vatandaşın söylediği, hepimizin kullandığı bir deyim olan ve çok sıkıntı çektik anlamına gelen "anam ağladı" sözüne karşı verilmiş ve de terbiye sınırlarını aşmış olan cevaptır. vatandaş burada kesinlikle "anamızı öptünüz" anlamına gelen bir şey söylememiştir.
bir cumhurbaşkanlığı koltuğu on cümlede nasıl kaybedilir
adlı belgesel/filmde kullanılabilecek cümlelerden ilki;
2. ben laik değilim devlet laik
3. senin oğlunda işsiz kalsınn
4. askerlik yan gelip yatma yeri değil
5. din birlestirici bir cimentodur
6. gozunuzu toprak doyursun
7. lan terbiyesizlik yapma
8. sel konusu abartıldı
9. burasi sakatatci degil kardesim
10. ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim
evde anamıza babamıza okulda öğretmenimize yada arkadaşımıza bile söyleyemeyeceğimiz kabalıkta, saygısızlıkta, seviyesizlikte bir laftır.malesef çok önemli bir devlet görevlisi tarafından, sormlusu olduğu bir vatandaşına, tüm kameraların önünde söylenmiştir.tek iyi yanı ise türkiyede en azından belli kesimin kimi seçtiğini kime oy verdiğini farketmesini sağlamıştır.yada ben öyle olmasını umuyorum.yakın zamanda kaybettiğimiz altın değerindeki kibar efendi politikacıların ne kadar değerli olduklarını anlamamıza da yardımcı olmuştur aynı zamanda.
kulaklarım beni yanıltmıyorsa bu lafın doğrusu "ananı al da git"dir. beklenmedik bir kullanım olduğu için yanlış algılıyoruz herhalde. ne de olsa bir başbakanın normalde "ananı da al git!" demesi beklenir (!)
bir yerde gidip vatandaşa cep telefonu numaranı veriyorsun, başka bir yerde başka bir vatandaşı azarlıyorsun. azarlayan kişi bir başbakan, azarlanan seçmen.
peki seçmez mi yine aynı seçmen aynı başbakanı?
seçer tabi neden seçmesin ki? daha önce defalarca seçmedi mi ki?
gidip sorsan ne der peki o seçmen sana? sen ona allah, kitap, iman, kuran dersen ağam der, paşam der! ne desin ki başka?
bu toprakların insanı inanmayı, kendinden daha etkin, daha yetkin olana hürmet etmeyi sever. çakallar da kendini böyle gösterdiği sürece;
böyle gelmiş böyle gider.
söylenmesinin yeteri kadar tepki çekmemesi, tüm camları kırabilecek şiddette çığlık atma isteği uyandırmış, azami derecede aşağılayıcı bir ''laf'' tır, ''cümle'' değildir, önemle belirtilir.
yetmezmiş gibi; bu ve bunun gibi daha pek çok aşağılayıcı, saldırgan, sövmeci, siyasi jargondan zerre nasibini almamış pek çok ''laf'' sarfetmiş olan ve an itibariyle başbakanlık gibi bir mevkinin sahibi olabilmeyi başarmış bir şahsın, sonunda cumhurbaşkanlığı adaylığının bile konuşulmaya başlanması da, saça başa okadar da elletmiyor ya, bünyeden, inadına, kafada tek tel kalmayıncaya kadar saçı başı yolup, çekiştirmek isyanı fışkırıyor.
çiftçisine böyle hitap edebilen, askerini yan gelip yatmakla itham edebilen bir şahsın, cumhurbaşkanlığı sıfatının getirdiği objektiflik, önyargısızlık, farklı da olsa, karşıt da olsa, tüm vatandaşları kucaklayabilme ve haklarını gerektiğinde onlara rağmen bile koruyabilme özelliklerine nasıl olup da sahip olduğu düşünülebiliyor diye de, geceleri uykular kaçmıyor değil.
tabii şöyle bir durum vardır. rte bu kişinin ruh hastası olduğunu tahmin edip, tansu çiller'e hakaret eden bir deli olarak olaylardan önce biliyor muydu acaba?
durum öyle değildir, bu sadece parti kurmaylarından gelen savunma olmuştur. rte dahil kimse o istenmeyen olaylar yaşandığında, bu adamın ruh hastası olduğunu iddia edip, yapılan hakareti, haksızlığı meşrulaştıramaz.
şayet birileri çıkar rte haklıydı, bik bik bik derse verilebilecek tek cevap vardır:
akp yandaşlarının yüzsüzce savunabildiği gaftır. anasını alıp gitmesi söylenen vatandaşa deli, ruh hastası vs. diye bok atılmasını geçiyoruz.. ülkenin başbakanı sıfatındaki kişi, 'raporlu deli lan bu nasıl olsa' diye, kendinde vatandaşa hakaret etme hakkı mı görmektedir, anlaşılamıyor...
ha, bir de şu tansu çillere laf etmesi hususundaki bile vurgusu yok mu..buysa eğer insanı ruh hastasi, deli vesair yapan; sağcı iktidarların çöreklendiği memlekette delirmeyen kalmış mıdır, orası da anlaşılamıyor..
ülkemizin nerelerde olduğunu, neden bu halde olduğunu bizlere çok güzel açıklamış olan gaf. takım tutar gibi siyasi parti desteklemenin ne demek olduğunu ve geleceğimizin ne kadar karanlık olduğunu bizlere gösteren gaf. aslında gaf bile sayılmaz bu hareket, öyle ya bize normal gelir böyle şeyler, yüzyıllarca padişahlar tarafından kafalarına vurula vurula yönetilen bir halkın bunu yadırgamasıdır asıl garip olan.
ancak dünyanın gelişmiş ve içinde gerçek anlamda medeni insanlarının bulunduğu ülkelerde gaf, hatta terbiyesizlik olarak nitelendirilir bu hareket. bize göre karşıdaki adam deliydi ne de olsa, o kim ki koca başbakan hazretlerine derdini anlatacaktı, biz kimiz ki başbakan hazretlerine bunun hesabını soracağız, biz kimiz ki...