meclis başkanı anayasanın ilk 3 maddesini unutmuş olcak ki "kadını erkek,erkeği kadın yapmak dışında herşeyi değiştiririz"gibi salakça bir laf etmiş.ilk 3 maddeyi de hatırlatmaya gerek yok sanırım...
anayasa mahkemesini kapatınca,anayasının uygulanabilirliği ve denetlenebilirliği de ortadan kalkacağına göre,anayasayı da yürürlükten kaldıralım,olmadı kanunları da boşverelim,(bkz: normlar hiyerarşisi) seçim meçim hikaye zaten,herkes kursun kendine bir tekke,geçinip gidelim,istedikleri bu sanki,ya da ben aşırı tepki veriyorum..
feodalitenin dönüşünü belki de hiç gitmeyip bi süreliğine inine çekildikten sonra tekrar aramıza katılışını müjdeleyen! açıklama.türkiye büyük millet meclisi başkanı gibi bir ünvana sahip aynı zamanda hukukçu olan anayasa'nın neye hizmet ettiğinin bile farkında olmayan bülent arınç'ın talihsiz açıklaması. 3.madde der ki egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.millete ait olan egemenlik kimsenin tekelinde değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır.bunun anlamı,hükümetler ola ki anayasayı ihlal ederek kendi çıkarları doğrultusunda iş yaparlarsa anayasa mahkemeleri devreye girer ve gereğine karar verir.kahvehane ağzıyla politika yapanlara duyurulur.
kurdukları her partinin çeşitli nedenlerle bir bir kapatılması konusuna bülent arınç'ın bulduğu çözüm. böyle konuşmaya devam ederlerse kimin kimi kapatacağını tahmin edebiliyorum.
ulan sinirlenmiyim diyorum. girmiyim diyorum şu konulara ama bu adam beni deli ediyo. *
son dönemde yaptığı açıklamalarla kafasında büyük rakı şişesi kırmak istediğim insanlar listesinde en büyük yükselişi yapan meclis başkanına "kapatın da görelim" diyorum. imar bankası değil bu efendiler.
insan söylediği lafı duyabilmeli, duyup da anlayabilmeli, anlayıp da ... (neyse lan, boka sarıcam)
anayasa mahkemesi başkanı mustafa bumin'in refah ve fazilet partilerinin kapatılma nedenlerini hatırlatıp, ak partiye "ayağını denk al" demeye getirmesine cevaben meclis başkanı bülent arınc'ın ettiği laftır. parti kapatılması "eylemi" neden mahkeme kapatılması "lafından" daha az rahatsız edicidir hiç anlamıyorum. hangisi milletin iradesiyle seçiliyor bunların? anayasa mahkemesi başkanı nasıl böyle bir laf edebiliyor?
ak partiye vurucaz diye arada ipin ucunu kaçırıp millet iradesinin temsilcisi olan bir numaralı kurumu alaşağı ediyoruz. sapla saman fena halde karışıyor. veya milletin kafası çok net, ben fazla teorik kalıyorum. neyse her iki durumda da kıçımıza kaçmaması dileğiyle...
yapılmış, iyi niyetli olmayan, fakat doğru bir tespittir. anayasa mahkemelerini kapatma gücü, tbmm'nin elinde mevcuttur. ayrıca bakın başka ne gibi güçler mevcut;
hepimizin az da olsa bildiği ilk dört madde şöyledir;
----
i. devletin şekli
madde 1. – türkiye devleti bir cumhuriyettir.
ii. cumhuriyetin nitelikleri
madde 2. – türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
iii. devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
madde 3. – türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. dili türkçedir.
bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
millî marşı “istiklal marşı”dır. başkenti ankara’dır.
iv. değiştirilemeyecek hükümler
madde 4. – anayasanın 1 inci maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
----
yani dördüncü madde, ilk üç maddeye değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez bir nitelik atfediyor. fakat; incelersek, dördüncü maddede "bu dahil ilk dört madde" demiyor!
netekim paşa'mız, oturup yazarken, zekası yetmemiş olacak ki, dördüncü maddeyi korumaya almamış! yani tbmm, elindeki yetki ile önce anayasanın dördüncü maddesini, sonra ise devletin temelini oluşturan ilk üç maddeyi değiştirebilir. keza; anayasa mahkemesi'ni feshetme hakkı yine tbmm'nin elindedir.
anayasa mahkemesinin 1961 anayasası ile kurulduğunu, bu tarihten önce böyle bir mahkemenin bulunmadığını bilmeyen bünyelerin, anayasa mahkemesi sanki cumhuriyetin temel değeriymişcesine tepki gösterdiği sözdür ki aynı bünyeler benim sözlerimi de cumhuriyetin temel değerlerine saldırı olarak algılayacaktır.
gün geçmiyor ki 70 milyonluk ülkemin mahalle aralarında değişik laflar yankılanmasın. top oynarken evin camlarını kıran çocuk, annesi elinden topunu alınca; "akşam babm gelince görürsün sen demesin". akşam babası gelince, belki kırdığı iki üç camdan değil ama, annesinden bahsederken ileri geri konuşmasından, saygısızlığından ve evin huzurunu kaçırmasından dolayı babasından dayak yiyeceğinden habersiz, meydanı boş bulup essin gürlesin ama yağamasın. bu dokunur sonra bünyeye, hazımsızlık yapar, sinir yapar ayrıca. ne gerek var di mi. madem oynamayı bilmiyorsun, ya öğren de gel, ya da hariçten gazel okuma.
ne diyordum, daldım, evet, talihsiz bir açıklamadır.
82 anayasasının dördüncü maddesinin değiştirilebilirliği hukuk fakültelerindeki anayasa kürsülerinin bile tartışma konusudur ki anayasamız ilk üç maddeyi koruma altına aldığı dördüncü maddeyi koruma altına almamıştır; fakat işte burda hukuk biliminin sadece bir kitabı okumaktan ibaret olmadığı ortaya çıkar. hukuk bilimi, hukuki yorumlara açıktır ve yol gösterici, anlam yükleyicidir. şöyle ki dördüncü maddenin içerik yönünden ilk üç maddeyi korumaktan başka bir işlevi yoktur, onu diğer maddelerden ayıran özellik budur. bu maddenin değiştirelemezliği işlevindendir ki değiştirilirse zaten varolma sebebi ortadan kalkar. anayasa mahkemesi, anayasal denetimin tek koşulu değildir ki bunu ingiltere'den biliyoruz; ama biz henüz türkiye'yiz.