coşkun sabah'ın bombacı şarkısı.
kurulu rakı masasının yanında harika gideceğine inandığım coşkun sabah şarkısı. sözleri de şöyledir:
bu akşam içimde hüzün var
gözümde canlandı anılar
ağlamak istiyorum, haykırmak istiyorum
bu akşam içimde hüzün var
sensiz geçmiyor bu akşamlar
gönlümde dinmiyor arzular
kavuşmak istiyorum, sarılmak istiyorum
bak bizi bekliyor anılar
anılar, anılar, şimdi gözümde canlandılar
anılar, anılar, beni bu akşam ağlattılar
benden uzak durma ne olur
bu kalbi sensiz taşıyamam
artık benim olmasan bile
seni görmeden yaşayamam
yüzünü görmeliyim
sesini duymalıyım
anıları yaşamalıyım
coşkun sabahın hafızamda kalan tek şarkısıdır.dinleyenleri yıllar öncesine götürerek hedefine ulaşmaktadır.
şarkının söylenmesi en zor yeri
anılar, anılar, şimdi gözümde canlandılarrrrr kısmı olup anırmakla karışık söylendiğinde keyif verir anılar.
(shade, 04.03.2007 15:25)
geçmişe özlem duyuran beyinde olan kavram.
hakkı bulut'un ikimiz bir fidanın parçasıyla eküridir efem.
anılardır bir insanın prangası… sürüklersin, sürüklersin… ta ki seni kendisinin olduğu yere hapsedene kadar.. bu yolculuğun sonunda ya ondan kurtulmalısındır ya da onu her koşulda taşıyabilmek adına yaşamından vazgeçmelisindir…
neşeli
nükhet duru şarkısı.
şarkının sonunda "beni bu hallere koydular" dizesini de ekler coşkun sabah.
(sükun, 23.11.2008 02:50)
sözleri
ahmet selçuk ilkan'a aittir.
size attığınız her adımda eşlik edenlerdir. kovmak istesenizde kovamadıklarınızdır. odanızın duvarlarına asılı kalmış, yatağınıza sinmiş olandır. sokak başlarında yolunuzu gözleyen, yolunuz kesiştiğinde sizi takip etmeye başlayandır. sinema köşelerinde yanınızdaki boş koltuğu hiç sormadan doldurandır.
bazen iş yerinde karşınızda duran sandalyenin boşluğu, bazen de yatağınızın sol tarafındaki soğukluktur... bazen banyoda bardağın içinden eksilmiş bir diş fırçası, bazende fotoğraflarda gizlenmiş nefeslerdir. bazen karda ayağınız kaydığında tutunacak birini bulamamaktır, bazen de şerefe kaldırdığınız karadut şarabının tek kadehlik olmasıdır... hatta bazen de bir kinder süprizdir...
neticede onlar ordadılar... ve siz de iyi bilirsiniz ki hiçbir yere gitmeyeceklerdir...
anılarımdan
seninle olanları çıkardıktan sonra
daha rahatım.
yüzüm daha çok gülüyor,
rengim yerine geldi,
bacaklarım artık titremiyor.
daha çok çıkıyorum sokağa,
kedi bile seviyorum.
komşularıma selam veriyorum,
bakkalla sohbet ediyorum,
balkonumda çay içiyorum.
anılarımdan
seninle olanları çıkardıktan sonra
daha rahatım,
gözlerim dalıp dalıp gitmiyor.
haftada bir evi arıyorum,
hal hatır soruyorum.
sen çok değiştin,
böyle iyi diyenler arttı.
artık insanlara cevap veriyorum.
anılarımdan
seninle olanları çıkardıktan sonra
daha rahatım,
ama bıraktığın boşluk öyle böyle dolacak gibi değil.
günümün hala 20 saati sen.
üstelik artık anılarımda bile yokken.
seni nereden söküp atmam lazım ki?
anılar, halihazırda sahip olunamayanlardan mürekkeb ise "dondurulmuş gıda"lara benzer... bu yüzden onlarla ne yapılabileceği konusunda fazlaca seçim şansı yoktur... ya güzelliklerini muhafaza etmesi için "şahsi buzluğunuza" kaldırmalı ya da ayak-altı bir yerdeyse tüm yaşanmışlıklar, hepsini tüketme yoluna gitmelisiniz... zira, açıkta bırakılan bütün -di'li geçmişler, hem bugünü hem de yarını zehirleyecektir...