|
|
- siz anadolu takım taraftarıysanız yeni tanıştığınız bir insanla 10-15 dk sonra geçmesi muhtemel diyalog;
-abi sen hangi takımlasın
+göztepe
-öyle degil tabiki hepimiz kendi şehrimizin takımını tutuyoruz da büyüklerden kim?
+tövbe tövbe dedikten sonra bir sinirlenme hali olabilir arkadaşım ben göztepeden başka takım tutmuyorum
-ilginç ciddi misin
-artık dayak yeme vakti gelmiştir bu arkadaşın(bkz: adamı deli etmek)
- trabzonsporlular dışında hayatı boyunca hiç 1.lig şampiyonluğu görememek ve bundan sonra da çok büyük bir mucize olmazsa göremeyecek olmak. ama bunun bilincinde olunmasına rağmen tutulan takım kolay kolay bırakılmaz.
(bkz: allahtan umut kesilmez)
(bkz: umut fakirin ekmeğidir)
- herşeyin tüketim ve pazarlama olduğu günümüzde tüketim ve alım gücü nispeten sınırlı anadolu insanının pazarda küçük bir yeri olmasından mütevellit futbol takımları da medyada küçük bir yere sahiptir. taraftarı olanın bile evine tuttuğu takım için decoder alma olasılığı çok düşüktür. bunu bilen yayıncı kuruluşlarda "cebimi doldurmuyorsan ne yaparsan yap bana ne" mantığı ile anadolu dan mucize başarılar da çıksa sırt çevirirler. çünkü onlara göre pazarlanamayan hiçbir galibiyet başarı değildir.
veya pazarlanabilen şeylere de başarı denebilir, bugün büyük denen bir kulübümüz aslında çoğunlukla ticari bir başarının eseridir.
bunların istisnası olarak bazı kulüplerde ne olursa olsun sevilir.
mesela; (bkz: göztepe) yahut (bkz: karşıyaka) bilemedin (bkz: trabzon) olmadı (bkz: bursa) gel gelelim (bkz: eskişehir)
(izmirli miyim ne?)
- bisikletle tesislere gidip idman izlemektir. ligde fırtına gibi esen takımının forvetini (aynı zamanda kaptanı) yolda selamlamak, kalecinin mahalle komşun olmasıdır. doğduğu şehrin takımı yerine bizans takımlarını tutan eş, dost, akrabayı görüp sinirlenmektir. ileride kesinlikle yönetiminde söz sahibi olmalı, endüstriyel futbol'un gereklerini yerine getiren, iyi yönetilen bir kulüp olmasına katkı sağlamalıyım demektir. takımının şampiyonluğunu çocuklarımla beraber göreceğim demektir...
|