|
|
- amerikan vatandaşı manasındadır. fakat heryerde kullanılması tavsiye edilmez. kavga çıkar. hakaret olarak anlaşılır niyazi olursunuz.
- başrollerini şener şen ve lale mansur'un paylaştığı o dönemin amerikan filmleriyle özellikle de temel içgüdü ile naşşak geçen türk filmi.
(pj7, 27.12.2004 19:50 ~ 19:53)
- şener şen'in bir filmi..
- yönetmenliğini şerif gören'in yaptığı film..
- çok kimse türk sinemasının ölü toprağını 1996 yapımı eşkiya ile attığına inansa da 1993 yapımı amerikalı ve 1990 yapımı aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni (ki bahsi edilen üç filmin başrolünde de şener şen'in olması kendisini özetlemek için yeter artar bile) filmleri türk sinemasının tekrar salon doldurabilir hale gelmesini sağlamıştır.
çok sağlam bir oyuncu kadrosuna sahip olduğu gibi 90 ların başındaki sinan bengier'li video film furyasını basic instinct ve home alone gibi filmleri tiye alarak yıkıp geçmiş, yeni bir soluk getirmiş ve türk sinemasının en iyi yaptığı işin komedi olduğunu ortaya koymuştur.*
- amerikalı, amerikalı.
hem fiyakalı hem delikanlı,
amerikalı, amerikalı.
hem fiyakalı hem delikanlı,
heayt var mı bana yan bakan ?
dolar gani, faça tamam,
benim adım şeref the turk,
wow! döndüm amerika'dan.
hem melek hem şeytanım,
faizde repodayım,
ruhumu elletmeden,
üç gram namus sattım.
amerikalı, amerikalı.
hem fiyakali hem delikanlı,
köprü, kule, metro, havuz
dilimle satılıyor karpuz
burger, bluejean, kola, buz
ulan amerikalı olmuşuz
lahmacun, chicken, fast food,
zurna, saksofon, gitar, ud,
arabesk ile saz ve jazz,
baklava üstüne bol piyaz.
amerikalı, amerikalı.
hem fiyakali hem delikanlı,
üç beş peruk, bir makyaj
bir sarsıntı bir telaş
aa! evimin kadınıyım,
farkım mı var arkadaş ?
çarşaf çarşaf dolarlar
banyo köpüğü laflar
bir de hıçkırık attım mı
inanıyor (bayılıyor da olabilir) ahmaklar
sevgi in nefret out
melek in angel out
şeref in çulsuz out,
no problem magandas knock out.
bam bam! iki el silah,
ne terbiye var ne ıslah.
oh my god! okay okay!
ateş etme mike! arabada yumurta var!
amerikalı, amerikalı.
hem fiyakali hem delikanlı,
amerikalı, amerikalı.
hem fiyakali hem delikanlı,
amerikalı, amerikalı.
hem fiyakali hem delikanlı,
amerikalı, amerikalı.
hem fiyakali.
amerikalı, fiyakalı hem de delikanlı,
amerikalı, fiyakalı hem de delikanlı,
amerikalı.
şeklinde sözleri olan aysel gürelin yazdığı basit bi parça.
(bkz: itü sözlüğün hastasıyım copy paste in ustasıyım)
- bir patates ekmek jargonu amerikan salatalı anlamında kullanılır.
(bkz: patates ekmek)
- dünyanın hemen hemen bütün ülkelerine vizesiz olarak seyahat edebilen kişilik
- (bkz: aptal amerikalı/@1265497)
- verilen linkte ortalama zeka seviyelerini tecrübe edebilirsiniz...
(bkz: http://www.youtube.com/...)
- kuzey ve güney amerika kıtasında yaşayan insandır. yani abd'liler amerikalı değildir. onlar gringodur, conidir, mayktır.
