içe çekilen ve dışa salınan havaya ciddi ambargolar koymak. etraf da bundan hoşnut olacaktır.
iki elinin üzerine oturmak
bir iple birbirine bağlanan, o ip boyundan geçirilince biri göğüsten, biri sırttan aşağı sarkan reklam tabelaları vardır, bilirsiniz. işte bunlardan bir tane alıyoruz. yağlı boyayla ön tarafına "ankara memur şehri abi, gri şehir." arka tarafına ise "ankara'da deniz yokmuş yav. alenen deniz yok. hah hah." yazıyoruz. kızılay meydanına çıkıyoruz. öncelikle, söz konusu tabelalar soğuğu, rüzgarı falan süper kesiyor. sonra da cevval ankaralı kardeşlerimiz tarafından taşlar ve sopalar eşliğinde aşti'ye kadar kovalandığımız için iyice ısınıyoruz. hele bir de yakalanıp katran ve tüye bulanırsak, daha bütün kış üşümüyoruz. bu arada pompalı tüfekle kıçımızdan vurulmamaya azami dikkat sarfediyoruz elbette.
elleri karşılıklı dirsekleri kavrayacak şekilde tutarak bir geyşa misali ankara sokaklarında turlamak derdinize deva olabilir.
ha yok olmadı benim ayıptır söylemesi g.tümde donuyor diyorsanız ankaraya binip aşti-dikimevi arasında mekik dokumak gayet güzel bir seçenek olabilir.
7 yılını ankara'da geçirmiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, öyle bir teknik yoktur! ister kat kat giyinin, ister elinizin üstüne oturun ya da sobanın önünden ayrılmayın; illa ki sizi bulacak ayazdır. sakin, lakayt ve direngen bir ayazdır üstelik, yavaş yavaş çöker üstünüze.
ancak ankara'da yaşayanlara teselli olur mu bilmem, başkentin hemen batı komşusu eskişehir'in ayazını bir kere yiyen, ankara'nın soğunu bile mumla aramaktadır, bırakın içinden geçen porsuk çayı'nın donmasını, ani ısı değişikliğinden dolayı havadaki nemin kristallenip minik buz parçacıkları olarak şehre düştüğü görülmüştür.
cafer giyebilir erkekler.pamuklu pamuklu oh sımsıcak.
dışarı çıktığınızda yanınızdan kanyak eksik olmasın.
bugün ilginç bir tanesine rast geldim:
sokak ortasında iki tane
ankara bebesi, ısınmak için
ankaralı namık eşliğinde tepiniyordu.
ayakların üstüne bir sıcak su torbası, eller masa lambasının sıcak olan yerinin üstünde, sırtta yün bir ceket ve dizde de bir battaniye. evvet aynen böyle.
kestaneciyle geyik muhabbetine girmek. oh mis gibi.
elleri başka bir çift ele kenetlemek bazen yeterli olacaktır.
ankara ayazına bile, evet.
eğer hala ayazı o kadar hissediyorsanız, o elleri hemen çekin zaten.
içte body, tişört, penye uzun kollu bluz, üste kazak, üste içi tüylü polar kapişonlu hırkamsı bişey, üstte kalın palto, üste şal ile ahlatlıbel civarında rasathanede yani kalorifersiz bir mekanda saatlerce üşümeden durabilirsiniz. ha tabii bu arada alta 2 kat külotlu çorap, üstüne yün çorap, hatta yeni çıkmıştı, polar patikler ve botlar. elde de eldiven, bazen çift katlı olması daha iyi olur.
ağlatan bir ayazdır, polarlar ve eldivenler olmadan kış geçirebilene insan demem aşmış bir varlık olmuştur kendisi.
ha bir de, duydum ki çarpım yapmak beynin soğuğu algılayan bölgesiyle aynı yeri çalıştırıyormuş, abuk subuk çarpımlar yaparak ellerinizin kopma raddesinde donduğunu farketmeden de dolaşabilirsiniz. yemişim aşkı yaşasın matematik.
(sirona, 03.11.2009 21:38 ~ 21:41)
ısınılmaz efendim.
dışarı ufo koymuş bir reklamsever-hayırsever dükkan sahibinin dükkanının önünde ciğercinin önünde dolaşan kedi gibi bekleşirseniz başka ama...
dışarı çıkmamak.
çeşitli teoriler mevcut bu konuda lakin hiç biri tam anlamıyla sorunu çözebilmiş değil. ünlü bir düşünür bu konu da şöyle dedi;
...sohtuğumunu angarasının üşüsüüüü.
ankara ayazında ısınılmaz. ama ısınmak isteyenlere bir tavsiye verilirse soğuğu aklınızdan silin, sıcağı da silin denilebilir
melih gökçek in gülüşünün net yakalandığı bir fotoğrafı cebinde bulundurarak, her üşüdüğünde çıkarıp o içleri ısıtan gülüşüne hayran hayran bakarak ısınmak.. ısınma yöntemlerinin en etkilisidir..
(rospik, 03.11.2009 22:20 ~ 22:22)
deichman da satılan yünlü kalın patik gibi şeylerden alıp ayağa giymek ve çekomastik tabancasıylaa pencere kenalarını onarıp pencerelere sünger çekmek. önlemleri aldık önümüzdeki günlerde etkilerini inceleyecez artık ama büyük sorun ankarada öğrenci olanlar için.
dıştan ısınamazsın... ancak içinde yanan bir kor olacak, dışa doğru ısıtacak seni... aşık olacaksın ankarada. bu ayaza karşı koyabilmek için. iste o zaman bağrı açık yürüyebilirsin yüksel caddesinde, sonra güvenparkta oturursun mermer koltuklarda... vız gelir sana.
(bkz:
sıçmamak)
dikkat edin soğukla coşmuş bağırsak birden verallah edebilir kakayı.
dost kitabevine girip kitap alacakmış gibi dolaşmak hatta bulduğun en kalın kitabı karıştırıp arka kapağını okumak..
yoktur.
sadece teknik geliştirme çalışmaları vardır.
civciv tekniğidir. sokulun birbirinize sokulun.
(felan, 04.11.2009 12:26)