rammstein'in reise reise albümünde bulunan, sözleri ve klibi ile amerika'yı eleştiren şarkısı. klipteki sahnelerin hemen hepsinde amerikan emperyalizminin boyutlarını göstermeye çalışmışlar, güzel olmuş.
sözlerini de yazalım tam olsun:
amerika
we're all living in amerika
amerika is wunderbar
we're all living in amerika
amerika, amerika
wenn getanzt wird will ich führen
auch wenn ihr euch alleine dreht
lasst euch ein wenig kontrollieren
ich zeige euch wie´s richtig geht
wir bilden einen lieben reigen
die freiheit spielt auf allen geigen
musik kommt aus dem weißen haus
und vor paris steht mickey maus
we're all living in amerika
amerika is wunderbar
we're all living in amerika
amerika, amerika
ich kenne schritte, die sehr nützen
und werde euch vor fehltritt schützen
und wer nich tanzen will am schluss
weiß noch nicht das er tanzen muss!
wir bilden einen lieben reigen
ich werde euch die richtung zeigen
nach afrika kommt santa claus
und vor paris steht mickey maus
we're all living in amerika
amerika is wunderbar
we're all living in amerika
amerika, amerika
we're all living in amerika
coca-cola, wonderbra
we're all living in amerika
amerika, amerika
this is not a love song
this is not a love song
i don´t sing my mother tongue
no, this is not a love song
we're all living in amerika
amerika is wunderbar
we're all living in amerika
amerika, amerika
we're all living in amerika
coca-cola, sometimes war
we're all living in amerika
amerika, amerika
rammstein'ının politik mesaj içeren klibi. ne diyor abiler bize?
"bakın amerika her yerimizi sardı, sarmaladı. afrikadaki adamlar big mac yiyor. bakın müslümanlar nike ayakkabılarını çıkartıp namaz kılıyor. bakın amerika her yerde."
oo memooo burası new york amerikaaa
evler karıştı bulutlara nasıl bir yaşam nasıl bir zamaaaaaan
macera dolu amerikaaaa amerikaaaaa maceraaaaaa x2
o memoooo gece variller ateş ateş
etrafta zenci ve junkieler
o rapçiler ve rockçılaaaaaaaaaaaaaar
macera dolu amerika amerika maceraaaaaaaaaa x2
valla bir yerde de "herkes çizme fotr kot pantelon" diyordu rafet abi..
(bkz: rafet el roman)
kendilerinin yaşam tarzı ve standartlarını, inanılmaz tüketim alışkanlıklarını devam ettirebilmek, ekonomilerini besleyebilmek için dünyanın birçok yerinde insanların öldüğünü, envayi çeşit acıların ve haksızlıkların yaşandığını bilmeyen, bilmemezlikten gelen ve üstüne üstlük kibirlerinden de geçilmeyen garip bir halkın yaşadığı "amerika birleşik devletleri" isimli ülkenin de içinde bulunduğu kıtadır.
ya da başka bir tanım yapmak gerekirse: dünya nüfusunun %5 ini oluşturduğu halde dünya üzerindeki silah harcamalarının neredeyse %30 unu yapan(niyet buradan belli), atmosfere en çok karbondioksit salımını yapan, bir yere yüzbinlerce asker yığarken başka bir yere (bkz: ruanda katliamı) çıkarı olmadığı için dokunmayan bir ülke olan "amerika birleşik devletleri" isimli ülkenin bulunduğu kıtadır.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika harika.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika, amerika...
ne zaman bir dans olsa idare etmek isterim,
etrafta tek başınıza döndüğünüzde bile.
kendinizi biraz kontrol altında bırakın.
size gerçekten nasıl gittiğini göstereceğim.
yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
özgürlük bütün kemanlarda çalacak.
müzik beyaz saray'dan gelecek,
ve mickey fare paris'in önünde duracak.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika harika.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika, amerika...
bilirim bu hareketler çok faydalıdır.
kaçan adımlardan sizi koruyacağım.
ve sonunda kim dans etmek istemezse,
henüz etmek zorunda olduğunu bilmiyordur.
yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
size yolu göstereceğim.
noel baba afrika'ya gidecek,
ve mickey fare paris'in önünde duracak.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika harika.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika, amerika...
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
coca-cola, wonderbra*
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika, amerika...
bu bir aşk şarkısı değil.
bu bir aşk şarkısı değil.
anadilimde söylemiyorum.
hayır, bu bir aşk şarkısı değil.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika harika.
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika, amerika...
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
coca-cola, bazen savaş
hepimiz amerika'da yaşıyoruz.
amerika, amerika...
