2 yıl önce hayatımın en zor zamanlarını geçirirken sürekli yanımda olan, ayağa kalkmam iyileşmem için ailemdeki insanlardan daha çok çaba sarfetmiş,aynı üniversite hayalimizi gerçekleştirmiş olsak da pek görüşememekten şikayet ettiğim,dert ortağım, canım dostum.aklına geleni hemen söylediği için bir gün birinden sağlam yiyecek ama o ben olmayacağım *
renk mantığı mavi koyu mavi lacivert ve siyahtan ibaret olan gönüllerin moru. icabına en bir daria. matematik insanı. kendisi pek bir dolu bu aralar. en kısa zamanda teşriflerini rica ediyorum.
bir de unutmadan;
official quote:
"ay görüyoruaamm!..."*
avukat olması gerekirken kazara itü matematik mühendisliği bölümüne giren bu yüzden de savunma yazması gerekirken ispatlar yazan kişilik. o kadar asabidir ki hiçbir şey beğenmez. nasılsa sinema diye bir zevki vardır ondan vazgeçemez. bir de kör topal arkadaşları vardır. kendisine takılsalar da sanırım onlardan da vazgeçemez. sözlükte takıldığına da bakmamak lazım oldukça yaşlıdır kendileri.
bunca yalan dolanın ortasında, gerçekten gerçek olan ender kişilerden. insanın dost diye adlandırmak istediği, diğer arkadaş müsvetteleri gibi iyi günlerde değil, kötü günlerde dostlarının yanında olan gerçek dost. biraz ağırdır sözleri, gerçekleri olduğu gibi görür, ama olduğundan daha ağır anlatır, karşısındaki de gerçeği görsün diye. dost acı söyler sözü kendisi için söylenmiştir sanki. canınızı yakacağını bilse de doğru bildiğinden başkasını söylemez, kem küm etmez, gerçekleri gizlemez.
birinci ağızdan bir yetkili olarak martılığını onayladığım kişi. o kadar martıdır ki, kep törenine silah zoruyla fahri kadıköy anadolu liseli arkadaşlarını da götürür. yapılan haykırışları dinlemiş boş vakitlerinde sözlük yazarlığını kendine meslek edinmiştir ayrıca. birinci nesil falan yazdığına bakılmamalıdır, kendisi sözlüğün tadına daha yeni yeni varmaya başlamıştır.
bir yerde karşıma çıkan yüzlerce karşı cinsin tek 2,5 saat network topolojisi konuşulabilecek olanı. balıksever balık burcu, genç yaşında emeklilik hayatı yaşayan, sadece fotoğraf makinası ve kendisiyle mutlu olabilecek kadar da aşmış bitirmiş kimse. garip... (değil, bu kelimeye kızdı, gayet normal. fazla normal, fazla sakin, fazla stressiz)
bu sene yanıma taşınmış oda arkadaşım kişisi.arkadaşlarımla tanıştırırken "o da arkadaşım" şeklinde espri yapmama kıl olan;ancak benim bu esprime kendi kendimin yarılarak gülmesiyle şirinliğime dayanamayıp benimle gülen;zaman zaman benimle ağlayan nam-ı diğer "somurtkan şirin".
muhtemelen bu giriyi görünce "sözlüğe girdiğin ilk girinin benimle ilgili olmasından nefreeet ederim." diyecektir.o bir cevdet cerit taklit ustası.o bir benden ala olmasın "gönül insanı".o bir her hafta saçıma fön çekmekten bıkıp usanmayan vefakar ve cefakar mor böceği.sesi nadir bulunabilecek cinstendir, düetlerimiz henüz etüt salonlarında yankılansa da pek yakında bölümü bırakıp unkapanında beraber olacağım yavru ceylan, mantar sote eksperi. pek bir çok sevdiğim,hayatta nadir bulunabilecek dostlardan.bitmez...
az önce "benim nick'imdeki harflerden onun nicknini elde edebiliriz,yaşasın ne kadar çok ortak yönümüz var" şeklinde çok kıymetli bir bulguya ulaştığım ve içlendiğim anın baş kahramanı.
bir insan düşünün tanıştığınız andan beri hayatınızın önemli bir parçası olsun. 5 yıl gibi kimileri için çok kısa bir zaman diliminde bile hayatınızın vazgeçilmez bir insanı haline gelsin. bu insan belki tüm iyi anlarınızda yanınızda olmayabilir ama ne zaman kötü bir şey başınıza gelse, ne zaman mutsuz olsanız sizi canlandırmak, size canınızdan can katmak için yakınlarınızda olsun. sanırım böyle bir insana arkadaş denmez, belki dost bile denmez.
içi boşaltılmış kavramlarla etrafımızın çevrildiği günde arkadaş demekten çekinilesi bir insan. çoğu zaman ağzına geleni anında söyleyen ama bunu yaparken karşısındakini kırmak, incitmek gibi bir düşüncesi olmayan. yaşlı bir teyze belki de, üşüyen, acıkan, kolesterolu olan, bırbır konuşup sağı solu eleştiren. kaprissiz bir insan olsa da, mutlu edilmesi bazen çok kolay bazen çok zor biri. hepsinden öte öyle bir insan ki herkesten farklı, kendinden bile. o kadar farklı ki, çok özel anlar hariç nick altı giri girmeme, sözlükten doğum günü kutlamamama gibi kararları olanları bile kendi kararlarıyla çeliştirtebilecek kadar.
