|
|
- emmy ödüllerine 21 aday çıkaran ve birçok ödül alan ki içlerinde al pacino da var, bir televizyon dizisi.
emmy ödüllerine damgasını vuran yapım.
- ekim'de cnbc-e'de yayınlanacak olan dizi.
- üstad'ın ilk oynadığı tv yapımıdır.ilk dizisinde ilk kez aday olduğu emmy ödüllerinde en iyi erkek oyuncu dalında ödül alarak * ekim ayında cnbc-e'de yayınlanacak bölümlerini daha bi iştah ve hevesle beklememe yol açmıştır.
- içinde geçen her cümlenin çok anlamlı olduğu, homoseksüel ve aids kavramlarına çok gerçekçi yaklaştığından insanın içini bir yandan ürperten, diğer yandan burkan mini seri.
özellikle ilk bölümündeki rüya/halusinasyon sekansının tam anlamıyla bir yönetmenlik harikası.
bir quote:
i usually say fuck the truth, but mostly the truth fucks you!
- dün akşam* 22:00'de ilk bölümü oynayan* bu dizi.
(ephendy, 07.10.2004 15:08 ~ 15:08)
- ilk bölümüyle tüm izleyenleri şoka sokan destansı anlatım.
- çok yoğun,çok anlamlı,insan her cümlenin üstüne düşünüyo.
1985'de geçip,daha yeni yeni ortaya çıkan aids ve hastalarının dramını anlatıyor.usta oyuncular ustalıklarını bir kez daha gözler önüne sermiş.
- filmin yapım aşamalarını anlatan programda ropörtaj yapılan kişi herkes bir melek görmek istemiştir istemeyen yoktur dimi gibi bir söz etmiş bunun üzerine lan ben niye istemedim hiç acaba diye düşünmeme neden olmuş dizi...ayrıca ne yapım ben meleği madem görücem allahı görürüm dimi ama.
- gizli geyleri konu alan güzel dizi. 3. bölüm sonunda artık prior'a melek görünmüştür. kendisi prophet olmuştur.
- terkedilmiş cennet betimlemesi ile hafızalara kazınan son bölümde, al pacino'nun can çekişme rolü de olayda son noktadır. hele ki ölmeden önce "wait" demesi olağanüstüdür. bir de prior cennette meleklere derdini anlatırken arkada duvara yaslanan adam büyük bi ihtimalle tanrı'dır. fakat bunların yanı sıra sondaki mesajlar hakketen emanet durmuştur, yönetmen ve yazar bunun yahudi propogandası olmadığını açıklamaya çalışmışlardır fakat daha da batmışlardır. yahudi mahudi beni sarmaz ben sanata bakarım. muazzam. *
- yazarı tony kushner, yönetmeni mike nichols'tır. zira bu ikilinin de eşcinsel olması şaşırtıcı değildir. lakin dizi mükemmeldir, o ayrı.
- anlatılması zor destansı yapım.(bkz: gönül yarası) filminde olduğu gibi sürekli laf sokmaların ve hayat derslerinin verilmesi ile beni büyülemiş eser.dizinin bir bölümünde dizide sarsıntı olurken eş zamanlı olarak istanbul'da da deprem olmuş ve eşşede dedirtmiştir.
en akılda kalıcı tokat gibi olan diyalogda geçen şu cümle olayı bitirmiştir; it's law;not justice.türkçesi bu kanun;adelet değil!
- (bkz: jessica alba)
- televizyon ekranına çıkarılmasından 12 yıl ve devil's advocate(bu filmi neden soktuysam araya) filminin beyazperdeye çıkmasından 6 yıl önce çoktan yazılmış olup san francisco'da 1991'de sahnelenmiş oyundur.her ne kadar insanlar bu dizinin bir furyanın ürünü olduğunu düşünse de durum budur.sanat yapma isteği ve hbo'nun marjinalliği dışında herhangi bir etkenin dizinin çıkışında aktif olduğu düşünülemez.
hoşgörü lazım , diziye yüzeysel bakmamak için...
derdi tam olarak anlaşılamayacak bir yapımdır bu yüzden de..
