çok estetik bir topla oynanan takım oyunu. takımn oyuncularının güçlü kuvvetli ve hızlı olması takımın faydasına olacaktır ki güç fizik kombinasyonunun dominesindeki amerikan futbolunda takımlar başarılı olabilsin
hiç bir sporda yetenek sahibi olmayan gençlerimizin oynadığı spor. okluda artiz artiz dolaşırlar ve saygı beklerler. ama asıl saygı orta sahayı çekip çeviren futbolcu arkadaşımızındır
bir söylentiye göre futbol oynayamayan soylu kişilerin çıkardığı oyundur. hiç bir zaman nasıl oynandığını anlayamamışımdır. ayrıca filmlerde gördüğüm kadarıyla okulda ayrı bir karizmaları vardır yada kendileri öyle sanırlar. ama daha ilk maçta kolunu bacağını kırınca hiç bir karizması kalmaz.
hayatı boyunca başka spor dallarında başarı gösteremeyen bir gencin antremanında ancak can verebileceği spordur. dışardan görüldüğünün aksıne fundementali gayet zor bir spordur. bu sene ülkemizde 10 takımdan mütevellid resmi lig kurulmasıyla bilmeyenlerin -oturdukları koltukdan asıp kesmek yerine- maçları izleyip keyif alması umulmakdadır. rugbynin yanında kız sporudur
dünyanın en zor,en teknik,dogustan yetenek isteyen,eger dogustan yeteneginiz yoksa imkanı yok basarılı olamayacağınız,sozlukte bile ne kadar zor oldugunu dunyaya duyarma istegini içinizde buyuk bi yangına dönüştürebilcek spor dalı..(bkz: tatmin etmek)
insanı etki altına alabilen oldukça yorucu bir spor.
bir gün hiç unutmam arkadaşlarla kolejin amerikan futbolu takımındayız.
james bana sağdan koşu yoluma doğru bi pas verdi, ceza sahası içerisine girmeme çok az kalmıştı ve hızla ilerliyordum, arkamdan gelen eddie nin beni yakalamak için koşması bile gözümü korkutmuyordu. kendisi 2 metrelik bir ayı kırmasıydı. önüme gelen her oyuncuya sırayla fake atıp düşürüyordum, kimisi ayaklarıma yapışıp beni düşürmeye çalışıyordu, kimisi de ensemden yakalayıp kündeye yatırmaya çalışıyordu. iri yapılı olmamanın avantajını bütün çevikliğimle birleştirip gördüğüm en ufak boşluklardan çıkmayı başarıyordum. tek kelimeyle aralarından kuğu gibi narin, tüy gibi hafif geçiyordum, derken tam sayı yapmama az kalmış, topu yere vurup sayı kazanacakken arkalardan gelen bir sesle irkildiğimi hissettim, ses o kadar derinden geliyordu ki duymakta güçlük çekiyordum. kulağımı kabartıp bi yandan koşup bir yandan da sesi duymaya çalışıyordum, ter içinde kalmıştım. sesi sonunda duymuştum.
-kalk lan kalk diyordu ablam. ne? ne oldu? diyecektim ki rüyanın sarhoşluğuyla ağzımdan şöyle bir cümle çıktı.
pekçok amerikan icadının aksine, japonlar tarafından geliştirilmeyecek ve asla yaygınlaşmayacak bir icattır. zırhlı spor mu olur kardeşim? bu kadar alet edevatın gerektiği spor dalları asla yaygınlaşmaz ve tabana inmez!
herşeyden önce rugby gibi duruşu olan bir sporu, amerikan futbolu (ki neresi futbolsa) gibi zırh isteyen bir sporla karşılaştırmak bile manasızdır. illaki topun elde taşındığı bir spor istiyorsanız hentbol vardır mesela. arada iki sektirirsin hentbolda bi de. amerikan futbolunda böle bişey yoktur. topu alan koşturmaya başlar. beyzbol ve kriket gibi acaip bir icattır.
rugby ise (dönüp dönüp rugby'ye geliyorum. amacım rugby'i çok sevdiğimi belirtmeye çalışıp, amerikan futbolundan aynı keyfi nedense alamadığımı anlatmaktır) bambaşka bir spordur. onu ayrı başlık altında eminim incelemişizdir.
