kalitesiz,seviyesiz,kırodan bozma kendini şarkıcı diye adleden birkaç insanın yaptğı ; melodi ve sözlerinde hiçbir anlam bulunmayan ayrıca müzikten zerre anlamayan insanların dinlediği saçma ouyn havalarına verilen genel ad.
delirme anlarında hobaa nidasıyla dinlenen ahmet beyler de gelmiş şeklinde repliklerle eşlik edilen şarkılardır...ardından ötenazi istiyorum diye bağırmak da ayrı bir keyif vericidir
ankara düğünlerinin, eğlencelerinin vazgeçilmez fon müziğidir.
ankara dışında doğmuş büyümüşlere pek bir banal gelse de, o sürekli aynı melodi ve ilginç sözlü şarkılar ankaralıların büyük kısmı tarafından bağırlarına basılır. türkiye'de en çok satan albümler genellikle "ankaralı x" ekolünden gelen sanatçılarındır.
ankaralılar bu albümlerden bir tanesini evinde, bir tanesini arabasında, bir tanesini de yedekte tutarlar bozulursa normal kaset falan diye.
eğlenceli sözleri vardır, bir düğünde bir köşede oturup sadece sözleri dinleyip bunlar üzerine düşünerek bile çokça eğlenebilirsiniz. genellikle açık saçık sözleri bulunur bu şarkıların ama en muhafazakarı bile rahatlıkla dinler bu şarkıları. rahatsız etmez kimseyi.
bu havayla da en güzel oynayanlar genellikle ayaş'tan çıkarlar. öyle ki bu güzel oynayan ekipler, yaz döneminde o köy senin bu düğün salonu benim dolaşır da dolaşırlar. çok pis paralar kaldırırlar bu işten.
neyse bir ara yazacağım ankara düğünleri yazımda daha ayrıntılı olarak değinirim inşallah.
yerel rep müzik sayılır.ankara pavyonlarının değişmez müziğidir.yoğunlukla ankara ve civarındaki illerde çalınıp söylenmesine karsın iç anadolunun yerel müziği sayılır.ankaranın kuraklığına ve boşluğuna uygun bir tarzdır o kadar boş ve saman tadında bir yerdirki burdan başka ne şarkı türkü çıkar dedirtir insana.bu ancak ankarada bi süre kalındığında anlaşılır.her taraf çorak boş kuru kuru ve gene kurudur.şarkı sözleri her seferinde aynı melodinin üstüne yazılır söyleyen kişi ne kadar saçmalarsa ne kadar argo ve ayılığa kaçacak biçimde şarkısını söylerse o kadar sevilir bu durum birebir kırıkkale içinde geçerlidir daha daha işkenceye dönüşen hali burda iyi görülür.kırıkkale yurtkur minübüsünde minübüsçünün gerzekliğin sınırlarını yeniden çizen bir türkücüyü sesi sona kadar açıp "yiyey goçhum ne guziel diyiveriyo nıhahahahahaha" diye yol boyunca beynimizi zikerek dinlettiği günü ömrüm boyunca unutmayacağımı biliyorum.fakat süper bir istisna vardır o da neşet ertaştır o da pekçok türküsünde bu tarza yaklaşıp saçmalasada her güzelin bir kusuru vardır dediğim gibi istisnadır.başka istisnalarda vardır elbette güzel söyleyenler tabiki vardır.ancak dokuza çıkan adlarını 8 seviyelerine indirebilecek kadar öne çıkamazlar.
sabahları dondurucu, öğlen yakıcı, akşam gene dondurucu. tipik bir karasal iklim.
bu iklimden etkilnen yerel müzik oldukça hareketli ama anlaşılmaz şekilde sinir bozucudur. hareketli olması hadi ısınırız filan diye bir düşünüştendir büyük olasılık. sinir bozucuolmasıda heralde sadece ankaralıların ısınmasını istemelerindendir. (ne bağlantı oldu beh)
orospu ruhludur.gecesi ve gündüzü arasındaki uçurumu her sabah akş eder insanın suratına.
