ankaraya dışardan gelen herkesin hayretle farkettiği gerçek.
bu dakikadan sonra defalarca ama defalarca tekrar edilir bu. sözlük ve bilimum ortamlarda tekrar edilip durulur.
örnek:
-abi ankarada deniz yok. burda yaşamak istemiyorum.
+burayı yazarken bilmiyor muydun arkadaşım.
+bence ankara gayet yaşanılabilir bir yer.
-deniz yok.
+evet.
-abi köşeyi dönünce denizi görmeyi özledim burda deniz yok.
+daralttınız ulan.
-denizi olmayan bir yerde yaşanmaz be
+denize ne hacet. bir kaşık suda boğarım lan seni.
-abi şimdi deniz...ankara...yok...
+(cossss)......
son olarak ulusa seslenerek bitireyim:
yok ulan yok anladık. ne diye ısrarla söylüyorsunuz onu anlamadık. biliyoruz, gene de seviyoruz. malım, zevksizim belki, anlamıyorum güzellikten denizi olmayan bir yeri bile sevebiliyorum...
ankara'ya
denizaltıyla gitme olasılığını sıfıra indiren durum.
yine de sıfır dememek lazım, bir kamyonun arkasına yerleştirilmiş denizaltı ile ankara'ya gitmek isteyenler çıkabilir.
kayseri'de de yok, kayseri bir şey diyor mu?
denizi olsa ankara'yı kim tutardı ama keşkelerle olmuyor.
(bkz:
halamın taşakları olsa amcam olurdu)
sorun teşkil etmeyen ankaranın karakterini tamamlayan bir durumdur. tıpkı adanada kışın 10 gün sürmesi gibi.
bir de nedense şehir dışından okumaya gelmiş ukala öğrencileri çok dürten depresyonlara falan iten bir durumdur. ankaradan defolunması ile çözülür bu da
tipik istanbul' lu tiribidir ankara' da...
kasvetin hüküm sürdüğü bir yerde denize hasret kalma durumu kasveti seven ruh halini daim kılan bir etkendir, şunun farkına bir varamadılar!
yoksa yok, ne demeye tiribal enfeksiyonizmdir de alır başını gider ki halusünasyonik vakalarda!
her ne kadar melih gökçek sıhhiye köprüsü civarlarına ve çeşitli alakasız yerlere farklı şekillerde havuzlar kurdurmuş da olsa, ankara denizsizlik gerçeğiyle yüzleşmesi gereken bir şehrimizdir. her tepenin ardından deniz çıkacakmış gibi hissettirip seraplar gördürtür adama topraklarına ilk ayak basıldığı dönemlerde. devamında da çeşitli medcezir manzaraları işte..
-baba niye ankara'da deniz yok?
+astılar da ondan yok oğlum, yoksa olurdu...
hatırla sevgili'de deniz harun'la konuşuyor:
- oğlum napıcaksın allah'ın ankarasında? denizi yok bi şeyi yok.
ankara denize alışanlar için böyledir evet. nolursa olsun denizi olmayan bir şehir sıfatından kurtulamaz. acı gerçektir.
sebebi ankara'da dağların denize uzak uzanmasıdır.
ankara'da gemi batmış kimse ölmemiş, neden? gibi iğrenç esprilere konu olmak zorunda kalan durum.
-ankara'da deniz yok.
+takdir ettim coğrafya bilgini.
-ankara'da deniz yok.
+hadi ya, bunca yıl biz var zannettiydik halbüse. hayallerimiz yıkıldı.
-ankara'da deniz yok, deniz yok, bi de deniz yok.
-ankara çok rerörerö, deniz yok. ayrıca o-sur-dum.
velhasıl, ankara'nın denize kıyısı olmayan bir memleket olduğunu ilkokul talebeleri bile bilir. bilerek ve isteyerek ankara'ya gelip, ondan sonra yok efendim denizsizmiş, deniz olmadan yaşayamazmış ayakları yapmayın ankara'da. çok seviyorsanız denizi gelmeyin ankara'ya. deniz yokmuş. hey allahım.
"ne var bunda sanki kaç tane şehrin denize kıyısı var ki?" şeklinde karşılık verilebilecek durum.
