bütün hayatı boyunca onun tek dramı: "kendi varlığını, kendi olmaktan alıkoyan tamamlığına, karşı gelen şeyle savaşmak" olmuş.
gide'ın bütün kitapları tepki yoluyla doğmuştur. bunu da yazdığı bir mektuptan çıkarmak mümkün: "eserlerimin her biri kendinden öncekine doğrudan doğruya bir tepkidir."
"büyük yazarların insanı hayran bırakan yönü, birbirini izleyen kuşaklar arasında anlaşmazlık uyandırmaktadır. onlar söz konusu oldu mu, haklarında başka başka düşünüldüğü görülür.
övgülerde birleşiverme, bir yazar için yaşama güvencesi değildir. ilkin bütüniyle hoşa gidenler bir solukta tükeniverenlerdir."
"(gerçekte) olmadığın insan olarak sevilmektense olduğun insan olarak nefret edilmek daha iyidir."
"kendin olmaya cesaret et"
sözleriyle sunflower'ın yaşamına anlam katan yazar.
albert camus ile karşılaştırınca pek bir zavallı gelen zamanında rahiplik yapmış sonrasında ise bu baskıdan mıdır bilinmez herşeyi inkar etmiş ölümünden 2 sene önce eşcinsel olduğunu açıklamış ölümünden 2 sene sonra ise kitapları vatikan tarafından okunması yasaklı kitaplar listesi ne eklenmiş son yüzyılın en önemli fransız yazarlarından biri...
eserlerinde derin uçurumlar gözlemlenir...okuyucuyu dumura uğratan ani olayların gelişimiyle kitap akıcılığın en üst düzeylerinde seyreder...genelde yazdığı romanları yaşadığını idda eder...hatta dar kapı nın giriş metninde bu hikayeyi başkasıda yazabilir di ama ben bizzat yaşadım ve ondan sonra yazdım diyerek daha kitabın başında okuyucuyu esere adapte eder...
kişiliği beş para etmese de canavar gibi yazmıştır vesselam
(bkz: dar kapı)
(bkz: pastoral senfoni)
"ahlaksız" romanındaki usta anlatıyla kendini okutturabilen hatta kendine hayran bırakan yazardır.
"ahlak" teması gide için önemlidir. genel olarak eserlerinde toplum düzeninin yasalarını, dini, yerleşik değer yargılarını eleştirmiştir. "pastoral senfoni" de ve "ahlaksız" da açıkça görebilmek mümkündür bu eleştirileri.
"ahlaksız"da michel'in geleneksel "ahlak" kalıplarını yıkma uğraşını, yeni bir "ahlak" anlayışı yaratma çabasını görürsünüz. romanın bir bölümünde okura seslenişi vardır gide'in. ne zaman bir yazar romanında okura açıkça sesleniyorsa o yazarın iddialarına, üretme çabasına daha dikkatli bakmak gerekir. o yüzden gide'i okurken gözler dört açılmalı görülebilecek şeyleri kaçırmamak için. "ahlaksız" daki ufak bir sesleniş:
"insanların en güzel yapıtları inadına acı vericidir. ne olacak bu mutluluğun öyküsü? mutluluğu hazırlayan, sonra da onu yıkan hiçbir şey anlatılamaz. ve ben mutluluğu hazırlayan her şeyi söyledim şimdi size."
...
kim olacağımı bilememekten ötürü tasalanıyorum; kim olmak istediğimi de bilmiyorum; ama seçmek gerektiğini pek iyi biliyorum. nereye gitmeğe karar verirsem beni yalnız oraya ulaştıracak olan güvenli yollarda yürümek istiyorum; fakat bilmiyorum, ne istemek gerektiğini bilmiyorum.
kendimde bin bir mümkünün var olduğunu hissediyorum. fakat bunlardan yalnız bir tanesi olmağa rıza gösteremiyorum. ve her an yazdığım her sözün, her yaptığım hareketin, çehremin silinemeyecek yeni bir çizgisini meydana getirdiğini düşündükçe ürküyorum. öyle bir çehre ki, bir seçime varamadığından, onu cesaretle sınırlayamadığından kararsız, şahsiyetsiz, korkak olarak tespit edilecek...
tanrım, yalnız tek bir şey istemeyi ve durmadan onu istemeyi bana ilham et.
kalpazanlarla ilgili olarak, "romanı "uzunlaması"na (bir kahraman etrafında dönen uzun bir süreç) değil, enlemesine ve derinlemesine genişletmek istediğini" söylemiş, "çok kişi" ve "çok hikaye"yle uğraşırken "derinlemesine" olmasa bile "enlemesine" anlatmayı başarmıştır. yine, eşcinselliği ilk kez kaleme alındığı bu kitap, bu yönüyle de çok eleştiri almıştır.