acımasız bir şeytan yamağıdır.kavurur öldüresiye.
derin derin soluyamazsınız. kışın ,genzinizi yakar ,kekremsi bir tat bırakır ağzınızda.
rüzgarı hep ensenizde hissettirir.hep savuracak gibidir ve asla ait olmanıza izin vermez.en nihayetinde sevgiliye sarılma sebebidir.
yazısını bile okuyunca oynama hissi veren memleketimin havası*
genelde oyun havasıdır bunlar yani ankara havası deyince bu akla gelir
ama bence ankaradan çıkan ankarayı yaşamış insanların dile getirdiği müziktir, illa ankaralı bilmemne yapmak zorunda değildir (bkz: ankara da aşık olmak).
temposu hızlı, hareketli oyunlar eşliğinde, el şaklatarak dinlenebilen; ankara ve yakın çevresinde fazlasıyla dinlenen müzik türünün havalı aktarım şeklidir.
bestesi hiç değişmeyen, abuk sözler yazılarak yazılmış şarkılar bütünü. ilk başta ilginç gelebilir, ama 2 şarkıdan sonra kulağa tek gelen aynı saz tıngırtısıdır. arada sırada bıçkın ankara gençleri arabayı sağa çekip müziği sonuna kadar açıp kenarda dayanamayıp oynamaya başlarlar. normaldir, garipsenmemelidir.
kupkuru havaya alışkın olmayanlar için cilde büyük zarardır. aman nemlendiriciyi ihmal etmeyin,yoksa 3 yıl sonunda yılın gözenek güzeli seçilebilrsiniz...
soğuktur ulan soğuk. dün akşam 8 gibi 1-2 dkka kedi seveyim dedim, elim hissizleşti resmen.hatırlatırım kasım ayındayız henüz, bunun daha aralığı var ocağı var... var oğlu var.
ankara'da geçirdiğim 5 yılda ikiye ayırdığım gruptur. bir kısmı sadece bel alatı çalışırken bir kısmı daha nezih şarkılar yapar. piyasada bolca türü vardır. bazıları: ankaralı namık, sincanlı oğuz, beypazarlı reco, ankaralı turgut, ankaralı yasemin, güdüllü, çubuklu yaşar,çankırılı kemal vs.dir. eskilerden dana kadir isimli bir ankara havası oyuncusu varmıştır ki aranan isim olmuştur. daha sonra vurulmuştur kendisi. seni gidi topal ve ayaş yollarından aştım da geldim favorilerimdir. goçlara selam olsun.
baya enternasyonel esanslar taşıyan bir havaymış bu ankara havası. şu an ikamet ettiğim mekanda benimle beraber 6 ispanyol 3 portekizli 2 kanadalı 2 suudi arabistanlı ve bol miktarda polonyalı teksaslı ozcanla, çıtır burhanla, eryamanlı ferhatla coşuyor. bizi birbirimize bağladı ankara havası.
şimdi televizyonda ankaralı turgut, hoplayıver çekirge falan çıktığı zaman siz onu şaka zannediyorsunuz dimi?
ben öyle zannediyordum eskiden komik olsun diye yapıyorlar sanıyordum.
buyrun ankara'ya, insanlar o müzikleri duyar duymaz kendinden geçiyor.
ankaragücü tribünleri çok mu küfür ediyor, basarlar ankara havasını bir anda tüm tribün susup oynamaya başlar. yanınızda yörenizde efendi efendi oturan kelli felli adam bile birden kalkıp oynamaya başlar. çok acayip geliyor başta, sonra alışıyorsunuz.
çünkü biz ankara koçlarıyız diye bir şarkıda inanılmaz bir ciddiyet ile dans eden 50-60 yaşında amcalar gördükten sonra hiç bir şey beni şaşırtmaz.