devletsizlik ve mutlak özgürlüğü savunan siyasal görüş..günümüzde "anarşizm öldü" denilse de,bir çok teenage tarafından -sözde- canlılığı korunmaktadır.ha onlar korusa ne olur korumasa ne olur denilebilir,doğrudur.
anarşizm,bireye ve onların bireyselliğine zararlı olan tüm hiyerarşik kontrol biçimlerine karşı çıkar.anarşizm "efendinin,hükümdarın olmamasını" amaçlayan
politik bir kuramdır.
sözcük olarak anlamına bakıldığında,
anarchy
an, olumsuzluk ekidir.
arche, baş anlamındadır.
anarchy başsızlık yani diğer değişle yönetilensizlik anlamına gelir.
nedense* insanların kafasında kargaşa sözcüğünün uyandırdığı anlama yakın bir anlam uyandırmaktadır.
bazen dünyanın halini ve bunca rezil hayat gerçeklerini tekrar gözlerimin önünden geçirince keşke eski zamanda gezgin ve anarşist biri olarak yaşasaydım diye düşünürüm.aslında boş bir düşünce biliyorum ancak adaletsizlikleri görüp insanın bağımsızlık ve isyan duyguları kabarınca,kendi üstündeki hiç bir güce* taammül edemiyor.
yine de bir anlık gaza gelmeden başka bir şey değil.
"anarşistlerin geleceğe dair bir düş dünyasında yaşadıkları ve bugünün dünyasına gözlerini kapadıkları sık söylenen bir şeydir. belki de, bugünün dünyasını fazlasıyla görüyoruz; gerçek renkleriyle hem de. yakamızı bırakmayan bu otoriter önyargılar ormanında baltayla dolaşmamızın nedeni budur. bizler ne hayal aleminde yaşıyoruz, ne de insanları olduklarından daha iyi hayal ediyoruz, onları oldukları gibi görüyoruz. bu nedenle insanların en iyisinin bile otoritenin uygulamalarıyla özde kötü kılındığını ileri sürüyoruz. insanın insanı yönetmesinden bu nedenle nefret ediyoruz."
anarşi, sözlük anlamı olarak ben de olumlu duygular uyandıran. başkaldırıdan çok daya yumuşak 1 tabirle "direniş" diyebileceğimiz, mahatma(yüce ruh) mohandas gandhi ve martin luther king önemli örnekleri olan kelime
kelime yunanca kökenli "an arkhos" yani meali ile "yönetimsizlik"ten gelmektedir..ana düşünce olarak insanların devlet olmadan da adil ve uyumlu bir şekilde yaşayacağını betimler..
evrensel ahlak yasasını reddeder..evrensel ahlak yasasının insanları koyunlaştırdığını savunur.sürü psikolojisine karşı olduğu için,her insanın kendi kurallarını koymasını savunur.yıkıcı değil,yapıcı bir görüştür..ancak dönemsel şiddet eylemleri de yok değildir.şiddet eylemlerinde sivil halka değil,devlete ait binalara,devlet adamlarına,bankalara saldırı düzenlerler..
milletleri hiçe sayarlar..insan ırkı kendileri * için ön plandadır..insanları doğup büyükleri yere göre sınıflandırmak gibi bir salaklık içerisinde değillerdir.."dünya vatandaşı" terimi,anarşizmden gelir.
genel kullanım veya halk dilinin oldukça çarpıttığı hadiselerden biri daha..
komunistlere anarşist derler..hatta bazı komunistler de kendini anarşist zanneder ki bu oldukça komiktir..
zira anarşi bir sistemi-komünlüğü öngörmez. madem öyle derdi nedir dersek derdi şudur :
gerçek özgürlük yani sistemsizlik.. belli bir sisteme veya kalıba oturan herşeyi reddeder ancak bunu kofti anarşist tabir ettiğimiz kişiler gibi karşıyım karşı herşeye karşı modundan ziyade sistemi statikten dinamiğe çekme yoluyla yapar zira bu daha zekice bir olaydır, gerçek bir anarşist doğal seleksiyona saygı gösterir sonuçta ve zekanın kıymetini bilir ve sahip olduğu düzeyde sonuna kadar kullanır. sonuçta sistemler kolay yıkılmıyor...
