1. tadı , orta halli bir türk kızı ile seks yapmaya benzeyen bir sekstir.
    nede olsa kızılderililerde türk soyundandır.

    geçen ay benim başıma geldi. amerika ya kültürel öğrenci değişimi yoluyla gittim. ben vatanımı milletimi seven, eski ülkücülerden yeni ileri demokrasicilerdenim. liberal muhafazakarım. türküm ve türk olmakla gurur duyarım. atatürkçüyümdür ama chp kemalizmini benimsemem. beyaz türk diye bir kavram tanımam. 5 vakit olmasada cuma ve bayram namazlarına giderim. kandil gecelerinde kuran dinler , çok dua ederim. bir gün türklerin dünyaya yeniden hakim olacağına inanırım.

    işte benimde amerikaya giderken en büyük arzum, oradaki soydaşlarımızla tanışmak msnleri verip daha sonra internetten çetleşmek filandı. binlerce yıl önce kopan bağlarımızı bir türk olarak yeniden birleştirmekti.

    sizinde bildiğiniz gibi buzul çağı nın en şiddetli döneminde, yani m.ö. 34000 - m.ö. 30000 yıllarında, dünyadaki suyun önemli bir bölümü büyük kıtasal buz katmanları halindeydi. bunun sonucunda, bering denizi bugünkü düzeyinden yüzlerce metre daha aşağıdaydı ve asya ile kuzey amerika arasında, adına beringia denilen, bir kara köprüsü oluştu. sonuçta , kızılderililerin binlerce yıl önce sibirya civarı, baykal gölü ve yenisey-tuva bölgelerindeki ata yurtlarından avların yetersizliğinden dolayı rusya ile amerika kıtası arasında bağlantı olan bering boğazı aracılığı ile alaska üzerinden amerika kıtasına geçmişlerdi. (şimdilik bu kadar bilgi yeter)

    biz amerikaya ulaşır ulaşmaz bütün arkadaşlarım hemen gece hayatının canlı olduğu new york, boston, philadelphia, washington, chicago, san francisco ve los angeles a dağıldı.
    aydınlı yeliz , dünya sanatçıların eserlerini görmek için national gallery of arty e gitti. diyarbakırlı müslüm new york taki faklı kültürleri görmek için harlem, çin mahallesi, little ıtaly sokaklarını gezmeye gitti.
    bursalı ercan , los angeles bewerly hills ta dünyanın içki satılmayan tek barı olan , ( adı : su barı ) yere gitmiş. bu mekanda farklı yörelerden getirilen su çeşitleri içerek farklı bir deneyim ve kültür kazanmış.
    cemaatten 3 arkadaş (merve-mustafa-furkan) pennsylvania eyaletine gitti. herkes kendi çapında taılıyordu. orada neler yaptılar bilmiyorum.

    bir de şu gurubun gevur izmirli kızları var! (verencan-gülcan-alara-yasmen-yağmur su - damla )hemen deniz, güneş, kum şehri malibuya gittiler. ordan eğlencenin ruhu disneyland a geçmişler. sonrada san francisco sokaklarında sabaha kadar o bar senin bu bar benim gezip durmuşlar.(allah sizi bildiği gibi yapsın. leşler!..)

    peki ya trabzonlu kürşat!.. kim bu kürşat? evet! o kişi benden başkası değil işte. öncelikle kaliforniya ve etrafındaki topraklarda dağınık olarak yaşayan amerika yerli kızılderili kabilelerinden yurok, karuk, hupa, yuki, pomo, modoc ve maidu kabilelerini gezdim. ama içlerinden bir kabile vardı ki ölene kadar orada yaşama isteğimin doğmasına neden oldu. yurok kabilesindeki korkusuz şef in kızı çağlayan ırmak hayatıma başka bir anlam kattı. çağlayan ırmak gördüğüm en güzel kızılderiliydi. 1 hafta boyunca bana memleketini gezdirdi. yaşama şekillerini anlattı. türk tarihinde önemli yer tutan çadır yaşamının, kızılderililerde de çok önemli olması, kullandıkları ev eşyalarının bizimkilere benzerlikleri ve önü kesik elbiseler giymeleri acayip dikkatimi çekmişti. kızılderililerin de türkler gibi avcı bir millet olması, saçlarını göktürklerde ve hunlarda olduğu gibi gücü simgelediği için uzatmaları çok garibime gitti yemin ederim.

    ata sporumuz güreş benzeri oyunların kızılderili kültüründe de bulunur, dokunan kilimlerin anadolu motifleriyle çok benzer olması, bizim orta asya müzik aletlerimizden olan kopuz benzeri aletlerin iknalarda da olması beni benden almıştı.

    bu süreç içerisinde ırkdaşlarımla aynı kaptan yemek yedik aynı tastan su içtik. hatta son gece çağlayan ırmak ile birlikte oldum. babası korkusuz şef çarşıya bir kaçtane kartal tüyü almak için çadırdan uzaklaştığı anda olan oldu. ilişki sonrası çağlayan ırmak biraz aladı. yoksa avrupadan gelen (ben) bu beyaz adam çağlayan ırmak a kötülük mü yapmıştı. sordum neden ağlıyorsun diye. seni bir daha görememekten ağlıyorum dedi. bendende bir iki damla yaş geldi. beni bırakma dedi. gitme dedi. babamın çevresi geniştir sana buralardan asgari ücretli sigortalı bi iş buluruz dedi. amcam amuda kalkan boğa eşref sahibidir dedi. - olmaz dedim. dönmeliydim.
    hatta her an babası gelebilirdi. hemen kalkıp üzerimi giyinmeye başladım. ben giyinirken gözlerini tavana dikip sessiz sessiz ağlayan sevdiğim kızın ağzından şu cümleler döküldü;
    ------------------------------------------------------------------------
    ------------- beyaz adam yüreğin ne kadar kara imiş --------------------
    '' ulu tanrı , rüzgarın içinde duyduğum ses kimin sesi, bütün dünyaya hayat veren kimin nefesi -duy beni-. senden önce geldim . senin çocuklarından biriyim.ben küçük ve güçsüzüm , senin gücüne ve bilgeliğine ihtiyacım var. güzellikler içinde yürüyelim ve gözlerim hep farkına varabilsin kırmızı ve mor gün batımının. ellerim saygı göstersin senin yaptığı ve yarattıklarına,kulaklarım açıkça duyabilsin sesini.

    beni öyle bilge yap ki ben benim insanlarıma öğrettiklerini anlayabileyim ve kayalara ve yapraklarına arasına gizlediğin derslerini anlayabileyim. en büyük düşmanım olan kendimle savaşıp kendi içimdeki gücü bulabileyim ve hazır olayım sana gelirken temiz ellere ve saf gözlere , öyleki yasam batan bir günbatımı gibi solmaya başladığında ruhum sana saf ve lekesiz gelebilsin. ''