merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • görseller

    • ankara da öğrenci olmak
  1. 1

ankara da öğrenci olmak

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. ''bu bir ankara havasıdır, yolu ankara'dan geçen anlar...''

    tam alışılırken bitendir.

    yüksel caddesinin ''sosyalist'' havasını ilk teneffüs ediş, gimanın önünde ilk buluşmalar, 'la bebe laa'' sözünü ilk kez duyma sonra hafiften kullanmaya başlama, karşıdan 2 kravatlı gelirken bak bunalar kesin memurdur denildiğinde ve adamlar da yanından geçerlerken tam ''hüsnü bey ben 657'ye tabi memurum'' lafı duyulduğunda ilk dumurunu yaşama gibi şehrin genel dokusunu yansıtan durumlar, olaylar insanı, ceteris paribus'tan hareketle hangi aidiyetten gelirseniz gelin mümkün olduğu kadar kısa sürede kendi rengine boyar.

    günler geçer gider..

    ve bir gün..
    neydik ne olduk be diye iç geçirilen bir günde asıl konusu ''4.sınıfların kendi kendilerine verdiği gazla fakülteyi babalarının tapulu malı gibi görme ve okulda kendilerini padişahın sol taşağı gibi hissederek dolaşma nedenleri üzerine bir alan çalışması'' olması gereken tez çalışması için bir kaç iyi adam olarak bir amfide toplanılır. konular aşağı yukarı birbirine benzediğinden kaynaklar ortaktır, hır gür içinde o benim şu senin diyerek tasnifleme işlemi yapılırken birden buruklaşırlar, iç geçiriler; ''lan daha dün gibi hatırlıyorum şu okul biter mi, şu ankara'da dört sene geçer mi dediğim günü''. gözler nemlenir, insanın burnu sızlar, sinirleri tel tel kaslarından çekiliyor gibidir. çünkü....... okulunun mına koyayım bu tez bitmez olum..duygusal duygusal nereye kadar.

    ama işte güzel şeyler ansızın olur ve onlar size başka anlar yaşatır derler ya. işte öyle birşey oldu o gün. bir defter bulduk. içine biraz göz attık. 0614.....numarasını görünce dedik ki bu bir birinci sınıf. 'sen yenisin galiba' deyip bisküvisini yiyesimiz geldi ama sadece defteri vardı elimizde. ve içinde bir mektup müsveddesi. ankara'da öğrenci olmayı samimice anlatmış kuzenine. kişilik haklarına saygısızlık olmasın diye isimlerini değiştirdim. noktası, virgülü herşeyi onan ait. çift paratezler benim, tek parantezler onun yorumları...


    ''selam can dostum gökçe’m!

    girişe bakıp aldanma sakın! öyle adam gibi mektup yazamam bilirsin neyse saçmalamaya başladım.:)
    buralarda havalar soğuk, eh biraz rüzgarlı, (kızım bırak havadan sudan muhabbet etmeyi) tamam bıraktım!
    beni görmen lazım kuzen sanki 1.sınıf değilim. çevre yaptım, 3-5 arkadaş felan.. yani anlayacağın okul no problem! yemişim okulu:) ((alttan dersler dürtüklesin de gör ebenin...))

    ama ankara’yı hiç sevmedim. bana ne ya ben istanbul’u özledim ((şımarık bir hasret)). istanbul karpostallarına bakıp hasret gideriyorum. he bir de bulunduğum yerde bir göl var ona da marmara muamelesi yapıyorum (muamele derken..) ((şaka şaka bundan önceki de çift parantez)). artık gerisini sen düşün.

    (ankara’nın hiç mi iyi yanı yok?) var olmaz olur mu? burası memur ve öğrenci şehri ((klişe de klişe)) hiç ayak takımı yok ((nah yok sen git bakalım ulus'a, çinçin'e köpeğe bile tecavüz ediyorlar)) bir adres soruyorsun hemen söylüyorlar. ama istanbul’da olsa ya düz git orda kime sorsan söylerler derler ya da yanlış adres verirler. ama burada düşün caddelerin ismi bile yok: 7.cadde145.sokak felan.((en sosyetik caddenin adını ver seni de matah sansınlar; girimiz de hediyedir @994760 )) ((o felan ne?))

    ayrıca çok da düzenli bir şehir. trafik sorunu yok ama ne yaparsın ki düzen bana ters. ((londra değil kızım burası arabalar sağdan gidiyor)) insalar burada alt ve üst geçidi kullanıyor. bense karşıdan karşıya geçmek için yola atlıyorum. gülme:) ((gülmüyor o gülmüyor sen devam et, gökçeee hımmmm!!!))

