bu karşılaştırma aklıma bir ortaokul hatıramı getirdi yine. ilkokul sonrası hazırlık bitmiş orta birinci sınıf olmuşuz. mektup arkadaşı bulmalar, müze önlerinde turist avlamalar, türkçe müzik dinleyini puu sana diye hakir görmeler, eve misafir geldiğinde bir kuble "what is your name my name is.." den ibaret ingilizce diyaloglar sergilemeler, topluca bir ingilzce hevesi var ki sorma. yalnız bu heves benim ilkokuldan arkadaşım olan samet'e uğramıyor. adamın türkçe konuşmaya hali yok ingilizce konuşsun, öyle bir tabiatı var. neyse gel zaman git zaman samet'in notlar yerlerde sürünüyor fen bilgisi, matematik de ingilizce bu arada. samet 'in annesi bir gün bizde annemle çocuk karşılaştırma oynuyorlar.
annem : ay odalık pek seviyor ingilzceyi bir bilsen asuman hanım.
asuman teyze : bizim oğlanın bir ingilizcesi kötü, odalık'la çalışsanlar o zaman akşamları.
annem : kızııııım gel bak asuman teyzen..
odalık : olmaz anne onlar ingiliz ingilizcesi görüyo bizim hoca amerikan.
bu yaşta böyle bir kıvırma hala kendimle gurur duyarım. samet de ondan sonra bir sene amerikan bir sene ingiliz ingilizcesi görüyoruz ondan öğrenemedim diye kandırmış asuman teyzeyi. şu anda giriyi bağlamak istiyorum ama inan tıkandım.
(bkz:
işte bu da böyle bir anımdır)