ütopya bile olsa bazen ,insanların gerçekten bir şeyin parçasının olmadığı, insanların kendine yettiği, msn de nicklerinin başına kalp yapma duyarlılığı göstermediği bir dünya düşünmek gerçekten zevkli.
gerçeklerşmesi için oluşturulan toplumdaki tüm bireylerin erdemli olması gereken ve bu yüzden başta 1-0 geride başlayan bir yönetim ütopyası. ayrıca kendini geliştirememiş kahve zihniyetli gençlerin ne olduğu ve ne olmadığı üzerine en çok ahkam kestiği yönetim ya da yönetilme modelidir.olay hakkında daha doğru düzgün fikir sahibi olmak için ursula k leguin in mülksüzler kitabı tavsiye edilir. gerçi tavsiye ile kitap okuyan insanlar zaten bunu yada benzerlerini okumuştur ve ahkam kesme boyutunu aşmıştır .
evrensel düzeni burjuvanın dayandırdığı süslenmiş orman kanunlarına değil de evrenin özünden gelen bir kaosa dayandıran,iktidar fikrini içermediği için şahsımca siyasi değil daha çok felsefi olan görüş.marksistler tarafından yadsınılsa da insanlık tarihine marksizmi kendilerine maske yapıp iktidarın etinden,sütünden faydalanan dombililer kadar zarar veren taraftarları yoktur.sürekli ortaya çıkmasından korkulur fakat dünya üzerindeki belki de en zararsız harekettir.insancıldır,sevilesidir,özlenilendir bi nevi...
yönetilmek, ne hakkı ne kerameti ne de iffeti olan yaratıklar tarafından izlenmek, soruşturulmak, gözetlenmek, yönlendirilmek, yasalara uydurulmak, düzene sokulmak, kapatılmak, telkinlerce ve vaazlara maruz kalmak, denetlenmek, yorumlanmak, değerlendirilmek, sansüre uğratılmak ve komuta edilmektir. yönetilmek, kişinin her hareketinde, her eyleminde ve yaptığı her işlemde,mimlenmesi, kaydedilmesi, nüfus sayımına tabi tutulması, vergilendirilmesi, damgalanması, fiyatlarındırılması, değerlendirilmesi, patentinin alınması, yetkilendirilmesi, musaadeye tabi kılınmasi, tavsiye edilmesi, ihtar edilmesi, men edilmesi, doğru yola sokulması ve düzeltilmesi anlamına gelir. hükümet, haraca bağlamak, terbiye etmek, fidye ödemeye mecbur bırakılmak, sömürülmek, tekelleştirilmek, gasp edilmek, baskı altına alınmak, gizemlileştirilmek, soyulmak anlamına gelir; bütün bunlar kamu yararı ve halkın çıkarları için yapılır. daha sonra, ilk direniş belirtisi ya da şikayet sözcüğünde, kişi baskı altına alınır, takip edilir, apar topar alınıp götürülür, dövülür,boğularak idam edilir, hapse atılır, vurulur, makineli tüfekle taranır, yargılanır, hüküm giyer, sürgüne gönderilir, kurban edilir, satılır,ihanete uğratılır ve üstüne üstlük bir de küçük düşürülür, alay edilir, kızdırılır ve onuru kırılır. hükümet işte budur; onun adeleti de ahlakı da budur!
