arkadaşlarla oturmuş bişeylere kahkahalarla gülerken,babanın yüzüne bakarken,kalabalık bi caddede yalnız yürürken aniden kendine uzaydan bakar insan,evet bunlar senin arkadaşların,bu adam senin baban saçlarındaki beyazları görüyor musun senin de payın var onlarda,bu caddeden belki milyon kere geçtin hala benim burda ne işim var diye soruyorsun,belki babanı değil,bu caddeyi değil ama arkadaşlarını sen seçtin.şimdi neden bu kadar uzaklar?mesele senin seçimin olması veya olmaması değil..mesele senin içinde.ancak sen çözebilirsin.elimi bırakma yabancı belki birbirimizi tanıyabiliriz o zaman bu meseleyi belki çözebiliriz
kalabalıklar içinde yalnız kalmak gibi bir şeydir bu. bir anda her şeyden soyutlanma sanki. bir anda orda olma nedenine dair beyninde bir şey bulamama.
sorgulamaların başlama anıdır o. "neden burdayım", "nerden geldimden" girer "ben kimim" e kadar gider bu. hiç bir şeyi anlamazsın etrafında olan. zaten duymazsın bile. benliğin ve sen başbaşa kalmışsınızdır. aniden olur bu.
bir anda.
az evvel kahkahalarla gülerken şimdi her şey yabancı.
her şey uzak.
insanın ne olduğunu şaşırmasına sebebiyet veren hissiyat. kaç senelik arkadaşına dikkatli dikkatli bakıyorsun bu çocuk kim diye. garip ya. neyse ki sonra geri geliyor beyin. aman yarabbi. gelmese balık aleyüselam gibin gezerdik yollarda. abav.
rüzgar tüm ürperticiliğiyle iliklerinde dolanır.
sağa döndürürsün kafanı, et ve kemiğin seviştiği ansın sadece.
ileriye baktığında görmeyi beklediğin ışık yok,
daha karanlık ve içinde sadece bir nokta olduğun kalabalıkta yürüyorsun öylece.
hep yabancı mıydım , hep bu kadar anlamsız mıydı herşey derken, hepsi birkaç saniye de gelip geçiveriyor.
tüm karmaşasıyla tekrar hoşgeliveriyorsun hayata.
-naber abi?
+iyi ya nolsun. ben de going to okul işte. but bi baktım i have forgotten my fuckin bag at home. so now,...
-çok ani olmadı sanki.
+yes, there was a transition period. anyways...
içine aniden kelimesi sızmış herşeyden tırsmak lazım bir kere. ben tırsıyorum ve devam etmek de niyetim. böyle de öğretiliyor bize.
neden mi?
en başta beklenmedikliği taşır, üstüne aciliyetinide ekler. kanıksanmaya niyeti olmadığı zaten ortada. uyum adaptasyon, kurtarıcı mekanizmalara sahnede rol vermez. müdahelenin erken biçimlenmesi gerekir. durum fiziksel veya ruhsal farketmez. sonuç aynı; patolojik. hepside ani kelimesinin alametidir.
ha konu yabancılaşma hissi mi? ardına yazılanın önemi bence daha sonrayadır. aniden dedin ya sen bir kere. gerisini doğru tanımlama, doğru insan ve yaklaşımlarla çözersin be güzelim! biçimin olmasına izin verme yeter. biçimin ucu çok açık çünkü.
people are strange when you're a stranger, faces look ugly when you're alone.
women seem wicked when you're unwanted, streets are uneven when you're down.
ven yoor sıtreeeync, feysis kam aut of dı reyn ven yooor sıtreeeync... dırım dı rım.
bkz:the doors - people are strange
kendi içine çöken insanların daha sık yaşadıklarını tahmin ettiğim his.
hele de geçim ehli biriyseniz karşınızdaki dostunuza, yakınınıza ayıktırmadan bu sendromu atlatmanın yollarını saliseler içinde ararsınız. kendinizden fedakarlık yapıp aynı samimiyette konuşmaya devam edersiniz. ünsiyetten mahrum kalmamış bir soğukkanlılıkla lafı toparlayıp yalnız kalabileceğiniz bir ortama geçiş yapmak iyi gelecektir.
gelir, ondan sonra gitse bile eskisi gibi olmaz diye biliyorum. canından çok sevdiğin insana yabancı hissedersin, yanındadır oysa, sarılıyordun tıpkı eskisi gibi. ama işte bir kere bozuldu mu bir kere o yabancılık çöreklendi mi, silinmiyor sanki.
olsa çok isterim. herşey eskisi gibi olsa.. ben de unutsam o da unutsa... yine en yakınımız olsak..
hayat yeniden bayram olsa.. bütün dünya buna inansa.. seviyorum hem de kalbim acıyana kadar. tam üç buçuk senedir seviyorum. bunun kimse için önemi olmasa da. hatta belki artık benim için bile önemi kalmasa, başka bir yola girip yürüsem bile, seviyorum, yabancım olsan tamamen o birdenbire yabancılaştığım adam silinip gitse de yavaş yavaş, seviyor olacağım en son nefesimde sadece seviyor, başka bişey değil.