okulun güzel ve bir o kadar da naif hanımlarından birine samimi duygular besleyen zat-ı muhterem, bir gün müzik odasına girdiğinde o nadide çiçeği piyano çalarken görür, sükunetle bir köşede dinler ve derin hülyalara dalar. hanımefendi çalmayı bitirdiğinde kapı üzerinde dinleyeni sanki hissetmiş gibi arkasını döner ve gözgöze gelirler; küçük hanım hafifçe ve sanki izlenmenin verdiği utangaçlıkla başını eğer. bu utangaçlık geçişinden cesaret bulan zat ona doğru ilerler ve hanımefendinin çaldığı notaların verdiği tesirle de iyiden iyiye coşmuş olarak duygularını kelimelere döker.
hashatun kişi derin bir sukut ile dinler ve
- sizin gibi cins- i latif bir beyden bu sözleri duymak beni ziyadesiyle memnun etti, gururumu okşadı lakin ben hem cinslerime alaka duymaktayım...
sözlerin gerisi havada kalır, saf duyguları ile dışarı koşan genç aşığı gören bir hanım arkadaşı durdurur ve sorar,
- hayırdır kenan, bu ne hal böyle?
kenan beylikten, efendilikten sıyrılmıştır bir anda, cevap verir:
- lezbiyenmiş laaaaaan!
kenanın feryadına bir başka arkadaşı da yanlarına gelmiştir, anlamsız bir ifade ile bakar
hanım da hanımlığından sıyrılmıştır çoktan
- anaaa lezbiyenmiş lan, der
sahne kapanır.