bazısı başkadır. bildiklerinizin ve bilebileceklerinizin içinde, kot pantolondaki yağ lekesi gibi rahatsız edici, fakat bir yandan da, fotoğraftaki minicik figür gibi benzersiz dururlar. hiç tanımamış, hiç tanışmamış olmayı istersiniz ve bu gerçekleşmemiş ihtimalin düşüncesi bile korkutucu gelir - asla tanıyamamış olduğunuz gerçeğiyle birlikte.
bazısı başkadır. nasıl olduğunu merak edersiniz sürekli, hayatından endişe edersiniz kimi zaman, ama içinizde bir yerde, bırakıp gitmeyeceğine, sizi, bu hayatta inanacak bir şey bulamayacak kadar yalnız, düştüğünüzde kalkamayacak kadar kahramansız bırakmayacağına dair çok sağlam bir inanç vardır. telefonlar meşgule düşürülebilir bir şekilde, belki hiç açılmaz; yeni sabahlar doğar, telefon çalmaz. bazısı başkadır, arayıp sormaz ama gönülden ırak olmaz.
sigarasından tanırsınız onu, zehri içine çekerken yüzünün aldığı o mutlu ifadeyi görür ve mutluluğun ne demek olduğunu bilirsiniz. bir çocuğun gözünde yeni bir oyuncak neyse, nasıl parlatırsa o masum gözleri açılmayı bekleyen, yepyeni bir paket, onun yavaşça bir nefes çekişi sigarasından, tedavülden kalkmış bir mutluluğu işaret eder hayatında. tek başına bir hayat kurarken nasıl da ihtiyacı olduğunu küçücük cesaretlere, iki parmağının arasından savrulan dumana, bir daha asla beyaz olmayacak kırık mutluluğa nasıl da ihtiyacı olduğunu bilememek fakat hissedebilmekten gelen bir bağ bizimki, his ortaklığı; hiçbir dile ait olmayan melez küfürleri ceplerde taşıyamayıp caddelerde düşürmekten gelen bir bağ.
"okyanustan geçtim sevgilim, nasıl olduğunu görebilmek için sadece. gri dumandan geçtim, yakınında olabilmek, elini tutabilmek için sadece. mutsuzluktan, ilgisizlikten geçtim, sana ihtiyacım olduğu için, seni sevdiğim için sadece. yalnız, teninden geçemedim, kalbinin kapısında kalakaldım."
ukteci:
ness (29.07.2007 21:04)