görünüşe göre, kulaktan dolma bilgilerle hakkında akla ziyan yorumlar yapılan bir başka olgu da bu. sanırım ana ve erk sözü biraraya gelince, anaerkil toplum yapısının ataerkil toplum yapısının tam tersi olması gerektiği, misal hillary clinton gibi erkeksi kadınların toplumu idare ettiği akla geliyor. tutup türk toplumuna anaerkil demek gibi sosyal antropologlara saç baş yolduran, kargaların güleceği abuklamalara dahi gidiliyor.
öncelikle mülkiyet başlayana kadar mavi dünyamız üzerinde ortaya çıkmış hemen her toplum anaerkildi. sosyal antropoloji biliminin ilk faaliyete geçtiği yıllarda, 20. yüzyıl başında ataerkil kültürle yetişmiş bilginler, bu gerçeği kabul etmekte epey zorlanmışlardır. margaret mead, ruth benedict ve evelyn reed gibi bilim kadınları olmasa, primitif toplumlara ilişkin
gerzekçe önyargılar belki daha uzun bir müddet boyunca akademi çevrelerinde sürüp gidecekti. bakış açısı farkını şöyle değerlendirelim: erkek antropolog, mülkiyetin olmadığı, henüz "uygar" dünyayla kaynaşmamış primitif kabilelerden birinde, regl olan kadının köyün biraz dışında bir klübeye yerleştiğini gözlemliyor. kadın, regl olduğu andan itibaren, bütün işlerden elini çekiyor. dahası kadına dokunmak onunla konuşmak
tabu sayılıyor. antropoloğumuz, içinde yetiştiği erkek egemen kültürün, ve erkek egemen din olgusunun gölgesinde, saptamayı yapıveriyor: "adet kanaması başlayan kadın kirli sayılıyor, kanaması bitene kadar yaptığı işler de tanrılar nezdinde kirli sayılacağından, kabilesi lanetlenmesin diye uzaklaştırılıyor." oysa önyargısız, açık görüşlü kadın antropolog, aynı olay üzerine, "adet dönemi başlayan kadın, dinlenmesi ve bu hassas dönemini rahat geçirmesi için işlerden elini çekip, bu durumdaki kadınlar için hazırlanmış özel yere gidiyor. yiyeceğini içeceğini ayağına getiriyorlar. adet dönemindeki kadın, kendisi istemedikçe kimseyle konuşmak zorunda değil." nitekim daha kapsamlı araştırmalar, kadın antropoloğumuzu haklı çıkarıyor. onun gözlemleri bilimsel veri sayılıyor.
gerçi yine de dolaşıma giren, erkek egemen bakış açıları oluyor.yine misal insan dışındaki tüm hayvanlar alemi toptan anaerkil olduğu halde, "
aslan kral" tadındaki fantastik ifadelerin rağbet görmesi gibi. toplumun enjekte ettiği yargılarla büyümüş, bunlarla mutlu mesut yaşayan biri, bir sürü dişi arasında tek erkeğin olmasını durumunu, "erkeğin haremi var" biçiminde değerlendiriyor. oysa hayvan topluluklarında dayanışmanın sadece dişiler arasında olduğunu, toplulukların tümünün dişi temelli olup, topluluğa sokulan birden fazla erkeğin kavga ve terör anlamına geldiği gerçeğini kaçırıyor. tam da bu yüzden, haremi sandığınız yerde kasılarak oturan
kral aslan, özünde dişi aslanlar tarafından seçilmiş bir seks oyuncağı. sadece ve sadece soyun devamı için orada tutulan, dişilerin avdan getirdiği payı yiyip kasıla kasıla yatan, yaşlanıp güçsüzleşince, topluluktan atılıp, yerini genç ve cinsel bakımda güçlü bir başka erkeğe bırakacak, kolayca gözden çıkarılabilir bir eleman.
anaerkil toplum olgusu ataerkil toplumun tam tersi değildir. yani günümüzdeki kadın rolüne erkekler geçmiş, erkek rolünü kadınlar üstlenmiş değildir. aynı feminizmin maşizmin tam tersi olmadığı gibi (antitezi diyebiliriz ama tam tersi değildir). anaerkil toplum ataerkil toplumun tam tersi olsaydı, erkeklerin eve kapatılmasından, kendi bedenleri üstündeki denetimlerinin dandrik ahlak kuralları ile sınırlandırılmasından, evlilik yoluyla mülkleştirilmelerinden, fahişeleştirilmelerinden vs. söz etmemiz gerekirdi. antropolojik ve arkeolojik veriler bize bunun böyle olmadığını kuşkuya yer olmayacak şekilde kanıtlar.
o çok aşina olduğumuz "ava giden erkek", kabilede kalıp "ev işleri yapan kadın" imgesi burada da vardır ama, bu toplulukta kadın ikincil değildir. erkek ava çıkıp vahşet dürtülerini ve et ihtiyacını doyururken, kadınlar eşsiz bir dayanışma içinde, sadece çocuklara bakmakla değil, ot toplamak, yenilebilir olanları ayırmak, tohumları ıslah etmek, annesini kaybetmiş yavru hayvanları bulup, besleyip evcilleştirmek, topladığı çamurdan çanak çömlek yapmak gibi yaratıcı işlerle uğraşmaktadır. geçmiş hakkında maruz kaldığımız bütün o çarpık enformasyona, insanoğlu diyince gözümüzün önüne gelen güçlü erkek imgesine rağmen, medeniyeti başlatanlar, sırf doğayla ve diğer yaratıklarla değil birbirleriyle dahi geçinemeyen
biraderler topluluğu değil, kollektif çalışma denilen kavramı da ortaya çıkaran ve zerre kadar erkeksi olmayan
kızkardeşler topluluğudur.
anaerkil toplumu eşsiz kılan şey, mülkiyetin olmaması dolayısıyla, paylaşımın ve dayanışmanın had safhada olmasıdır. anaerkil toplulukta tabular bizzat kadınlar tarafından icat edilmiş olup, bunlar sadece kadınları değil, çocukları ve diğer güçsüzleri de kollar niteliktedir. erkeğin yıkıcı doğası primitif topluluklarda sadece tabular vasıtasıyla denetim altına alınabilmiştir.
edit: imla