pembe küçük dudağın, söyledi şarkımızı
indi bahar ankara'nın sisli yamaçlarına
içli sesin ah ne kadar açtı gönül yasımı
her gören ağladı kalbini bağladı dalgalı saçlarına
söyledim aşkımı ben ankara rüzgarına
olmadı kaldı benim her hevesim yarıda
her gören ağladı kalbini bağladı dalgalı saçlarına
önce biraz gülecek, kalbe ümit katacak
söz verecek, gelmeyecek, hep seni aldatacak
sev diyecek, sevmeyecek, hep seni ağlatacak
boş yere ağlama, kalbini bağlama, ankara kızlarına
söyledim aşkımı ben ankara rüzgarına
olmadı kaldı benim her hevesim yarıda
boş yere ağlama, kalbini bağlama, ankara kızlarına
şahane sincan havaları dolu karışık albümler dizisi. üniversitede ev arkadaşımın bir yerlerden bulup getirdiği, müzik setini marshall amfisine takıp apartmanı inletip evi düğün salonuna çevirdiğimiz uzun saçlı piercingli abilerimize ankara havası oynattıran birincisi de ayrı güzeldir.
uzunca bir dönem trt1 'de yayınlanan sanat müziği ve halk müziği ağırlıklı müzik eğlence programı idi. sunucuları başlarda sümer ve serap ezgü çifti (o zaman evliydiler) iken sonra yerlerini sakir oner gunhan ve nursaç öner günhan çiftine (onlar hala evli) bırakmışlardı. tek kanallı tv günlerine dair neşeli bir programdı.
mustafa albay sözü eline almış ciddi ciddi konuşuyordu.
mustafa albay: şimdi birde tabii öte yandan geçen hafta sonu şırnakta 4 tane pkklı itirf etti ve dedi ki bize abd kandil dağında silah dağıttı.
emin çölaşan:öhö öhö
ma: ayrıca ıraka girmeme koşulunu da abd istedi ve bu
eç: öhöhhhöhhöhh
ma: hükümet bunu kabul etti. şimdi şunu açıklığa kavuşturalım...
eç: köh köh köhöhğhöhğhhhöhh
ma: helal olsun abi ya. su veriyim mi?
avrasya türk kanalında her pazar yayınlanan, emin çölaşan ve mustafa balbay'ın birlikte sunduğu program. bugün yaptıkları yayında mustafa balbay sorguda kendisine sorulanları anlatmış, hayret ettirmiştir. bir okuyucunun kendisine gönderdiği faks hakkında bile sorgulandığını söylemiştir. sorulan sorular acı acı güldürmüştür maalesef.
bu bir ankara hatırasıdır ankara işidiir
yıllar önce delikanlılar en hızlı zamanlarında kızılayda
en hızlı anılarını kızılay kaldırımlarına çakarken
boy boy boydan boya delikanlılar
en hızlı durumlara başlamadan önce birbirimize şöyle bir bakıp
e bu mendili icad edeni ne ne yalıca ya
ya ya ah gıdı gıdı meh meh
bu bir ankara usülüdür ankaradan çıkar
yeni olsa ne eski olsa ne çıkar
delikanlılaar ben biz onlar
aaa bak daha ne var
en hızlı zamanında ankaranın sevdik birbirimizi
sen ve ben belki çok erken
ama çok yakındık birbirimize
bir kız ve bir erkek
çıııığ gibi yağdık ankaranın üzerine
e bu mendili icad edeni ne ne yalıca ya
ya ya ah gıdı gıdı meh meh
kaldırımların dili yok onlar söylemez
biz söyleriz onları nasıl çiğnediğimizi
sabahaaa karşı fırından ekmek alıp yediğimizi
içtiğimizi sevdiğimizi sevildiğimizi
aslında bi hikayemizi anlatmaya kalksak
zamanın beyni ağrır denizler kurur
peh eh eh
en hızlı durumlara başlamadan önce birbirimize şöyle bir bakıp
e bu mendili icad edeni ne ne yalıca ya
ya ya ah gıdı gıdı meh meh