görseller
american psycho 
  
belki ilginizi çeker
  1. · patrick bateman
  2. · walking on sunshine
  3. · harika kitaplardan uyarlama berbat filmler
  4. · aşık olunan film karakterleri
  5. · amerikan sapığı
  6. · paul allen
  7. · land of confusion
  8. · patrick bateman
  9. · rahatsız edici filmler
  10. · bi sktir git dedirten amerikan filmleri
gündem
  1. · darwin i bitiren balık
  2. · günün tek şarkılık özeti
  3. · zongul ducks
  4. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  5. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  6. · her yerinden öpüyorum rüştü
  7. · beşiktaş
  8. · mevlana beni görse sen gelme derdi
  9. · kalibre

american psycho  

  1. kartvizit için bile adam öldüren genç ve yakışıklı üst düzey bir şirket yöneticisinin psikolojisini ele alan çok başarısız bir film. ikincisinin çekileceğini duyduğumda çok şaşırmıştım
    (giberling, 22.03.2004 11:24 ~ 11:54)
  2. brett easton ellis in gelmiş geçmiş en iyi 100 kitap sıralamasına girmiş aşmış güzellikteki romanı.bu kitap her bünyeye hitap etmez ve filmine de kitapta anlatılan ayrıntıların yüzde biri ancak yansıtılmıştır denilebilir.patrick bateman new yorkta yaşayan ve herşeye sahip olan bir brokerdır.ancak sahip olduklarından çok varedemedikleriyle ilgili sorunları vardır ve bu yüzeysellikten dolayı çıldırma noktasına gelmiştir.filmde 80 li yılların albümlerine dair yorumlar,markalarla ilgili fazlasıyla döküman ve en ince ayrıntısına dek anlatılmış işkence sahneleri vardır.bir bütün olarak ele alındığında amerikan sapığı şu andaki düzene ve getirdiklerine karşı yöneltilmiş kanımca en büyük ve ağır eleştirileri yapan kitaptır.sadece filmini izleyip 'beyenmedim bu ne ya' diyenlerin asla anlayamayacağı bir kitaptır kanımca.
    (sandman, 17.05.2004 18:02)
  3. çılgın bir adamın etrafındaki insanlara yaptığı manyak olayları anlatan film.
    (axel fox, 11.07.2004 12:43)
  4. patrick bateman isimli babadan zengin çalışmaya hiç ihtiyacı olmayan ama normale yaklaşmak için gene babasına ait olan şirkette broker olarak çalışan bir amerikalının hayatındaki boşlukları kapatmak amaçlı cinayet ışlemesini anlatan şahane brett easton ellis romanı. romının başından sona tüm yaptıklarını patrıck in ağzından onulmaz bir sakinlikle dinleriz. öyle sıradan şeyler yapar gibi anlatırki romanı okurken insan gerilme tiksinme ve merak duygularını aynı anda yaşar. kendi adıma bindokuzyüzlü yıllarda okuduğum en iyi on kitaptan biridir. sonradan çekilen filmi hiçbir açıdan kitaba yaklaşamamıştır, zaten kitaptaki dinginlik hissini vermek ne o yönetmenin ne de o oyuncuların işidir. kitabın arka kapağından kitabı anlatan alıntı olarak

    " dünyaya lanetler yağdırıyorum ve de bana
    öğretilen herşeye; ilkelere, seçkinliklere,
    seçimlere,ahlak derslerine, uzlaşmalara, bilgiye,
    birlik olmaya, dua etmeye -hepsi yanlıştı,
    hiçbirinin kendi başına bir amacı yoktu. hepsinin
    dönüp geldiği nokta şu: öl ya da uy.
    kendi bomboş suratımı gözümün önüne getiriyorum,
    bedeninden ayrılmış sesi, ağzından çıkan:
    bunlar korkunç zamanlar."
    (kurremkamerruk, 19.04.2005 15:15)
  5. kitabını henüz okumadığım ama filmini başarılı bulduğum yapım. özellikle filmin başındaki kartvizit karşılaştırma sahnesi etkileyiciydi. ayrıca yönetmen marry harron bu filmin ardından oldukça tepki toplamış.
    (aqua, 05.06.2005 18:31)
  6. sinema filmi, kitabı okuyanlar için hayal kırıklığından başka bir anlama gelmeyen fakat chloe sevigny faktörü ile dikkat çeken, öte yandan romandaki tasvirleri ile insanın kanını donduran romandır. kitapda bulunan kadınlara yönelik şiddetin yanı sıra, sokaktaki dilencilere olan tavrı ile dehşete düşürür insanı. zira güçlü olanın kazanması üzerine bir sistemde, yaşama hakkı olmayan bir kaybedendir başarısız insanlar. özellikle atıfta bulunmak isteyenlere, her yöne çekilebilecek anlatımları ile zengin bir kaynak oluşturur.
    (jellicle, 05.12.2006 00:37)
  7. başucu kitabım.en sevdiğim karakter patrick bateman'ı içinde bulunduran roman.yamulmuyorsam filminde kendisini christian bale canlandırmıştır. buna rağmen vasat ın ötesine geçememiştir film.tam puan alamamıştır benden.
    (internetchip, 02.06.2007 13:44 ~ 14:45)
  8. finali için izlenebilecek film.gerçekten şaşırtmayı başarıyor.ama genel anlamda çok da iyi olduğunu söyleyemem sadece sonu etkileyici.
    (karamelize ekmek, 05.07.2007 01:45)
  9. kurgusu ve oyunculuğu ile göz dolduran güzel bir gerilim filmidir.
    (purplepain, 27.08.2007 01:44)
  10. (orochimaru, 09.08.2008 19:29)
  11. çok büyük beklentilerle aldım dvd sini , sanırım o sebepten etkilenemedim fazlaca. christian da o zamanlar tıfılmış zaten.
    (bilginsel, 02.01.2009 22:59)
  12. evlenip kendini toplumun "yapılacaklar" listesindeki maddeleri (evlen-bunu başardınız-, çocuk yap, ev al, araba al, şirkette yüksel vs. vs.) gerçekleştirmeye adamış bir çiftin yayındaki diziler hakkındaki tespitlerine maruz kalmaktan daha kötüsü nedir? tabi ki evlenip kendini toplumun "yapılacaklar" listesindeki maddeleri tamamlamaya adamış ve bu konuda birbirinden daha başarılı olduğuna inanan iki evli çiftin arasında kalmak.