şimdi efendim bu konu hakkında henüz ayrıntılı bir bilgi yazılmamış olması beni ziyadesiyle etkiledi ve bu açığı doldurmak için elimden geleni yapmalıyım diye düşündüm...şimdi uzun bir yazı yazma hazırlığı içerisindeyim...bu yazıyı kimler okumalı?..anarşist deyince aklına etrafı yağmalayan vandallar gelen, anarşist oldum lan ben diyerek etrafı talan edenler, amuğa koduğumun anarşistleri hükümet olmadan ülke mi yönetilir diyenler...öncelikle bu insanlar okumalı ki önyargılar kırılsın..neyse efendim anarşizm ile ilgili temel bilgileri vererek yazıma başlayayım artık..(anarşizm yunancadan şu anlama gelir bu anlama gelir dememe gerek yok burada felsefeden bahsetmek daha yararlı olacaktır zannımca)...
anarşizmi kısaca ve genel olarak tanımlamak gerekirse sanırım toplumsal otoritenin, tahakkümün, erkin ve hiyerarşinin tüm biçimlerini bertaraf etmeyi savunan görüş demek şimdilik yeterli olacaktır...aslında tek bir görüş değil felsefi ve politik görüşler bütünüdür demeliyiz belki de...anarşizm en yalın haliyle merkezi politik yapılar, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve ekonomik kurumlar yerine toplumsal ilişkilere dayanan gönüllü etkileşim ve özyönetimi savunur, özgürlük ve otonomi ile karakterize edilen bir toplumu arzular...bu felsefeler, anarşi terimiyle özgür bireylerin gönüllü etkileşimine dayanan bir toplumu, bireylerin ve toplulukların alınan kararlardan etkilendikleri ölçüde söz sahibi olması düşüncesini ifade eder...yani anarşizm bir azınlık düşüncesi olmaktan çıkıp toplumun her kesimine yayılmadıkça başarılı olamayacak bir düşüncedir..zorlayıcı kurumlara ve toplumsal bazlı hiyerarşilere karşı olmak anarşizmin asli ilkelerindendir ve ayrıca anarşizm gönüllülüğe dayanan bir toplumun nasıl işleyeceği konusunda olumlu bir görüşü ifade eder. anarşist felsefeler arasında hatrı sayılır bir çeşitlilik vardır. şiddetin anarşizmdeki yeri, ne tür bir ekonomik sistemin olması gerektiği, çevre ve endüstriyalizm hakkında sorular ve diğer hareketlerde anarşistlerin rolleri gibi farklı alanlarda çeşitli görüşler bulunmaktadır. anarşist akımlar bu nedenlerle birbirlerinden çok farklı ve hatta karşı olabilirler. örneğin anarşist komünizmin yanı sıra hristiyan anarşizm ve anarko-kapitalizm gibi anarşist akımlar da mevcuttur...
peter kropotkin'in deyişiyle, anarşizm "sosyalizmin hükümetsiz sistemidir..." (anarşist komünizm: temeli ve ilkeleri).diğer bir deyişle, "insanın insan tarafından sömürülmesini ve baskı altına alınmasını yıkmak, yani özel mülkiyetin (yani kapitalizmin) ve hükümetin yıkılması"dır anarşizm...
sanırım anarşizmin tanımıyla ilgili yeterince bilgiyi vermiş oldum şimdi biraz daha derinlere inmek gerekiyor...
*anarşistler sosyalistlerdir(evet şüphe götürmez bir gerçek bu)...
*anarşizmin tüm kolları kapitalizme karşı çıkar. bunun sebebi kapitalizmin baskı ve sömürüye dayanıyor olmasıdır...
*bakunin ve proudhon gibi toplumsal anarşistlerle birlikte ben tucker gibi bireyciler de kendilerini "sosyalist" olarak tanımlarlar. bu böyle olmuştur, çünkü kropotkin'in klasik bir makalesi olan "modern bilim ve anarşizm"de ifade ettiği üzere; "sosyalizm geniş, kapsayıcı ve gerçek anlamında --[yani] emeğin sermaye tarafından sömürüsüünü yıkma çabası olarak-- anlaşılırsa, anarşistler dönemin sosyalistleri ile beraber el ele yürümekteydiler"..ya da ben tucker'ın sözleriyle; "sosyalizmin temel iddiası emeğin kendi sahipliğini elde etmesidir", ki bu "sosyalist düşüncenin her iki okulunun, ... devlet sosyalizmi ve anarşizmin" görüş ortaklığına sahip olduğu bir iddiadır...