*wonderbra çok ünlü bir amerikan iç çamaşırı markası...
simone de beauvoir' ın bir anısı: kendisinin a.b.d li bir yazarla ilişkisi vardır ve arada a.b.d.ye gitmektedir.bir seferinde meksika' ya gitmek isterler beraber simone hanım hiç sorun yaşamaz sınırdan geçerken yalnız a.b.d. li yazara meksika polisi sorun çıkarır bekletir bilumum gıcıklıkları yapar arkadaş ta dayanamaz ve şu hollywood filmlerinin meşhur repliğini söyler- bana bunu yapamazsınız ben amerikalıyım ve tarihin en güzel ayarlarından birini alır karşısındaki meksikalı melez ya da kızılderili olan görevliden- hayır beyefendi siz a.b.d. lisiniz amerikalı olan benim...
ülke değildir. doğu ve batı amerika kıtaları ile çevre adaları kapsayan bölgedir. amerika birleşik devletleri, kısaca abd ülkedir. amerika'da yer alır. başka ülkeler de yer alır amerika'da.
oscar wilde amerika'ya gittiğinde, daha sonra da oldukça söz edilmiş olan bir espri yapmıştır. wilde, amerika'nın başka biri tarafından çok daha önceden keşfedildiğini söylemiştir. bu doğrudur; amerika birçok kez keşfedilmiş, daha sonra da bağlantılar kesilince yeniden unutulmuştur. oscar wilde'a sormuşlar, "eğer amerika'yı ilk keşfeden kişi kolomb değilse, daha önceleri de keşfedilmişse, peki neden her seferinde yeniden yok olmuştur?" wilde esprili bir şekilde yanıt vermiştir, "evet o amerika'yı keşfetti. amerika birçok kez keşfedilmiş ama hep gizli tutulmuştu. her seferinde sessiz kalmak gerekmişti çünkü böylesine başa bela bir şeyin unutulup, bir kenara bırakılması en hayırlısıdır."
osmanlı imparatorluğu istanbul'u fethetmiş ve akdenize hakim olmaya başlamış, ipek ve baharat yollarını ellerine geçirmiştir. avrupalılar kendine başka ticari yolları aramaya yani çin'e ve hindistan'a ulaşmanın başka yollarını aramaya başlamışlardır ve yanlışlıkla da olsa daha verimli bir yer olan amerika keşfedilmiş ve sömürülmüştür.
anafikir: şimdi başımızın belası olan amerikayı bulduran millet dolaylı da olsa biziz. demek ki olumlu sandığımız şeyler bazen olumsuz sonuçlar doğurabilyor.
kıta olarak, güneyden kuzeye gidildikçe;
yaşam standardı ve dolayısı ile hayatın monotonluğu, maddi zenginlik yükselir. bazı kesimlerde eksen eğikliğine bağlı olarak 21 gece boyunca güneş çıkmaz. "aile" ve "toplum" olgusu, zeka seviyesi, siyasi görüde bulunma azalır. halkı sömürme yerini dünyanın geri kalanını sömürmeye bırakır.
ülke olarak, genelinde "soğuk" bir iklim ve kibirite mevcuttur. kırsal nufüstan kentsel populasyona doğru;
"insanlık" azalır.
amerika bir ülke değildir ama genelde öyle kullanılır. bende öyle kullanırsam burada şöyle anlatabilirim. haftalar içinde oralı olabileceğiniz, yabancı olmanın tadını ilk zamanlarda çok güzel çıkarabileceğiniz (yok öyle türk mürk düşmanlığı doğu yakasında) ancak sonrasında birden fazla yabancı olduğunuzu hissedip tırstığınız yer. fazla da oralı olmayın o zaman da yabancılığı unutursunuz. işte böyle ne idüğü belirsiz paradoksal bir ülke- deleuze ülkesi.
allen ginsberg'in muhteşem şiiri, mutlaka okunmalıdır. küçük iskender de bu şiir itafen türkiye adlı şiirini yazmıştır.
(bkz: @2335898)
amerika
amerika sana her şeyimi verdim,şimdi bir hiçim ben.
amerika, iki dolar yirmi yedi sent 17 ocak 1956.
kendi kafama bile dayanamıyorum.
amerika, ne zaman bitireceğiz insanlarla savaşı?
al da kıçına sok atom bombanı.
keyfim yerinde değil, sıkma canımı.
kafam düzelmeden yazmıyacağım şiirimi.
amerika ne zaman melekleşeceksin?
ne zaman soyunacaksın çırılçıplak?
ne zaman bakacaksın kendine mezarlıktan?
ne zaman yaraşır olacaksın milyonlarca troçkistine?
amerika neden gözyaşı dolu kitaplıkların?
amerika yumurtalarını hindistan'a ne zaman yollayacaksın?
amerika bu senin çılgın isteklerinden artık bıktım.
ne zaman süpermarkete gidip gerekeni alabileceğim
güzel gözlerimin hatırı için?
amerika ne de olsa bir sen varsın, bir de ben kusursuz
olan, öteki dünya değil.
