1. şehrin kendi tek düzeliğinden yakasını kurtaramamış tek bir melodi üzerinden binlerce şarkı üretmeye imkan tanıyan yerel müzik olgusu...
  2. kalitesiz,seviyesiz,kırodan bozma kendini şarkıcı diye adleden birkaç insanın yaptğı ; melodi ve sözlerinde hiçbir anlam bulunmayan ayrıca müzikten zerre anlamayan insanların dinlediği saçma ouyn havalarına verilen genel ad.
  3. ankara düğünlerinin, eğlencelerinin vazgeçilmez fon müziğidir.

    ankara dışında doğmuş büyümüşlere pek bir banal gelse de, o sürekli aynı melodi ve ilginç sözlü şarkılar ankaralıların büyük kısmı tarafından bağırlarına basılır. türkiye'de en çok satan albümler genellikle "ankaralı x" ekolünden gelen sanatçılarındır.

    ankaralılar bu albümlerden bir tanesini evinde, bir tanesini arabasında, bir tanesini de yedekte tutarlar bozulursa normal kaset falan diye.

    eğlenceli sözleri vardır, bir düğünde bir köşede oturup sadece sözleri dinleyip bunlar üzerine düşünerek bile çokça eğlenebilirsiniz. genellikle açık saçık sözleri bulunur bu şarkıların ama en muhafazakarı bile rahatlıkla dinler bu şarkıları. rahatsız etmez kimseyi.

    bu havayla da en güzel oynayanlar genellikle ayaş'tan çıkarlar. öyle ki bu güzel oynayan ekipler, yaz döneminde o köy senin bu düğün salonu benim dolaşır da dolaşırlar. çok pis paralar kaldırırlar bu işten.

    neyse bir ara yazacağım ankara düğünleri yazımda daha ayrıntılı olarak değinirim inşallah.
  4. yerel rep müzik sayılır.ankara pavyonlarının değişmez müziğidir.yoğunlukla ankara ve civarındaki illerde çalınıp söylenmesine karsın iç anadolunun yerel müziği sayılır.ankaranın kuraklığına ve boşluğuna uygun bir tarzdır o kadar boş ve saman tadında bir yerdirki burdan başka ne şarkı türkü çıkar dedirtir insana.bu ancak ankarada bi süre kalındığında anlaşılır.her taraf çorak boş kuru kuru ve gene kurudur.şarkı sözleri her seferinde aynı melodinin üstüne yazılır söyleyen kişi ne kadar saçmalarsa ne kadar argo ve ayılığa kaçacak biçimde şarkısını söylerse o kadar sevilir bu durum birebir kırıkkale içinde geçerlidir daha daha işkenceye dönüşen hali burda iyi görülür.kırıkkale yurtkur minübüsünde minübüsçünün gerzekliğin sınırlarını yeniden çizen bir türkücüyü sesi sona kadar açıp "yiyey goçhum ne guziel diyiveriyo nıhahahahahaha" diye yol boyunca beynimizi zikerek dinlettiği günü ömrüm boyunca unutmayacağımı biliyorum.fakat süper bir istisna vardır o da neşet ertaştır o da pekçok türküsünde bu tarza yaklaşıp saçmalasada her güzelin bir kusuru vardır dediğim gibi istisnadır.başka istisnalarda vardır elbette güzel söyleyenler tabiki vardır.ancak dokuza çıkan adlarını 8 seviyelerine indirebilecek kadar öne çıkamazlar.
  5. bir örnek;

    "motor geliyor motor
    hani bunun cakası
    evde galan gızların
    ben olaydım gocası"

    ne bilim çok hoşuma geldi.

    hamiş: koca istemiyorum.