madde ile ruhun -maddeye beden de dahil taş da- birbirinden ayrılabildiğini kabul etmeyen bir inanç sistemidir. ruhun maddesel varlığın bir parçası ve belli bir ölçüde kaynağı olduğu düşünülmektedir. ayrıca bu birlikteliğin günlük hayatta etkin bir rol oynadığına inanılır.
ruhun maddeden ayrı bir kavram olarak alınmaması, günümüzde materyalist felsefeyle yaklaştığımız her şeye bir spiritualizm katar, aynı zamanda spiritualizm anlayışımıza da bir maddesellik katar. örneklemek gerekirse, (farzedelim gerekti) taşlar, ağaçlar, kuşlar, insan bedeni genel düşünüşten daha soyuttur, aynı zamanda tanrı da daha somuttur.
bu yaklaşım sonucunda onun ruhu ölünce buna geçebilir, taşların ve denizlerin ruhundan bahsedilebilir. zamanında bazı dinlerde insan ölünce bedeninin ağırlık kaybettiğine dair bir inanış varmış, bu şimdi komik gelse de animizm'in altında yatan felsefeyi anlamamıza yardımcı olur.
semavi dinlerin aksine tanrılar ve insanlar arasında büyük farklılıklar yoktur. yahudiliğin başlarında, ibrahim'in tanrısının bu gün anlaşıldığından çok daha insani olduğu görülebilir. tevratı okuduğumuzda bunu anlarız, hatta bazı hikayeler komik gelir. yunan mitolojisinde görüldüğü üzere bu yaklaşım sonucu tanrılar yemek yer çiftleşirler, savaşıp ölürler falan.
çocukların yaşayan ve yaşamayan nesneler arasında ayırım yapamamasıdır. bu durum ben merkezliliğin bir yansımasıdır. kendisi, düşünen yiyen ve yaşayan bir varlık olduğu için çevresindeki tüm varlıkların onun gibi olduğunu düşünmektedir.
çocuk tarafından cansız nesnelerin canlı niteliğe sahip olduğu düşünülmesidir. çocuğun insani ve insani olmayan özelliklerin bakış açılarını kullanmak için uygun zamanı ayırt etmede zorlanmasına neden olur.