(bkz:
istanbul da deniz olması)
buna rağmen şampiyon adayı yüzücülere ev sahipliği yapması ise ayrı bir ironidir.
http://www.gazispor.gazi.edu.tr/...
kimine eksiklik olarak görünse de ankara böle güzeldir..denizi sevmekse amaç zaten bir sürü deniz kıyısında şehir var,buyrun sevin..ankarayı sevmek demek karakışını,binaların ve insanlarının griliğini sevmek demektir..martılar yerine güvercinleri sevmek demektir..
bir günde bu kadar çok giri girildiği için bi çok insanın yeni öğrendiğini düşündüğüm gerçeklik.
ankara'yı dünya'nın en süper şehri olmaktan çıkaran ayrıntı gibi gözüken ingilizler nasıl diyor ona,
fact.
cem uzan için yeni bir vaadin gerekçesidir.
(bkz:@1291338)
"yoksa yok uleyynnn" denilir, geçilir
odtü gibi bir kampusu bile 5 para etmez kılar
ankara ; ey iyi kalpli üvey ana demiş cemal süreya. deniz olsa başka bir şey olurdu, ankara olmazdı, iyi kalpli de olmazdı belki.
(scout, 11.06.2007 21:44)
ankara'ya gelerek bu acı gerçeği farkedip, ankara'da deniz olmadığı gerçeğini bilmeden, saf saf yaşayıp-giden ankarılar'ı bu acı gerçekle yüzleştirmeyi bir borç bilenlerce yapılan olağanüstü tespittir. oysa ankara'da deniz olmaması, illa deneme-yanılma suretiyle öğrenilmesi gerekmeyen bir gerçekliktir.
evet, ankara'da deniz yoktur ve önümüzdeki yüzyıllık süreçte de olması mümkün gözükmemektedir. bu gerçekle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor artık. bu gerçekliğin taaa ilkokul yıllarında hayat bilgisi derslerinde, hadi biraz kaz kafalıydık, orada öğrenemedik ortaöğretimde sosyal bilgiler ve coğrafya derslerinde farkına varmış olmalıydık. hiç mi öğretmediler sana çocuğum "haritanın üst tarafı kuzeyi, altı güneyi gösterir. ahan da bak türkiye haritasına, ankara tam orta yere lök gibi oturmuş.burada deniz olması namümkün.." anlatan olmadı mı hiç mini mini birken, üçken, beşken? nerden çıkıyor şimdi hayatın en acı gerçeğiyle yeni karşılaşmış gibi zınk diye "ankara'da deniz yok abi yaaa!" diye yakınmalar? hem konya'da da deniz yok ama gül gibi yaşayıp gidiyorlar işte. "konya'da deniz yok" saptamasına gerek duyan birini gördün mü hiç? ha "benim sosyal bilgilerim biraz zayıftı, ancak gelip-gördüğümde algılayabildim ankara'da deniz olmadığını" diyorsan o başka.. böyle durumda olan arkadaşlar için de, ankara yönüne gelen tüm uçak, tren ya da otobüslere "dur yolcu! bilmeden basıp-gittiğin yer ankara'dır ve ankara'da da deniz yoktur! son kararın mı?" şeklinde uyarı yazıları konulmasını öneriyorum ben, bizzat, kendim..
odtü yemekhanesinden bakıldığında karşıda kabak gibi duran vadinin inanılmaz derecede istanbul boğazına benzemesi, hele ki radyo antenleri vsnin olduğu tepenin de yüksek+antenli olmasından dolayı çamlıcayı andırması bu cümleyi istanbullular olarak bol bol sarfetmemize neden olur.
ne zaman baksak aha tepenin arkası deniz deyip deyip popo oluyoruz, yazık günah değil mi? oysa benzerlik olmasa, kimse bir şey demeyecek deniz ihtiyaçlarını küveti doldurup içine tuz atarak karşılayacaklar.
kim demiş ankara’da deniz yoktur diye. anıttepe’den aşağı indin mi denizi görürsün. kışın orada yoğun bir sis birikir. daha bir denizdir kışın anıttepe’nin arkası. sadece gidilip görülecek zaman yoktur, curcunadır, koşuşturmacadır derken. bazen martı sesleri bile duyulur, balık kokar ara sıra. hele yağmur da yağdı mı deniz havasından yenmez olur ankara.