* bakunin der ki : bizler sosyalizm olmadan özgürlüğün ayrıcalık ve adaletsizlik olduğuna, ve özgürlük olmadan sosyalizmin kölelik ve şiddet olduğuna inanıyoruz...
*birçok farklı anarşizm çeşitleri varken, bunların özünde daima iki ortak konumlanış bulunur --hükümete karşı olma ve kapitalizme karşı olma. benjamin tucker'ın sözleriyle, anarşizm, "devlet'in yıkılmasında ve tefeciliğin yıkılmasında; insanın artık insan tarafından yönetilmemesi, ve insanın artık insan tarafından sömürülmemesi"nde ısrar eder...
şimdi incelenmesi gereken bir diğer konu da zannımca anarşizme neden gerek olduğudur...bu konuyu ancak anarşizmin ortaya çıkış nedenlerini inceleyerek aydınlatabiliriz...
anarşist hareketin genelinde olduğu üzere, makhnocular 1917-1921 arasında hem kızıl (komünist) hem de beyaz (çarlık/kapitalizm) otoritesinin kuvvetlerine karşı çıkan emekçi sınıfından kişilerin [meydana getirdiği] kitlesel bir hareketti. peter marshall'ın dikkat çektiği üzere, "anarşizm ... temel desteğini geleneksel olarak işçiler ve köylüler arasında bulmuştur"...anarşizm baskı altında olanların özgürlük için [verdikleri] mücadele sayesinde ve [onların bu] mücadelesi içinde ortaya çıktı. örneğin kropotkin için, "anarşizm günlük mücadelerden kaynaklanmıştır" ve "anarşist hareket, bir takım büyük pratik derslerden etkilendiği her durumda yenilenmiştir: kaynağını bizzat yaşamın kendisinin öğretilerinden alır" ... anarşizm özgürlük için verilen kavgadan; yaşamak, sevmek ve eğlenmek için zamanımız olacağı tamamen insani bir yaşama olan tutkumuzdan ortaya çıkmıştır...ama, toplumda varolan anarşist eğilimler ve örgütlenmeler, proudhon'un 1840'da kalemini kağıda değdirmesinden ve kendisini anarşist olarak ifade etmesinden çok daha önce var olmuşlardır. belirli bir politik kuram olarak anarşizm, kapitalizmin yükselişi ile doğmuşken, anarşizm onsekizinci yüzyılın sonunda ortaya çıkmış ... ve sermaye ve devletin her ikisinin de alaşağı edilmesi gibi iki yönlü bir mücadeleyi üstlenmiştir...anarşizmin ortaya çıkışı kısaca bu şekilde kapitalizme olan direnişten ortaya çıkmıştır...
şimdi anarşist akımları da kısaca bir inceleyecek olursak şunlardan bahsetmemiz gerekir;
1)anarşist komünizm: komünist anarşizm, anarko komünizm veya özgürlükçü komünizm olarak da bilinir. anarşist komünizm geniş anlamıyla sosyalist bir akımdır. yani kapitalizmin ancak toplumsal bir devrimle ortadan kalkacağını ve bunun da sınıf eksenli bir mücadeleyle gerçekleşeceğini savunur. anarşist komünistler diğer bir sosyalist akım olan marksistlerden farklı olarak devrimden sonra iktidarın devletin tekelinden toplanmasına karşı çıkar. bunun devlet iktidarına sahip olanlar ve olmayanlar arasında ayrışmaya yol açacağını, iktidara sahip olanların yozlaşacağını ve toplumun çıkarına göre davranmak yerine iktidarlarını koruma, kuvvetlendirme yoluna gideceklerini savunur. anarşist komünistler bunun yerine tüm kararların toplumun tamamının katılımıyla alınmasını savunur.aynı zamanda devrimci örgütlenme modeli konusunda da marksist ve burjuva partilerden farklılaşır. toplumun tabandan örgütlenmesini savunduğu gibi devrime giden süreçte anarşist komünizmi savunan bir örgütün de hiyerarşik olmaması, içinde herhangi bir otorite barındırmamasını savunur.anarşist komünizm fikri 1870’lerde, kollektivist modelin eleştiri süreciyle beraber gelişti.ilk anarşistler genelde kolektivistlerdi; enternasyonal içinde marx tarafından savunulan biçimiyle “komünizme” karşıydılar. kolektivizm, bir iş yerinde çalışan işçilerin üretim araçlarını ele geçirmesi ve onları beraberce idare etmesini öngörüyordu....