    (ya kızım özledim annemi, babamı, seni, sülaleni……((hala özlemek fiilinde misin))hergün haydi kalk gidelim bu şehirden şarkısını dinliyorum.) ((bu cümleyi neden parantez içinde yazdın??))
    ayrıca bu şehirde herkes kravat,takım elbise takılıyor. abartmıyorum seyyar satıcı simitçi falan bile..((abartıyorsun. yalancının diye başlayan yemin çeşitlerimiz var biliyorsun))
    (yuh!) ben de aynen öyle dedim ((telepatine hayranım senin))çok komik ya istanbul’da sadece bankacılar filan((gelişme var)) giyer.

    anlatacak çok şey var ama kağıtların kapasitesi belli,((sanki seninki de)) zorlamayalım değil mi? kendine istediğin gibi bak, sevildiğinin kıymetini bil…meclisten selamlar...

    elçin…………………………
  2. rahattır, keyiflidir. benim için sıhhıye ile beytepe arasındaki uzun yoldur çoğunlukla. öğrenci olduğunu anlamaktır; hiç bitmeyesidir.
  3. kampüste yaşamaya alışmak ve kızılaya sırf olgunlar ve karanfili ziyaret edip kitap, defter, kalem vb araç-gereçleri almak için yılda 2 kere(her dönem başı) gitmek gibi bir şeydir.
  4. hem zor hem de güzeldir.
    kışın o körüklü ikaruslarla beytepenin yokuşunu çıkmaya çalışmak
    sonra okul çıkışı bey kafeye tavla oynamaya gitmek
    kızılayda ceren'de kağıt oynamak..
    istanbul'dan izmir'den gelen arkadaşların ankara yorumlarını dinlemek...
    güzeldir ama güzel...
  5. toplu taşımaya türkiyedeki diğer bütün şehirlerdeki öğrencilerden daha fazla para vermektir.
  6. odtü'de farklı, bilkent'te daha farklı, hele ki dtcf'de her şeyden daha farklıdır.

    kimi elini kolunu sallayarak sınıfına gider, çevrede gezer, eğlenir, dolaşır. kimiyse dtcf'de, polislerin havaya ateş ettiği, bir korku fakültesi yaratmaya çabaladığı bir yerde öğrenci olmak da var.

    dtcf;
    yemekhanede yemek yerken kafasına satır yiyen arkadaşlarının kanları üzerine basarak fakülteden çıkmak var,

    kendinizi emniyet müdürlüğüne giriyormuş gibi hissetmeniz var,

    polislerin çantanızı didik didik ettiği, çoraplarınıza kadar dokunarak üstünüzü araması var,

    astımlı öğrencilerin biber gazı atıldığı anda 112'yi arayarak ambulans çağırması gerçeği var,

    okulun bahçesinde polisin havaya ateş açtığı bir yerde, dekanın halen daha polisten medet umması var,

    rastgele ateş açılması sonrasında, asla olmasın deriz elbette ama, biri ya yaralanırsa? bu da var...

    dtcf'de bir polis terörü gerçeği var...
  7. kampüse tıkılıp kalmaktır.
    dışarı çıksan gidilcek yer bir elin beş parmağını geçmez.
    her yerde koca koca alışveriş merkezleri,sevimsiz,gri ve soyut...
    erkekler için kısa şortla kızılaya gidememek...
    kadınlar için etekle sokakata rahat rahat dolaşamamak...
    kızılay metrosunun içinden gelen ezan sesini dinlemek zorunda kalmak...
    izmirliyim dediğinizde ön yargıların üstünüzde toplanmasıdır ankara da öğrenci olmak.
  1. 1