fanatik okuyucularından olduğum yazar..semerkant onun baş yapıtıdır diyebiliriz..kitaplarını okurken dikkat edilmesi gereken şey verdiği bilgilerin ve tarihlendirmelerim aslında genelde bilinen şeyleri kendi kurgularıyla harmanlıyarak anlatmış ollduğudur..yani eleman gerçeklere pek sadık kalmayan ama orta doğu tarihine oldukça hakim bir zattır.kitaplarında doğu kültürünü genelde bir batılı yada orta doğulu bir hiristyan karakterle buluşturan maluf macera ve tarihi kitaplardan hoşlanan insanlara hitap ediyor diyebiliriz.eserleri oldukça orjinal bi dile sahiptir..
iyi olduğu kabul edilmelisi gereken yazar. ancak batı tarafından şişirilmesinin nedeni tabiri caizse doğuya giydirmesidir. nitekim islam alemi ikinci sınıf dünya vatandaşı olmadığını avrupa'nın karanlık ortaçağ dediği, bizim se altın çağımız olan bir zamanda ilimde ekonomide sosyal yapıda askerlikte kısacası her alanda dünyaya tepeden baktığı bir dönemi bilerek hissetmekte. yani doğu.o zamanların hatrına 'düştüm ama yine kalkacağım' diyebilmekte. amin maalouf ise sen düşmedin, zaten hep düşkündün demeye getiriyor, batıda ödülleri götürüyor(bkz: batıda ödül alan iranlı muhalif yazarlar). şu politika adam gibi kitapta okutmuyor...
bir kitabında (sanırım uzaktan aşk) şöyle bir cümle vardı; "tanrı güzelliği sana vermiş ama benim gözlerim için". sahiplenme duygusunu anlatmak daha iyi bir cümle kurulamaz sanırım.
türçeye çevrilen tüm kitaplarını okuyan biri olarak yorum yapmak gerekirse; yolların başlangıcı adlı kitabı çok sıkıcı, kesinlikle okunulacak bir tarafı yok, okuyup da zaman kaybetmeyin, ancak; diğer tüm kitapları birer başyapıt niteliğindedir, okunulmaması kesinlikle bir kayıptır. ölümcül kimlikler adlı denemesi alt kimlik-üst kimlik, doğu - batı medeniyetleri arasındaki farklılıklar/benzerlikler/ayrıcalıklar bakımından çok önemli tespitler içeriyor. romanları içinde hangilerini en çok beğendin diye sorulursa; afrikalı leo ve semerkand diye cevap veririm.
semerkant adlı kitabından bahsedecek olursak, özellikle karakterleri anlatış bicimi, ve tarih ile hikayeyi çok güzel bir biçimde bir araya getirmesi insanda en kısa sürede diğer kitaplarını da okuma hissi uyandırıyor.
afrikalı leo, semerkant, yüzüncü ad, yolların başlangıcı, tanios kayası, doğunun limanlarıadlı kitapların yazarı. kendisi lübanan asıllı bir fransız vatandaşıdır. geçmişte yaşamış ortadoğu halklarından insanların yaşam hikayelerinden yola çıkarak yazılan kitapları, ortadoğu halklarının günümüze kadar gelen sorunlarına kanımca ışık tutmaktadır. hristiyanlık-islamiyet çatışması, mezhep kavgaları kitaplarında özellikle işlenmektedir.
semerkant, doğunun limanları, yüzüncü ad, afrikalı leo, tanios kayası ve ölümcül kimlikler adlı eserlerini okuduğumda oldukça zevk veren, zaman geçtikçe kendini çok fazla tekrarladığını düşündüğüm, her kitabında zoraki batı-doğu, müslüman-hristiyan sentezi yapmaya çalışan oryantalist yazar. tarihi romanlara ilgi duyan kişilere önerilebilir; ama bir süre sonra yazar, insanda kekremsi bir tat bırakıyor.
beatrice den sonra birinci yüzyıl isimli kitabıyla her zaman ki tarzından farklı olarak geleceğe dair bir roman yazan ama yine de doğu ile batıyı ihmal etmeyen okunası yazar.
ismi amin olsa da kendisi hristiyan olan lübnan asıllı dünyaca ünlü roman yazarı.
lübnanın arap katolikleri olan 'maruni'lerdendir.
kitapları ülkemizde yapı kredi yayınları tarafından yayınlanır. kitaplarında akıcı bir anlatım üslubu kullanmakla birlikte hemen hemen tüm kitaplarının konusu birbirine çok benzemektedir. kitaplarından bir ya da iki tanesi okunursa yazarın tüm kitapları okunmuş sayılabilir. kitabın baş kahramanı genelde afrikanın kuzeyinden veya ortadoğudan yolculuğa çıkar ve ardından avrupaya ulaşır. bu sayede yazar, hem doğu kültürünü hem de batı kültürünü anlatma fırsatını yakalar. bazen işi o kadar ileri götürür ki hafız olan bir müslüman gence avrupadaki bir kilisede vaftiz bile yaptırır.
doğu medeniyetleri konusunda epey bilgilidir. yazılarında arapların ve hatta yeri gelince türklerin de misafirperverliğinden sık sık sözeder ve över. bununla birlikte her kitabının bir kaç satırında mutlaka doğu kültürüne laf sokmaya ve aşağılamaya çalışır. avrupa kültürünün hayranıymış gibi bir izlenim verir. yavuz sultan selimin mısır seferini anlatırken yavuzu methetmez, bilakis abartılı bir şekilde yavuz tarafından mısırda bir katliam yapıldığından söz eder.
en güzel kitapları afrikalı leo ve semerkanttır. yüzüncü ad ise afrikalı leonun kopyası niteliğindedir. tanios kayası ile doğunun limanları da konu ve anlatım itibariyle semerkanta biraz benzemektedir. amin maaloufu hiç okumamış bir kişiye afrikalı leo tavsiye edilebilir. sırf anlatımdaki sürükleyicilik bile insanda türk filmlerindeki sonucu merak etme hissini uyandırır ve okunmaya değer hale getirir.
ayrıca yazarın, 1986 da afrikalı leo ile fransız-arap dostluk ödülü kazanmışlığı da vardır.