görseller
anatolia gösteri merkezi 
  
belki ilginizi çeker
  1. · anatolia showland
  2. · anadolu gösteri kongre merkezi
  3. · ankara anatolia gösteri merkezi
  4. · anatolia showland
  5. · anadolu gösteri kongre merkezi
  6. · anadolu gösteri merkezi
  7. · anatolia
  8. · anatolia gosteri merkezi
gündem
  1. · kürtlere bağımsızlık verilmelidir
  2. · okan bayülgen
  3. · 14 mart 2010 bursaspor manisaspor maçı
  4. · alkolik kız vs çıtırpaneharcı
  5. · tek taş yüzük istemeyen kadın
  6. · bim ile migros arasındaki farklar
  7. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  8. · çetin kılınç
  9. · yağmuru sevmek

anatolia gösteri merkezi*  

  1. ankara'nın en büyük gösteri merkezlerinden birisidir. anatolia showland olarak da geçer.

    milli kütüphane kavşağından çetin emeç bulvarına doğru giden türk ocağı caddesi üzerinde sağ taraftadır.
    (balta, 27.05.2005 19:25)
  2. 1 mart 2008 ankara şebnem ferah konserine ev sahipliği yapacak mekandır.

    yeri için :

    http://maps.google.com/...
    (serversirverme, 25.02.2008 15:59 ~ 15:59)
  3. yeni adı anadolu gösteri kongre merkezi olan ve 26-27 nisan 2008 tarihlerinde hürock fest 2008e ev sahipliği yapacak mekan.
    (hayri potur, 06.04.2008 21:37)
  4. koskoca ankarada doğru dürüst konser alanı olmadığı için, çoğu konsere ev sahipliği yapan, içinde sigara içilmeyen, içki satışı olmayan tiyatro mekanı. bildiğin açılıp kapanan koltukları var bu mekanın, millet oturarak opeth konseri izleyecek, böyle bir yer işte..

    ayrıca otoparkında geçen sene anathema ve haggard ın konser verdiği mekandır. *
    (bacanga, 17.04.2009 11:04)
  5. düzenleme: sonradan okuduklarım ve aldığım mesajlar doğrultusunda bugünkü rezaletin suçlusunun/tek suçlusunun agm olmadığını düşünmeye başladım. konserden önce çantaları almak sürekli yapılan bir şey değil de organizatörlerin talep ettiği bir şeymiş görünüşe göre (demek benim burada gittiğim etkinliklerin hepsi çantaların alındıklarına denk gelmiş). ama bu yine de bugün o utandırıcı olayların gerçekleştiği gerçeğini değiştirmiyor, ortada ciddi bir sorumsuzluğun olduğu kesin!
    ----------------

    22 ocak 2010 şebnem ferah ankara konserinden sonra bir daha asla uğramayacağıma yemin ettiğim yer. bugün bloguma yazdığım yazıyı buraya da aktarayım.


    konsere ablamla beraber gittik, eğer konserin kendisini saymazsak tam anlamıyla berbat bir gün geçirdik (yaklaşık 3 saat süren konser müthişti, birileri bu konuda işini gerçekten çok iyi yaptı kesinlikle).

    giriş

    saat 18:00'de açılacak kapıların önündeki mahşerî kuyruğa vardığımızda saat 17:45 filandı (keşke o kuyruğun uzunluğunu yazıyla anlatmam mümkün olsaydı). tamam, bu kadar kalabalık bir konser için iki saat boyunca kuyrukta beklemek zorunda kalmak anlaşılmayacak bir şey değil, hava ne kadar soğuk olursa olsun (hem en azından hava yağışlı değildi). sıkı güvenlik önlemleri alındığı, metal dedektörü de bozuk olduğu için kuyruk yavaş ilerliyordu, sevdiğimiz bir sanatçıyı izleyebilmek için dayanamayacağımız bir şey değildi bu da. bilet fiyatlarının ucuz olması birlikte konser izlemekten memnun olmayacağınız insanlarla aynı kuyrukta beklemeniz anlamına geliyordu (bu cümlem eleştirilebilir, ama gerçek şu ki eğer bir tercih şansım olsaydı o sanatçıyı görebilmek için gerçekten de yüksek bir ücret ödeyebilecek daha az sayıdaki insanla çok daha güzel bir konser deneyimi yaşayacağıma emin olurdum).

