venom'un welcome to hell albümünde yer alan bir şarkıdan esinlenerek adını koyan alman grup angel dust, yolculuğuna sessiz adımlar ile 80'lerin başlarında nwobhm (new wave of british heavy metal) akımından etkilenmiş bir okul grubu olarak başladı.86'da ki albüm çıkış albümleri into the dark past'dan bu yana pek çok metal akımının gelişim yıllarında yollarına devam ettiler ve dağılmalarının ardından en fazla ses getiren, geri dönüşlerinden birini yapan az sayıda gruptan biri oldular.
' into the dark past ' albümü ilk piyasaya speed/thrash yanını gösteren grup, 88'de piyasaya sürdükleri " to dust you will decay " ile power metalin progressive yönüne yaslandığı ilk albümlerden birini yaptılar.elde edilen başarılara rağmen, grup içindeki huzursuzluklar 1990 yılında gelen ayrılığı hazırladı.müzik kariyerine devam etme konusunda kararlı olan basist frank banx,
sodom ve
scanner gruplarından anlaştığı müzisyenler ile 91 yılında " the dying race "i kaydetmiş olsa da, yoluna angel dust ile devam etme arzusunu kaybetmedi.bu noktada,grubun kurucu üyeleri basist frank banx ve baterist dirk sssmuth'a alman bir fanzin tarafından verilen demo kayıtları sayesinde az bir zaman önce pegasus grubu ile çalışmış olan dirk thurisch, ikilinin dikkatini çekti. grup ile denemeye çağrılan thurisch, ilk performansında
deep purple'ın " perfect strangers " şarkısı ile ortalığı yıkarken; grubun yeni üyesi ve frontmani oluyordu. gitarda bernd aufermann ve klavyede frank banx'ın küçük kardeşi steven banx'ı da yanına alan grup, 98 yılında almanya'da ki woodhouse stüdyosunda " border of reality "yi kaydederek
10 yıllık suskunluğuna son verdi. prodüktörlüğünü wolfgang stach'ın yaptığı albüm sonrasında, ilkinde
overkill ve
nevermore, ikincisinde ise jag panzer ile birlikte olmak üzere 2 kez avrupa turnesine çıkan grup; wacken ve rock hard festivallerinde de boy göstermeyi başardı.
yeni kadro ile müthiş bir ivme yakalayan angel dust, 99 yılında
nihayet kendilerini kuzey amerika'lı dinleyicilere resmi olarak tanıttıkları albüm olan " bleed "
* üzerinde çalışmak için hiç zaman kaybetmeden stüdyoya kapandı.tiamat, the gathering ve samael gibi gruplar ile çalışmış olan siggi bemm'in prodüktörlüğünde kaydedilen albüm; gruba o güne kadar hiç almadığı övgüleri de beraberinde getirip, mükemmele yakın bir albüm olarak değerlendirildi.99'un en başarılı kayıtlarından biri olarak raflarda yerini alan albümde özellikle thurisch'in karanlık vokalleri önemli bir yer tutuyordu.
2000 yılında gelen konsept albüm " enlighten the darkness "ın kapak çalışması, ünlü fotoğrafçı stefan wibbeke tarafından yapılmıştı ve albüm, angel dust'ı power ve progressive metalin tam ortasına getirdi.cesurluk, kan ve güç gibi öğeleri içeren albüm; eski materyallerinden de örnekler taşıyordu. thrashvari ve melodik havanın yanı sıra; 2. dünya savaşının lirikal hikayesi, yaşanan ölüm kalım mücadelesinin ve hayatta kalma savaşının insanı o
günlerden bu günlere halen daha nasıl etkilemekte olduğunu yansıtan bir biçimde konu ediliyordu.bu konseptin arka planında ise; büyük büyük babası 2. dünya savaşı esnasında nazilere direnmek adına kurulmuş olan ve yahudileri berlin'den çıkartıp amsterdam'a yollamak için yardımlarda bulunan esperanzo oluşumunun aktif bir üyesi olan basist frank banx'ın tarihsel ilgisi yatıyordu.
" enlighten the darkness " albümünün turnesi kapsamında lefay, steel prophet ve stormhammer ile avrupa'yı turladıkları sırada, tekrar bir araya geldikleri günden bu yana başlarına gelen en zor durum ile karşı karşıya kaldılar: baterist assmuth bir süreliğine kenara çekilip dinlenmek istediğini söylerken; gitarist aufermann ise grubun geri kalanı ile müzikal gelecek konusunda anlaşmazlığa düştüğünü açıklayarak gruptan ayrıldı. kuzey amerika'da çıkacakları ilk turne yaklaşırken, bateri için michael sticken'i kadroya katıp, gitardaki boşluğu doldurmak için ise demons & wizards'ın tur gitaristi, eski dost ritchie wilkison'u davet ettiler.bu kadro ile nevermore,
opeth ve god forbid ile çıktıkları 4 haftalık turu tamamladılar. grup bu kadro ile çok iyi bir performans sergilemişti; öyle ki wilkison'a bu turun ardından gruba daimi olarak katılması için teklif götürmüşlerdi.sonrasında atlanta'da ki prog power 2.0 festivaline çağırılan grup, burada da başarı ile sahne aldı.baterist dirk assmuth'un dönüşünden sonra, 9 yeni şarkı içeren yeni albümleri için stüdyoya giren grup, içinde seal'ın killer coverını da içeren altıncı albümleri " of human bondage "ı piyasaya sürdüler.
dream theater ve savatage'in sert versiyonuna queensryche'ın epik yönünün eklenmişi olarak gösterilen grup, yeni gitarist wilkison'un bestelerde yaptığı katkı ile daha agresif bir yapıya bürünmüştü; karmaşık melodilerin ve yıkıp geçen ritmlerin sürüklediği angel dust, müzisyenlik ve bestekarlık konusunda ki yeteneklerini şüpheye yer vermeyecek şekilde gözler önüne seriyordu. unreal soul, forever ve freedom awaits bunlara güzel örnekler olarak gösterilebilir.
gayet sağlam sese sahip vokaller ve gitarlardan oluşan bir grup.bazı noktalarda kendilerini tekrarlayıp durmuşlar tabi orası ayrı.