şu makinaların da sıkıyor artık beni
bana ermiş olma isteğini sen verdin.
bir başka yolu olmalı bu tartışmayı sona erdirmenin.
burroughs tanca'da şimdi, döneceğini de sanmıyorum, korkunç
bir şey bu.
sen de korkunçlaşıyor musun, yoksa bir eşek şakası mı bu?
konuya gelmeye çalışıyorum.
saplantılarımdan vazgeçmeyi reddediyorum.
amerika itip kakma öyle, ben ne yaptığımı biliyorum.
amerika erikler çiçek döküyor.
aylardır gazetelere bakmadım, her gün birileri yargılanıyor
insan öldürmekten.
amerika wobbly'leri düşündükçe duygulanıyorum.
amerika küçükken komünisttim ben, pişman da değilim.
şimdi her fırsatta marihuana içiyorum.
günlerce evde oturup kenefteki gülleri seyrediyorum.
ne zaman çin mahallesine gitsem sarhoş olup kimseyle
düzüşemiyorum.
sen beni asıl marx okurken görecektin.
hiçbir şeyim olmadığını söylüyor ruh doktorum.
rabbin duasını okumayacağım.
mistik hayaller görüyor, kozmik ürpermeler geçiriyorum.
amerika sana daha söylemedim max amca'ya yaptıklarını
rusya'dan geldikten sonra.
sana sesleniyorum amerika.
duygusal hayatını time dergisinin yönetmesine
göz yumacak mısın?
şu time dergisine de çok bozuluyorum.
her hafta düzenli okuyorum.
kapağı hep bana bakıyor köşedeki şekercinin önünden
gizlice geçerken.
berkeley halk kitaplığının bodrum katında okuyorum time'ı
durmadan sorumluluktan söz ediyor bana. iş adamları ciddi.
film yapımcıları ciddi. herkes ciddi benden başka.
birden anlıyorum ki ben amerikayım.
gene kendi kendimle konuşmaktayım.
asya ayaklanıyor bana karşı.
bir çinlinin bile şansı yok bende.
yeniden düşünsem iyi olacak ulusal kaynaklarımı.
iki plaka marihuana, milyonlarca cinsellik organı, asatte
1400 mil hızla giden basılamıyacak bir özel edebiyat ve
yirmi beş bin akıl hastanesi ulusal kaynaklarım.
zındanlarımı, beş yüz güneş ışığı altında saksılarda
yaşıyan milyonlarca hakkı yenmiş insanı hesaba katmı-
yorum.
fransa'daki genelevleri kapattım, şimdi sıra tanca'dakilerde.
katolik olmasına katoliğim ya, gene de cumhurbaşkanı olmak
bütün tutkum.
amerika senin bu budala havanda nasıl kutsal bir övgü yazarım?
ben de henry ford gibi işi bırakmıyacağım benim dörtlükler de
onun çıkardığı otomobiller kadar kişisel, hem de
daha özgün çünkü her biri değişik cinsiyetten.
amerika sana tanesi 2500 dolara dörtlüklerimi satacağım,
verdiğin her eski dörtlüğü de 500 dolar eksiğine
alacağım.
amerika tom mooney'i serbest bırak.
amerika ispanyol cumhuriyetçilerini kurtar
amerika sacco vanzetti ölmemeli
amerika scottsboro çocuklarıyım ben.
amerika ben yedi yaşındayken komünist hücre toplantılarına
götürürdü beni anam bir bilete bir avuç dolusu leblebi
satarlardı bize bir bilet beş sent konuşmalar parasızdı
herkes melek gibiydi duyguluydu işçilere karşı her şey
o kadar içtendi ki bilemezsin partinin 1935'te ne kadar
iyi bir şey olduğunu scott nearing sapına kadar erkek
heybetli bir ihtiyardı bloor ana ağlatmıştı beni bir
kez de ısrael amter'i görmüştüm orda yakından. herhalde
herkes birer casustu.
amerika gerçekten savaşa girmek istemiyorsun biliyorum.
amerika o kötü ruslar savaşı isteyen.
o ruslar o ruslar sonra o çinliler. evet o ruslar.
çiğ çiğ yutmak istiyor bizi rusya. rusya iktidar delisi.
otomobillerimizi almak istiyor garajlarımızdan.
şikago'yu ele geçirmek istiyor. bir kızıl reader's digest
istiyor rusya. sibirya'ya götürmek istiyor otomobil
fabrikalarımızı. o koca bürokrasi işletsin istiyor
benzin istasyonlarımızı.
iyi bir şey değil bu. of. var rusya öğretmek kızılderililere
okumak. var istemek koca koca zenciler. yaa. var bizi
çalıştırmak günde on altı saat. imdat.
amerika bu işin şakası yok.
amerikan televizyonu seyretmekten edindim bu izlenimleri.
amerika doğru mu bütün bunlar?
en iyisi hemen kolları sıvamak.
doğrusu ne askere gitmek istiyorum, nede fabrikada tornacı
olmak, hem gözlerim iyi görmüyor, hem de ruh hastasıyım
üstelik.
amerika o biçim bir omuz da ben veriyorum şu dönen çarka.