    anadolu gösteri merkezi'ne çanta alınmadığını biliyordum, kafama sıçayım ki bunu ablama söylemeyi unuttum. görevlilere çantamızı teslim etmeden önce ne olur ne olmaz diye ablamın kimliklerini, kredi kartlarını ve nakitleri yanımıza aldık. ablamın çantasına numara yapıştırıp bize numara kağıdını verdiler (bizlere verilen numaralar müsvedde kağıtların üzerine elle yazılmıştı, taklit edilmesi pek zor değildi). fakat konser alanına alınmayacak olan şeylere bir yenisi eklenmişti: bozuk paralar. bir sepetin içine cebimizdeki bozuk paraların tamamını bırakmadan içeri girmemiz mümkün değildi. tahmin edeceğiniz gibi sepete kimin ne kadar para bıraktığının hesabı filan yapılmadığı için bilete verilen para fazlalaşıyordu, başka bir deyişle. "tamam, nasıl olsa bozuk paraların toplam değeri o kadar fazla değil, onları o teslim ettiğimiz çantaya koydurmaya çalışıp vakit kaybetmeyelim". kendi kendime "keşke tedavülden kalkan paraları da koysaydım" esprisini yaptım, zira o paralar benim ayrı bir cebimde, içeriye girerken onları çıkarmayı unuttum ve güvenlikçiler de fark etmediler.

    sonra içerideki büfeden kendimize kahve aldık, çünkü dışarıda donmuştuk. para üstü olarak bize bozuk para verdiler. allah'tan "üzgünüz, içeriye bozuk para alınmayacağı için paranın tamamını harcamak zorundasınız, yoksa para üstü bizde kalacak" esprisini yapmadılar, ama bu olaydaki gerizekâlılığı fark etmemek mümkün değil.

    çıkış

    girişte yaşadığımız tüm zorluklara rağmen oldukça eğlenceli bir vakit geçirdik konserde, başarılı bir konser performans sergilenmişti. mutlu bir şekilde ablamın çantasını almaya gittik. fark etmiştik ki, ablamın otobüs bileti ve çalıştığı üniversitenin kimliği ablamın çantasında kalmıştı, ama neyse, nasıl olsa çantayı alacaktık.

    çanta gişesinin önünde yine mahşerî bir kalabalık vardı. giriş kuyruğu kadar kalabalık değildi kesinlikle, ama yine de insanların balık gibi istifleneceği kadar kalabalıktık ve alan dardı. "neyse, en azından şimdi çantaları hızlı bir şekilde teslim ederler de burada fazla beklemeyiz" dedik. ama görünen oydu ki, ancak birkaç dakikada bir bir çanta teslim ediliyordu, beklediğimiz yarım saat boyunca kalabalık gözle görülemez bir miktarda azalmıştı sadece. sesler yükselmeye, kalabalıktan birkaç kişi görevlilere bağırmaya başladı. çantaların dizilimini gözlerimle görmediğim için bu konuda size kesin bir şey söyleyemeyeceğim, ama şu anlaşılıyordu ki çantaları teslim alan görevliler çantaları rastgele şekilde dizmişlerdi. numaraya sahip olan nesnelerin rastgele bir şekilde dizilmesinin sonra aranacak bir nesnenin bulunma zamanını korkunç bir şekilde arttıracağını bilmek için bilgisayar mühendisliği okumaya gerek yok!

    sonra ortalık o kadar çok kızıştı ki sinirli müşteriler görevlileri aşıp çantalarını kendileri almaya başladı, ortama kaosun hüküm sürmesi uzun sürmedi. "acaba çantayı bıraksak mı" diye düşünmüştük, kimi insanların yaptığı buydu, ama ablamın çantasında kalanlar ve çantanın kendisi orada kalmak için çaba harcamamızı gerektiriyordu (işte bu yüzden "kafama sıçayım", çanta gerçekten pahalıydı). tam bir curcunaydı, arkadan ittirildiğimiz ve öndeki insanlar da çantalara yöneldiği için kalabalık hızlı bir şekilde akıyordu, ablamla birbirimizi kaybettik. birkaç kere yüksek yerlere tırmanıp ablamı aradım, bağırdım, ama ne ablama sesimi duyurabiliyordum o bağırtılı çağırtılı yerde, ne de onu görebiliyordum.

    bir şekilde ablama ulaştım, görevliler çantaların bir kısmını koruyabilmeyi ve numaralara göre dağıtmayı başarmıştı ve neyseki o çantaların arasında ablamınki de vardı. şanslıydık, çünkü bazı insanlar çantalarını bulamamıştı. ve bazı insanlar da çantalarını 'bulmuştu', içleri boşaltılmış bir şekilde! polisler ve ağlayan insanlar vardı etrafta.

    bakalım agm bu kafayla daha kaç yıl varlığını sürdürebilecek? korkarım, daha uzun bir süre.
    (gord10, 23.01.2010 02:15 ~ 03:02)
  6. onlarca kez gittiğim bir yer olmasına rağmen ilk kez bu gece çantaların toparlanması olayına şahit olduğum yer. bir süredir uğramıyorum gerçi belki yeni bir uygulamadır fakat bu kadar saçma bir iş olamaz. olan da kendilerine oldu zaten maddi kaybı olan pek çok insan oradan davacı olmak istemekte şu an.
    (thenoose, 23.01.2010 02:33)

© 1923 - 2010 itü sözlük (buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük duyurular  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil
havadis:  itü sözlük blog  ·  twitter  ·  friendfeed  ·  facebook