alet edevat gerektiren, özel mekan isteyen sporlar gelişmez, taraftar, yandaş toplamaz. mesela golf mesela tenis, mesela eskrim. amerikan futbolu da sportif ve modern bir sövalye zırhı gerektirir. işte bu yüzden sırf bu yüzden yeni bir isim taktım ona. götümün futbolu
sırf ayıgücüme güvenip gittiğim antremanlarda ezildikten sonra oyunu anlamanın önemini kavramamla, boyun ağrısı çekmem aynı döneme denk gelir. önceden yapdığım-ve hala yapmakta olduğum- sporlarda boyun kasları yoğun olarak kullanılmadığından kaskın kendi ağırlığı ve antremanlardaki çarpışmalar boynumu epey paraladı.ama antreman yaptıkça doğal olarak ağrı falan kalmadı. ben de yeni bir uğraş kazanmış oldum kısa hayatımda..
sonra tackle yapmayı öğrendim; koşan adamın tepesine uçulmıycağını, tekme yada yumruk atılmıycağını,çelme takılmıycağını.. en önemlisi rakiplerinde insan olduğunu öğrendim.
günlerden bir gün sahaya antremana gittiğimde beyzbol oynayan gençler gördüm. o spora hemen sikimin hentbolu adını verdim. sonra yanlarına indim ve elime sopalarını aldım ve birkaç kez topa vurdum. tribünden gayet kolay ve gereksiz gözüken bu aktivitenin aslında teknik ve beceri gerektirdiğini deneyerek öğrenmiş oldum. sonra sporun adını tekrar beyzbol koydum. curlinginde bir spor olduğunu hiç unutmadım sonra.
insanların dışarıdan baktıklarında yalnızca line oyuncularının didişmelerini gördükleri ama bunun da taktiğin bir parçası olduğunu anlayamadıkları oyundur. nitekim bir quarterback veya receiver'ın görevleri hakkında çok fazla bilgileri olmayanlar için yalnızca kas gücünün önemli olduğu bir spormuş, hatta spor değilmiş de barbarlıkmış gibi görülmesi doğaldır. running back'lerin ellerinde top yokken bile koşup kendilerinden daha iri oyuncular tarafından boş yere(!) düşürülmelerine de güler bunlar... oyunu güç gösterisi veya meydan savaşı olarak görenler, bir parça bile bilgi sahibi değiller kanımca! ama öğrenmek isteyenler için etraflarında yoksa bile internette kaynak mutlaka vardır, baksınlardır...
pahalı bir spordur. anlamaktan ziyade basit, çabuk tüketilebilen, fazlaca zeka gerrktirmeyen, kabaca izlenebilen, kafa yormayan amerikan tarzının doğru sporudur. avrupa veya asyada tutmamış olmaması hiç ilginç değildir. oysa bildiğimiz futbol asildir. giyersiniz bir naylon kranpon (bkz: 80 kuşağı) yada kara lastik, alırsınız mahalle bakkalından 1 ytl.'ye bir naylon top, toplam 4 taştan arsaya 2 adet kale yaptımı tamamdır. yoksa öyle kaskla, zırhla, bir havalarda, ne o lan öyle. topmu oynucaz? adam mı dövcez?
rugby ile çok sık karıştırılan, bir çok eleştiriye rağmen izlemesi çok zevkli oyundur.oyuncu sayısı kalabalık olmakla beraber amaç quarterback pozisyonundaki oyunucunun hücüm yapmasını kolaylaştırmak,onu engellemek isteyen rakipleri bertaraf etmektir. bu yüzden takım oyunun ve koordinasyonun çok önemli olduğu bir spor dalıdır.ülkemizde üniversite klüplerinin katılımı ile bir lig kurulmuş ancak pahalı araç gereçleri ve oynanabilecek saha olmamasından dolayı fazla gelişememiştir.
bir zamanlar hbb isimli kanalın lig maçlarını verdiği, rugby'nin amerikan evrimi geçirmiş hali. kullandıkları kaskları aynı zamanda basketbolun da babası olan james naismith icad etmiştir. abd'de basketbolla beraber en popüler spordur.
karşıdaki savunmanın veya hucümun aldığı şekle göre taktiği kurmak gerektiği için zeka, karşı takımın defensive line'ın arkasına geçmesini engellemek için güç, dana kadar oyuncular arasından kıvrılmak gerektiği için zeka, güç ve çeviklik gerektiren spor. sonra hiç kimse uydurmasın totosundan...