- (bkz: meryl streep)
(bkz: patrick wilson)
- makyaj uzmanlarına mı yoksa meryl streep'e mi hayran kalınacağını şaşırtan dizi.
(bkz: http://www.themakeupgallery.info/...)
(bkz: http://www.themakeupgallery.info/...)
- al pacino nun tv tarihinde yer aldığı yegane yapım.
- "you the only part of the real world i wasn't allergic to" sözüyle beni kendisine iyice hayran bırakmış dizidir.
- (bkz: angels in vertigo)
- (bkz: naughty america)
- al pacino'nun rosenberg'leri idama gönderen gay avukat roy cohn'u canlandırdığı, meryl streep, justin kirk gibi isimlerin sanatı doruklarına taşıdıkları inanılmaz bir yapım. iki cd'de toplam altı chapter'dan oluşan tv filmi. ziyadesiyle uzun (337 dk.) olmasına rağmen izleyiciyi koltuktan kalkamaz hale getiriyor.
(wykka, 14.05.2008 13:56)
- bu dizi için iki seçenek sunuyorum;
1. dizinin kendisi bile ne anlattığını tam olarak bilmiyor.
2. ben gerçekten çok cahilim, diziyi büyük ölçüde anlamayacak kadar da salağım.
yoo hayır gerçekten salak olduğum konusunda ciddi ciddi düşünmeye başlamama sebep oldu bu dizi. çok uzun dialoglar, cennete uzanan alevden merdivenler, insanla sevişen melek, bütün erkekler gay, falan filan derken kafa zaten karıştı. aslında bütün bunlar yine normal sayılır. bana ne yaptıysa o bitmez tükenmez diyaloglar yaptı. siyasi tartışmalar, politik tartışmalar, ırkçı söylemler, en sonunda "ne diyo ulan bunlaaarr" diyip ileri sarmayı bile düşündüm diziyi ama yapmadım, bir yeri kaçırırım diye.
elimde ne var? hiç. dizi büyük bir pasta ise, ancak bir dilim anlayabildim diyebilirm, o da ana teması. aids, eşcinsellik, tanrı, din ve melekler üzerine. bütün o siyaseti, politikayı ve uzun karmaşık diyalogları çıkarsak çok daha güzel bir yapım olabilirdi kanımca. ya da dediğim gibi, benim bu diziyi anlamaya beynim yetmedi, kimbilir.
oyunculuklar harika. hepsi ayrı ayrı harika. zaten oyuncuların gösterdiği performans, sizi bir şekilde koltuğa çiviliyor ve anlamsız diyalogları dinletiyor. ayrıca dizi sadece justin kirk için bile izlenebilir. harika bir oyunculuk, mimikler, bakışlar. adam gerçekten melek gibi yahu. gay bir karekter oynamasını pek hazmedemedim açıkçası.
sanırım dizi de biyerlerde bir ironi vardı, onu da çıkaramadım. dizi apaçık cennet, cehennem, tanrı, melek kavramlarıyla dalga geçiyor gibiydi. yine de sürükleyici bir dizi diyebilirim.
spoiler
ilk bölümde, justin kirk, yani prior walter'ın gördüğü bir rüyaya gidiyoruz. gri bir atmosferde, mum taşıyan kollar arasından yürüyor. harika çekici bir sahne. justin kirk'e tam olarak o sahnede çarpılıp, diziyi bir solukta izledim.
melekle seviştikleri sahne de çok komik çekilmiş. boyut ötesi bir sevişmek sanırım. meleğin ne zaman bir insanla karşılaşsa sevişmesi gülünçtü. yok kesin bir ironi var bu dizide.(tatalu, 23.07.2008 02:33 ~ 02:38)
|