aynı kampüste bulunan ankara üniversitesi hukuk fakültesi öğrencilerine karşı bir miktar antipatisi olan öğrencilere sahip, büyük bir okula yakışmayacak derecede sığ bir kütüphanesi bulunan, çalışma salonu ise hukuk fakültesinin çalışma salonu yanında oldukça yavan kalan ama yer bulmak bir o kadar rahat olan okul. belli bir kantini yoktur, geniş hol boyunca bir sürü masa, sandalye vs. ile koridor kantin haline gelmiştir.
bir de o fotokopici pezevengi oraya herhalde geleni siksin diye koymuşlar, hem iş bilmiyor, hem dünyanın parasını alıyor ibne. eğer acil işiniz yoksa hukuk fakültesinin kütüphanesindeki fotokopiciyi tercih etmeniz şiddetle tavsiye olunur.
daha ikinci sınıftayken iki sene sonraki müfettişlik vs. sınavlarına çalışmaya başlayan,yaz tatillerinde 15 gün tatil yapıp geri kalan zamanlarını çalışarak harcayan insan topluluğunun okuduğu fakülte.
öss'ye insan olarak girip inek olarak çıkan insanları barındıran fakültem. 1859'dan beri bu topraklarda yaşayan insanlara hizmet edecek devlet görevlilerini en iyi şekilde yetiştirmek misyonuna sahiptir.
suya sabuna karışmayan bir öğrencisi olarak söyleyebilirim ki, kampüs bazında; kapı önündeki polisler yüzünden huzursuz, ancak içerideki illegalitesi yüksek insanlar yüzünden polise muhtaç bir yerdir. ota boka, haydiii eylem yapan, hadi eylem yaptınız, orayı burayı dağıtmayı kendine borç edinmiş vandalları barındıran bir okuldur. eylem yapma hakkınız var kardeşim, gün gelir, milliyetçiler türk bayrağı açar slogan atar, ertesi gün açıkça pkk'yı desteklediklerini sloganlarıyla belli eden, apo posteri taşıyanlar eylem yapar, kimsenin gıkı çıkmaz, özgürlük isteyen(!) bu iki tuhaf grup birbirleriyle kavga etmeye giriştiklerinde, ve hatta bazen aynı fikri savunan iki grup bile birbirine girebiliyor, ilginç, dekanlar polisi içeri aldıklarında herkes polise kabahat buluyor. sanırım savaş şartlarında eğitim görmeyi istiyorlar, anlamadım ben. mülkiye ile ilgili başka bir fikrim de var aslında, tahminimce bu olay çıkaranlar daha çok ilef'ten falan(tamamen kendi yargılarım ve ezbere konuşuyorum şu an, ilef'teki arkadaşlar lütfen alınmasın, kesin bir veri yok elimde sadece kendi fikrim bu) olmaktalar, sbf'nin içinde de var ateşli insanlar tamam, ama bakıyorum onlara, arkadaşlarıma, sanki onlar daha bir sakin, daha bir soğukkanlı insanlar. geçmişte, demirleri yokken, tamamen halkla iç içe bir okulmuş ayrıca sbf. çevre binalarda oturan bir teyze mesela, merak edip derse bile girebilirmiş isterse, bunu toplumbilim hocamız aykut çelebi'den duymuştuk. gerçekten de herkesin sevdiği güzel bir okulken, şimdi okuduğum okulu söylediğimde aldığım tepkilerden 3 tanesi beni zıtlıklara gark etmekte, 1)"vaayy, tebrikler, çok güzel bi okul", 2)"ya hacı orası anarşik kaynıyo be, orda okunur mu?" , 3)"olm manyak mısın orası faşo dolu lan, mitçi mi çıkan başımıza?"
dediğim gibi, cebeci kampüsün orasında burasında, kafası bir halta basmayan ülkücülerdi, komünist özentisi aptallardı, çok gördüm, ama sbf'deki çoğu kişi, fikri ne olursa olsun, karşısındakini dinlemeyi bilen, fikrini adam gibi, düzgüncene savunabilen düşünen insanlar. faşist diye, tkp li diye, yok bilmemneci diye fişlemeyin geleceğin aydınlarını. yetişiyoruz biz, çünkü mülkiyeliyiz.
edit: bu eseri en sevilmeyenlere sokan, yayında ve yapımda emeği geçen bütün düşünce özürlülere teşekkür ederim.
hayalimdeki fakülte olması sebebiyle (lakin hem alakasız bir üniversite, hem de alakasız bir bölümde okumaktayım) merak ettiğim, geldiğim, gördüğüm, derslerine girdiğim, hatta hocalarına sorular sorduğum ve öğrencilerini ufaktan kıskandığım fakültedir. eski havası kalmıştır, kalmamıştır ayrı konu. ama ne olursa olsun, zamanında önemli yöneticilerin, devrimcilerin çıktığı bir okulun havasını solumak bile ayrı bir güzellikti benim için.