(bkz: doğum günü kızı)
gevezelik konusundaki rakiplerimdendir kendisi bi de zaman zaman, konuşmada en son sözü söyleyen taraf olma gazı vardır, bu lafın ne olduğu ise pek önemli diildir.
hemen örnekleyelim:
spitfire: abi vıdı vıdı da vıdı vıdı di mi?
a.mor.ph: ya öle walla .
spitfire: katıldığına sevindim.
a.mor.ph: tamam
spitfire: iyi(gıcıklığına son laf söylenir)
a.mor.ph: oldu
spitfire: güzel(hala son lafı amorph söylemelidir...)
a.mor.ph: peki
...(siz bişey söylediğiniz sürece bu bayağı bi zaman devam edebilir.)
tee 1 yıl önce staj zamanı telperionun yardımına koşmuşken, bu günlerde stajını ascella ile değerlendiren yazar. iş yerleri msni yasaklıyınca naapsın insanlar da sözlük messengera koşuyorlar.
insanın tamamen sanal bir ortamda, çok çok daha öncelerden tanıdığı böyle bir dostunun olması çok güzel bir şey. sizi hiç tanımadığınız insanlarla konuşmak, zaman öldürmek için oyun oynamak gibi boş aktivitelerden kurtarıyor. yıllardır tanıdığınız, güvendiğiniz bir insanla konuşmanın getirdiği rahatlığı hissediyor, sorunlarınızı unutuyorsunuz.
herkes yaşlı teyze dese de, bu yaşlı teyzenin tecrübelerinden de faydalanmak güzel oluyor. arkadaşlarını bile zaman zaman en acımasız şekilde eleştiren bu kişi, doğal olarak arkadaşlarının canını sıkan kişileri daha da acımasız şekilde eleştiriyor. bazen de bizim görmediğimiz açılardan olaylara bakarak, bize görmediklerimizi gösterip gözümüzü açıyor.
isterse acımasız eleştirilerini bana da yöneltebilir günü geldiğinde, ama bunun arkadaşlığımızı pek etkileyeceğini sanmıyorum. bugüne kadar eleştirdiği, lafını esirgemediği hiç kimsenin yanından çekip gittiğine şahit olmadım. şeytan tüyü var herhalde.
amorph, mortofon(!), morcivert, amore... hepsi olabilirdi ama bir tek 'mor' var. hayattan dikkat çekici sıklıkta şikayet ettiğini ilk defa yakın zamanlarda farkettiğimde içimin burkulduğu kişi. işte o zaman 'rahatsız teyze'liği üstlenip başının etini yediğim zat. ama sonunda olduğu gibi güzel kalmasını dilediğim; mor. beraber yaşamaksa, beni çekebileceğini düşündüğüm tek kişi. dostum.
lisede sıralararası tripleşme müsabakalarında defalarca şahsıma üstünlük sağlamış, her daim fönlü gibi duran saçlarıyla kıskandıran, mor yerine ford ekini kullanmamdan nefret etmiş, gün batımını seyrederken sarfettiği "abi şunu paylaşabileceğin bi erkek var mı ya" şeklindeki cümlesinin sonuna soru işareti mi ünlem mi yoksa üç nokta mı koysam bilemediğim, "yabancılar giremez" düsturuna sahip sınıfıyla kaynaşmama vesile olmuş, henüz birer martıyken daha çok şey konuşsaydık keşke dedirten duyarlı insan..arkadaş..
hatalıysam lütfen,
(bkz: harvey harvey harvey harvey harvey)*
aslında çok neşeli, hayat dolu bir insan. ama gelin görün ki hep bir hüzün var kendisinde. derslerden mi, matematiğin soyutluğundan mı bilemiyorum ama gülerken sanki içerden ağlıyor. dedikodu denilen illet onu da ağlarına sarmış durumda. bana çok gizli bir sırrını verdi ki masöz olmayı düşünüyormuş küçüklüğünden beri. iyi para yok bu işte mor, sen gel yazarlığa soyun, eleştirmenliğe el at, istatiksel finansla ilgilen dedim dedim dinletemedim. sakalımız yok ki dinlesin.