16 sı meşhurdur *. öğretmenleri uyuzdur *. lakin spor salonunun üstü akşam çok güzel olur. yurtlarda da cam pencere yoktur, rüzgar odanın içinde eser. * kimse kimseye karışmazdı bizim zamanımızda en sevdiğim yanı da oydu okulun..
ilk 10'a 100 kişi sokan aynı müdür bir istiklal marşı öncesi klasik hale gelmiş uzun konuşmalarından birini yapmak için tahta platforma çıkar.konuşma esnasında bir telefon sesi duyulur.müdürümüz hemen tepki vererek söz konusu öğrenciyi uyarır:
"evladım o telefonu kapat!"
fakat değişen birşey olmaz ve telefon çalmaya devam eder.tekrardan:
"kime diyorum kapat o telefonu!"
telefonun ısrarlı çalışşarı susmayınca müdürümüzün kafasında bir şimşek çakar ve elini cebine götürür.çalan telefon cepten çıkarılır ve tüm öğrencilerden bir kahkahayla beraber alkış sesleri yükselir.
yemekhane, spor salonu ve kütüphanesine yüz milyarlar harcanmış(eğer müdür bizi keklemiyosa) ama yine de adam olamamış güzel okulum.laboratuvarlarında hiç bir lisede bulunmayan mükemmel aletler çürümeye terk edilmiş yada birazcık ilgili hocaların elinde oyuncak olmuştur.öğrenciye sorsanız şunun adı ne diye hayatta bilmez.
en güzel yanı, ondan kaçması olan okul.
bir diğer benzeri bakırköyde bulunan okul.
herşeyin çok ciddi olduğu, mizahtan yoksun okul.
delinin birinin deneyi olduğunu düşündüğüm okul.
normal insanlardan uzakta dağın başında olan okul.
19:30-20 arası topluca voltaya çıktığımız okul.
allah kimseyi düşürmesin amin...
hayatımın hem en güzel hem en kötü günlerini aynı anda yaşadığım yerdir..çok şey katmıştır ama çok şey de götürmektedir...ağlarken gülebildiğim,dostlukları sımsıcak olan,sabahlara kadar muhabbette sınır olmayan mekandır.kantini,keşhanesi,ormanı bi başkadır.
ama bunlara rağmen fosilleşmiş ve zavallı denebilecek bir zihniyete sahip öğretmen kadrosunun elinde çar çur olmaktadır.
yazıktır..
öğretmenleri son derece kompleksli, ''siz sınavla geldiyseniz biz de sınavla geldik'' diyen öğretmenleri olan okul. fakat öğrencileri bir o kadar komplekssiz, zeki ve efendidir. hele bir ahmet sefa yeter diye 2008 okul birincisi olan bir öğrencisi vardır ki harika ötesi mükemmel bir kişiliktir. ea grubundaki arkadaşlarına matematik ve geometri anlatırdı.
acayip bir okul. okuduk bitti, hala ne zorumuz vardı da kalktık gittik bu okula diyorum. işin ilginç yanı millet büyük beklentilerle gelir bir şey bulamaz pek. sen bunlara afl'yi kötüleyince de hak vermezler. geriye bakınca hissetmediğin tek şey monotonluk olur, millet annesinin evinden uyanır gider lisesine. sorumlulukları azdır, gençtir daha takılır gider. afl'liysen yaşının gerektirdiğinin çok daha fazlasını yaşarsın. tabi genelleme yapıyorum ama afl li 3 e ayrılır diyeyim hemen. öncelikle tosbik dediğimiz güzel insanlar varki geldikleri gibi gider bunlar, bazıları yurt hayatından uzak hiç biryere bulaşmayan tiplerdir, ender olarak sosyal aktivitelere, ki say say bitmez!, katılabilirler. okulun gururu, olimpiyatların vazgeçilmez isimleridir. ikinci grup okulu olduğundan farklı bir kalıba sokmaya çalışan, ailesinden ayrılma meselesini avantaja dönüştürüp bol bol ankara turu atan kişilerdir. bunlar okulun neşesi bazı hocaların dedikodu kaynağıdır. iyi ki varlar gerçekten. bu grubun bazı üyeleri özellikle 5 ken olayı abartabilir, öne çıkan 2-3 tanesine uzaklaştırmalar sevgili tevfik tarafından verilir. 6 olunca öss ydi şuydu buydu derken uslanırlar. tabi okul boş kalmaz, arkadan gelen yeni dinamik 5 ler açığı kapatır. bir de öyle bir grup vardır ki mezun olduktan sonra bir yıl geçmez isimleri unutulur. aflden gelip geçen sınıf içinde ruh gibi dolaşan tiplerdir. hakkaten pek bir şey yazılmıyor bu kişiler hakkında.
bir de afl nin ne yazikki hiç değişmez üyeleri var. demirbaştırlar, evet hocalar. onlar hakkında özel yorumlar da var lakaplar da var. onlardan da sonra bahsederiz. neyse yazı uzadıkça kendimi tuna kiremitçi gibi hissediyorum. yok okuduğum liseyi her fırsatta anlatan acayip bir tip değilim ben. hayır.
ankara'ya her kar yağdığında gitmek için can atılan okuldur. heryeri kar kaplar, huzurdur bu hali. etrafta kimse yokken sessizliği dinlemektir. arkadaşlarınız varsa yanınızda orman yoluna gidip poşetlerle kaymaktır, birbirini karın içine gömüp, vücudunun en ücra köşelerine kadar ıslanıp, yurda döndükten sonra saatlerce ısınamamaktır. kardan kadın yapanlara gülüp, soyunup fotoğraf çektirenlerle eğlenmektir. süper bi yerdir heleki kar yağdığında...
öylesine garip bir yerdir ki burası ;ismi hayatına paraleldir oradan uzak kaldığın yıllar boyunca. belki insanın büyüdüğü yılları burada geçirmesinin, ruhuna, kalbine sımsıkı yapışmasından kaynaklanır bu his. kışı ayrı güzeldir, baharı yazı ayrı. herşeyin tadı ona özgüdür orada. çünkü her yerin bir anısı vardır sende. özlenir hemde çok özlenir. arkadaşlıkları, yaşanmışlıkları özlenir. gözümü kapattım ;bıraktığım şekilde aklımdasın güzel okulum. hayatımdaki en güzel şeylerden birisi olacaksın her zaman.
lisede geziye gittiğimizde bir gece konakladığımız bizimki(tyfl) bahçeyse bunlarınki kampüs olur anca dedirten cinsten büyük bahçesi olan fen lisesi. iddalıyım bazı üniversitelerin kampüsünden büyüktür.
hı bide unutmadan lisede hocalar sürekli bakın ankara fen in, izmir fen in öğrencilerine öss ilk 100 290 e giriyor derlerdi ya zaten adamlar orayı kazanmak içinde ilk 100 e 200 e giriyorlardı lgs de. yani büyük başarı göstermiyorlar kanımca, yerlerini sıralamalarını koruyorlar o kadar dimi yani.
her sene türkiye'nin en gözde öğrencilerini almasına rağmen, herhangi bir yılda bir öğrenciden dahi öss derecesi çıkaramamasıyla ünlü okulumdur. ha sorarsanız bu öğrencileri üzüyor mu? hayır, çünkü çoğunluğu 285 ortalama etrafında dolaşır..
edit:en yavas kaplumbaga uyardı, afl zaten bireysel derece çıkaramıyor, hatalı yazmışım vesselam..