komünizm, hem üretimi ve dağıtımı hem de toplumsal olarak üretilen serveti ortaklaştırmamız gerektiğini söyleyen öğretidir. komünizm, yerine dünya çapında sınıfsız bir toplumun alacağı sınıflı sistemin ve ücretli köleliğin kaldırılmasını hedefler. anarşist komünistlerin düşüncelerine göre, gerçek komünizmin tek hedefi devletin yıkılmasıdır; çünkü devlet, egemenlik ve sınıf hükümdarlığı üzerine kurulu politik örgüttür.
2)anarka-feminizm: 19.yüzyılda ilk kez ortaya çıkan ve isimlendirilen anarko-feminizm anarşizm ile feminizmi biraraya getirir ve ataerkilliği hiyerarşinin ve dolayısıyla da toplumun temel problem kaynağının bir görünümü olarak değerlendirir. anarko-feministler ataerkillik ve maşizm ile savaşımın sınıf çatışmalarının ve devlete yönelik anarşist mücadelenin bütünleyici bir parçası olduğuna inanırlar...(zırvadır zannımca önemsizdir)
3)anarko-sendikalizm: 19.yy'ın sonlarında ortaya çıkmış bir düşünce ve ilkeler akımıdır. şu temel özelliklere sahiptir:
* şu anki çıkarlarını savunmak ve yaşam standartlarında iyileşmeler elde etmek için, dünya emekçilerinin organize edilmesi hedefi. bunu başarmak için birlikler oluşturulması.
* ne liderlerin ne de yöneticilerin olmadığı bir yapının yaratılması.
* toplumun radikal bir şekilde dönüştürülmesi arzusu -bu dönüşüm toplumsal devrim aracılığı ile olacaktır. bu dönüştürme hedefi olmadan, anarko-sendikalizm varolamaz.
anarko-sendikalizmin bir diğer adı da devrimci sendikacılıktır.
4)bireyci anarşizm: bireyci anarşizm, en kaba tanımıyla anarşizm temelli ve genel anlamda bireyciliği güçlü bir biçimde savunan bir felsefi gelenektir. bireyci anarşizmde, kolektivizmin reddedilir ve özellikle bireyin otonomi ve egemenliği vurgulanır. ilk temsilcisi max stirner'in otonomizm ve egoizm temelli kitapları, bireyci anarşizmin teorik temeli sayılmıştır.
son olarak da ünlü anarşistlerden bahsetmek gerekecek sanırım;
anarşizm; devletin olmadığı bir toplumda insanın da düzeni ve özgür yaşayacağını ileri sürmektedir. devlet hem bir çok kötülüğe,hemde gereksiz masraflara yol açmaktadır. devlet sadece belli insanların çıkarlarını koruyan, onlara ayrıcalık tanıyan,değerlerini sömüren ve özgürlüklerini sınırlayan bir kurumdur. her tür zorlama doğası gereği kötü olduğuna göre, devlet de kötüdür.
çoğu zaman terörizmle bir tutulan ideoloji. ama aslında içinde en çok insan sevgisi taşıyan,,hatta bu tabana kurulmuş ideoloji. çoğu anarşist şiddetten nefret eder. sadece otorite ve sömürüye kin beslerler.
anarşistler insanların özünde iyi olduklarını, sistem ve organlarının onları suça teşvik ettiğini savunurlar. ve onlara (bize) göre hangi renk olursa olsun, otorite olduğu sürece tam bir özgürlük sağlanamaz. bu yüzden baş düşmanları otoritedir. kapitalizm, emperyalizm hep otoritenin ürünüdür zaten.