kütüphanesinde, okuma salonunda sınav yapılan fakültedir. fianl döneminde tüllabın kütüphaneyi en çok kullandığı dönemde sınav olduğu gerekçesiyle kütüphane boşaltılır. sınavları bu fakultede 2 haftaya sıkıştırırlar sonra sınav yapacak yer bulamazlar..
ayrıca efsane hocaları git gide azalmaktadır. umarım alttan gelenler eskilerin yerini doldurabilirler.
vize ve final notlarının, teee yazdan beri belli olan akademik takvimde yazan tarihlerde 'ilan edilmemesi'ni de gelenekselleştirdiğini düşündüğüm okulcağızım.
site tasarımı konusunda ciddi anlamda hıyarzan bir oluşum. güncellenmiş tasarım eskisinden de beter, ders programını da kaybetmişler sağolsunlar; ders programı adı altında indirttikleri pdf'nin içinden ders listesi çıkıyor. ulan anladık, gus104 resim; iyi de kardeşim ben inkılap tarihi dersinin saat kaçta nerde olduğunu bilmedikten; ve ders kayıt olayının tarihi geçtikten sonra ders listesinin önemi nedir?
sbf liler için okuldaki bütün hocalardan daha ünlü sulhi abi gerçeğiyle,"önce mülkiye sonra türkiye"den biraz yitmiş,biraz ekisilmiş(!!) türkiye nin nadide üniversitelerinden biridir..
vize sonuçlarını koymuş olmaları gereken http://oibs.ankara.edu.tr adresine notları koyduklarını iddia eden ve fakat bizim bunu görebilmemiz için geçmemiz gereken kısmı(öğrenci no/şifre) geçmeyi başaran siyasallının olmadığı bir okul. şifreleri mi uçurdular naptılar anlamadık.
mekteb-i mülkiye 1859 yılında kurulur. cumhuriyetin ilanı, ankara'ya taşınması adının sbf olması falan. ama gerek öğretim üyeleri gerek mezunları ve gerekse öğrencileri sbf adını bir türlü benimsemez. okulun adı mülkiye'dir çünkü. üniversiteler falan kurulur, fakülteler o üniversitelere bağlanır, bu bile kabullenilemez. yani sbf@aü değil, aü@sbf 'dir işin doğrusu. 50'li 60'lı yıllarda (hatta 80'lerde bile var) sbf yayınlarına baktığınızda kocaman bir siyasal bilgiler fakültesi yazısı altında da küçük bir ankara üniversitesi yazısı görürsünüz. yani aüsbf değildir. sbf'dir. mülkiye'dir. sbf yazılı rozetin satışı, mm yazılı rozet satışına yıllar boyu ulaşamaz.
önce mülkiye sonra türkiye lafı eleştirilir, ama mülkiyelilerin birbirine bağlılığı hep takdir edilir. ta ki 1980'lere kadar.
kaymakamlık sınavına sadece siyasal bilgiler ve hukuk fakültesi mezunları girerdi. işte mülkiye'nin etkinliğini silmek için önce istanbul üniversitesi siyasal bilimler fakültesi'nin adını değiştirdiler. siyasal bilgiler yaptılar. sonra bütün iktisadi idari bilimler fakültelerini dahil ettiler. bir anda kaymakamlık sınavına 30-40 bin kişi girmeye başladı. sonra kps lgs nns rrs acaip bir sürü sınav.
şimdi sorarım size. kaymakam ve diplomat sadece ankara sbf mezunundan olabiliyor diye aü sbf'yi yazıyorsunuz, (o yıllarda) çok yüksek puanlar alıyorsunuz, (1984 yılında 520 eşit ağırlık... fen puanı da 477 idi, gazi tıp'a falan yetiyordu) sonra bir kanun bir kanun daha. koca mülkiye sıradan bir iibf haline nasıl getiriliyor... niyeymiş katil apo bu okuldanmış. niyeymiş fırsat eşitliğiymiş.
okul ile spor salonu arasına bir kafeterya ve çeşitli fotokopicileri barındıracak küçük dükkanlar yapılacağını görüp öğrendiğim, kütüphaneye giderkenki fotokopicinin de buraya taşınacağını duyduğum, mezun olmamın 8. senesinde hala kopamadığım güzel okulum.
ankaraya gittiğimde kapısında 2 saate yakın oturduğum ağlamamak için dudaklarımı ısırdığı en büyük hayalim olan çok büyük insanlar yetiştiren çok büyük okuldur.hayaldir,arzudur,candır.ama 2008 öss aramıza tam 2,684 puan koyarak beni bu hayalimden uzaklara fırlatmıştır.
okulum. düntyanın da en iyi okuludur bence. fazla salladım tamam ama. mükemmel bir yer ya burası. puanınız tutuyorsa kaçırmayın derim. bak benim nerelere tutuyordu ama buraya girdim niye? çünkü
"mülkiye" adıyla müsemma ve okumuş olmayı en çok istediğim okul.
nasıl teknik üniversite diyince itü gelirse akla, mülkiye diyince de ankara siyasal gelir.