- gidip görenlerin dediğine göre amerikalı güzel kız yok denecek kadar azmış. güzel olanlar da ya kapak kızı ya da manken falan oluyormuş. amerikada kızlar teklif ediyormuş falan ama gelenlerden on tanesini toplasanız bir tane türk kızı etmediğini söyleyenlerin sayısıda azımsanmayacak kadar fazladır. sözün özü şudur ki amerikalı kızlar çirkin kızlardır. ayrıca çok pis genelleme yaparım.
- koloni döneminde ingilizler tarafından second-hand englishman( ikinci el ingiliz ) olarak görülen kişi.
- bir milletin bu kadar yabani ve bencil olduğuna inanamadığım toplum insanı.. insanın "hiç mi sevgi görmedin sen annenden babandan" diye sorası gelir, ama doğru! 18 yaşında evden kovulan bir amerikalı, ailesinden nasıl bir sevgi alabilir ki? aynı zamanda hepsinin işkolik olduğunu da belirtmek isterim. bu kadar işlerine bağlı olmaları, disiplinli olmaları evet çok güzel, biz de olsak keşke, ama bunu yaparken "insanlığını" unutan öyle çok amerikalı var ki! plastik bardaklardan kahve içe içe, kalpleri de plastikleşmiş bir milletten bahsediyorum. ve işin ilginci, ister büyük ister küçük şehire gidin, hepsi ortak, hepsi aynı. sanki aynı fabrikadan çıkmışlar da bütün ülkeye eşitsiz oranda dağıtılmışlar gibi... sipariş ettiği pizzasından bir dilim almak isteyince, senden bir dolar isteyen; araban olmadığı için ve -35 derece soğukta otobüs beklemek istemediğin için arkadaşından (!) seni bir yere götürmesini rica ettiğinde senden gayet yüzsüzce benzin parası isteyen; katıldığı her partide, gördüğü her hatuna potansiyel a* muamelesi yapan; coğrafyanın c sinden anlamadığı gibi, bunu her koşulda, bazen inanması zor salaklıkta sorularla dile getiren; dünyaları ben yarattım havasıyla dolaşan ve bundan hunharca bir zevk duyan; tüm arkadaşlıkları veya aile ilişkileri çıkarlar üzerine kurulu; çok gerekli bir durumda bile kuralları çiğneyeceğine kafasının köpekler tarafından çiğnenmesine izin verebilecek olan insandır amerikalı. türk olarak doğup, türklerin arasında yetişmiş, türklerin sıcaklığını ve misafirperverliğini almış bir insan için; amerikalı demek, beraber yaşanması imkansız bir insan demektir.
(begooo, 05.03.2008 10:22 ~ 10:23)
- tam anlamıyla bir sürünün bireyi. muhalefetten bi haber toplum elemanı, ne verilirse onu yer, robotlaşma hat safhadadır. görünüş itibariyle de zihnimde kocaman bir göbek, kıllı koltuk altları, kanepelere sığmayan bir kalça* sarı ve ablak bir suratla vücut bulan insandır. kızılderilinin ahı sonsuza kadar üzerlerinde olacaktır.
(rene, 05.03.2008 11:03 ~ 11:05)
- abd'deki bir hayvanat bahçesinde bulunan hayvanların dışkılarının temizlenmesi ve nakli için yılda 40 milyon dolar harcanmaktadır. hayvanat bahçesi yöneticilerinden birinin zihninde bir gün bir flaş parlar ve fikrini uygulamaya koyar; hayvanların dışkılarını paketleyip satmak... çeşitli paketlerin üzerinde çeşitli yazılar: "zürafa dışkısı", "fil dışkısı", "gergedan dışkısı"... hayvanat bahçesinin mağazasında satılan paketler kapış kapış gitmektedir... hayvanat bahçesi yıllık 40 milyon dolar giderden kurtulmuş ayrıca kara geçmiştir.
gerek hayvanat bahçesindeki hayvanların dışkılarını paketleyip satmayı düsünen gerekse bunları alan kişiler "amerikalı"dır... amerikalılar, kelimenin tam anlamı ile kendilerine has insanlardır.
- doğru kullanımı amerikandır. kuzeyde yaşayanlarına yanki* de denir.
|