat, 13.01.2007 01:15)
  9. memur zihniyetini yansıtan istanbuldan sonra insana inanılmaz düzenli gelen başkent, şehir dinamiklerine uyabilen insanların yapabileceği eylem
    (46 kromozomum, 13.01.2007 01:17)
  10. (bkz: ankara yı özlemek.)
    (glacier, 13.01.2007 01:18)
  11. çocukluğumun sırlarını yükledikten sonra bir sevgiliden ayrılmaktan, bir anneden ayrılmaktan daha zor, omuzlara garip yük bindiren bir fiil olduğunu anladım ankara'yı olduğu yerde bırakıp gitmenin. bu cümleyi bir çok insana kurdurabilmeden, kendi kendine anlam yükleme becerisinden, durağan gözüken ışıklarından olsa gerek, şu ankara'yı sevmek.
    (aye aye, 13.01.2007 01:30)
  12. ankarasevmek kolay değildir. nazlıdır biraz.
    herşey sevene kadardır ama ankarayı sevmeye başladıktan sonra kesinlikle ve kesinlikle bırakılamaz ankara. herşeyi sevilir, herşeyine anlam yüklenir, bir tutku haline gelir.

    ankarayı sevmemek de zordur. yılmaz erdoğan ankara şiirinde şöyle anlatır:

    ankaraya
    öyle yakışırdı ki kar
    çok yabancı bir soluk duyulur bazı
    bilinmez bir dilin ıslığından
    anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
    öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
    bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
    (semih cumhuriyeti vatandaşı, 13.01.2007 10:55 ~ 10:56)
  13. tarihsiz bir şehre bağlanmak, oluşacak tarihine sıcak bakmaktır. tek tipten kurtulacağına inanmaktır.
    (medeniyetsiz, 13.01.2007 13:06)
  14. istanbul istanbul diye basbas bağırılan bir ülkede, o kadar güzelliğe, o kadar boğaza vesaireye karşılık yine de evinizi, düzeninizi, memur zihniyetli insanları ve ilik titreten ayazını özlemektir bu toz grisi şehrin..
    (inflack, 14.01.2007 01:18)
  15. kara kuru, denizi bırakın nehri bile olmayan, var olan göllerini de yok etmeye çalışan, gri düşüncelerin - havaların - insanların bulunduğu, saplanıp kaldığım, ne aradığımı asla bilemediğim ve kaçamadığım ama asla ait olmadığım yer için söylenmiş yalan yargı.
    (şehzade mustafa, 12.02.2007 12:48 ~ 09.05.2007 13:53)
  16. ruhi dalgalanmalar, baba evinde bunalmalar, güzel geçmiş öğrencilik yıllarının zihinde bir an canlanması sonucu zaman zaman varılabilen yanıltıcı düşünce.

    esasen, şehr-i ankara asla sevilmez, sevilen ve özlenen anılar ve arkadaşlıklardır. hele hele de yeşil çayırların, güneşin her günbatımında kendini denize sakladığı sahil kasabalarının, denize nazır aylak çay bahçesi esintilerinin bağrından kopup gelmiş bir göçmenseniz; çocukluğunuz bir bahçeden bir bahçeye özgürce koşup saklanbaç oynayarak geçtiyse bu şehir boğar, sıkar ve bayar sizi.
    (strange fruit, 06.07.2007 14:45)
  17. ankara'nın bir ad aktarması olduğunu, başlığın aslında ankara'yı sevmek değil ankara'daki insanları sevmek olduğunu düşünmek ve "evet seviyorum" diye cevap vermektir. ankara'daki insanlar derken de herkesin aklına gelenleri kast etmemektir. izmir'den ankara'ya bakmak böyle bir şeydir. ankara'yı sevmek faydalı bir şeydir.
    (negatif, 06.07.2007 15:16)
  18. istanbul'u tanıyana kadar olabilecek hadisedir.

    edit: teşekkürler seri eksici ankaraseverler *
    (karambakaravita, 06.07.2007 16:27 ~ 10.07.2007 14:03)
  19. istanbul'u tanıdıktan sonra olacak hadisedir.
    (twinkle, 06.07.2007 16:30)
  20. bir şehir içinde yaşanılanlar sayesinde sevilir, hastası olunur ve sonra ayrılınca özlenir... ankaradaki arkadaşlıklar daha bir başka yaşanıyor bence. insan insana yöneliyor ankarada. denize, doğaya ya da içine değil.
    dostluklar bir başka yaşanıyor bu yüzden ankarada.
    şu an amerikada yaşayan ve zamanında ankarayı pek de sevmeyen bir arkadaşımın sözüyle bunu kanıtlıyorum: abi ankarayı özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi.
    (semih cumhuriyeti vatandaşı, 06.07.2007 16:33)
  21. içindeyken pek farkedilmeyip sonradan dışına çıkıldığında farkedilen hadisedir...

    öyle ahım şahım bir sosyal hayata veya orjinal kişiliklere sahip olmasa da sakinliği ve düzenliliği bu durumu yaratan en büyük sebeplerdir. etraftakilere takmadan veya ihtiyaç duymadan, kendi kendine rahatça yaşanabilmesi de ayrı bir artısıdır...
    (ageblood, 06.07.2007 16:37)
  22. sabahın 6'sında buz tutmuş yolların üzerinde kar tanelerinin sertleşip üzerinize yağmasına rağmen içinizdeki soğuğu günün üstüne yazan giriş yazısından dolayı acı çekmeden içinize çekebiliyorsanız, sessiz sakin sokaklarda hiç bilinmedik bir yerde kendinizi hissedip, geçtiğiniz ara sokaklarda kaybolma telaşı yaşadıysanız orada bir yeni olduğunuzda, süslü mekanlarının üzerinde kocaman menüler eşliğinde yumuşak zamanlar erittiyseniz ve o şehirli olmamanıza rağmen o şehire gittiğiniz birkaç seferde atom gibi orada parçalandıysanız, seviyorsunuz, çok uzakta bir sokak lambası olarak kalmak zorunda kalsanız da bir süre sonra.
    (buz gibi soguk su, 06.07.2007 16:42)
  23. (bkz: ankara da aşık olmak/@661421)
    (sycrone one, 06.07.2007 16:57)
  24. ankara'nın en çok dönüşü sevilir.. ankara'dan istanbula dönüş muhteşemdir..
    (coolvoice, 06.07.2007 17:20)
  25. istanbul u sevmekten daha zor birşeydir. istanbulda deniz vardır, istanbul un büyüleyici bir havası vardır. ama istanbul a karşı sevginiz, aşkınız platoniktir.
    ama ankara öyle değildir. sizin onu sevdiğiniz ölçüde ankara da sizi sever, ve nereye giderseniz gidin ankarayı özlersiniz. ankara nın kırılgan, sakin, biraz hüzünlü, zaman zaman yavruağzı ama genellikle gri ruhunu özlersiniz.
    ankara yı sevmek karşılıklı bir sevgi, seviyeli bir ilişkidir.
    ve eğer ankarayı seviyorsanız; istanbul yaşanılacak değil sadece gezilecek bir şehirdir.
    (tvde ilk kez, 06.07.2007 17:46)
 sayfa  / 3