    geçtiğimiz günlerde hiç istemeden böyle bir kapışmanın ortasında buldum kendimi. iki taraf bir müddet hayat oyununda bitirdikleri bölümler* konusunda birbirlerine elense çektiler. sonra erkeklerden biri diğer erkeğe karşımızda duran arabasının kaç model olduğunu sordu. diğeri de arabanın "2004'ün 2005'e bakan tarafından" olduğunu söyledi. anlamadığımızı ifade eden bakışlarımız üzerine firmanın yıl ortasında araç üzerinde tamponun tamponlarının hatlarını yuvarlatma, farların açısını değiştirme vs. türünden ufak kozmetik değişiklikler yaptığını, ruhsatta 2004 yazmasına rağmen aslında 2005'e daha yakın olduğunu uzun uzadıya anlatmaya çalıştı. arabanın içinde bulunduğu duruma bir ara o kadar üzüldüm ki arkadaşa arafta olmanın erdemlerinden bahsetmeyi düşünüp gönlünü almak bile istedim. en sonunda ruhsatta yazanın esas alınması gerektiğine karar verip başka bir başarı öyküsüne geçtiler.

    american psycho'da da bir grup yanki masa başında kartvizitlerini tokuşturup prestijlerini karşılaştırır. patrick bateman diğer elemanlardan birinin kartında (kendi kartında olmayan) bir filigran olduğunu farkeder ve müthiş kıskanır o kartın sahibini. bateman ve masadaki diğer kişiler varlıklarını bu kadar ince ve anlamsız maddesel farklılıklar üstüne kurup sahip oldukları nesnelerin kalitesine göre bulundukları toplulukta basamak çıkmakta ya da inmektedirler.

    tanık olduğum araba mevzusu, arkadaşının kartviziti konusunda bateman'ın yaşadığı kıskançlığı ve bu tür tatminsiz insanların anlam veremediğim ve asla veremeyeceğim mülkiyet tutkusunu aklıma getirmişti. bir ara black & decker marka elektrikli testerimi alıp arabayı ikiye bölmek bile istedimse de, geçen sene arkadaşımın elmas dişli, bosch canavarını görünce benim adi testereyi bir daha çıkmamak üzere müştemilata gömmüş olduğum aklıma geldi; vazgeçtim haliyle.
    (odo, 25.05.2009 14:49)
  13. filmini hiç izlememiş olmama rağmen henüz okuduğum, etkisinden çıkamadığım, muhtemelen de çıkamayacağım bret easton ellis romanı. yaptıkları her ne kadar canice ve şımarıkça olsa da, kitapta bazı paragraflar, okuyucunun patrick batemanla empati kurmasını, ona acımasını, hatta onu anlayıp haklı çıkarabilmesini sağlıyor. en ince detayına kadar anlatılmış işkenceler de, aslında üstün bir hayalgücünün ürünü. okuduğum en iyi kitaplardan, gördüğüm en ustaca yaratılmış karakterlerden.

    patrick batemanı anlayıp sevmek için:

    "a richard marx cd plays on the stereo, a bag from zabar's loaded with sourdough onion bagels and spices sits on the kitchen table while ı grind bone and fat and flesh into patties, and though it does sporadically penetrate how unacceptable some of what ı'm actually doing is, ı just remind myself that this thing, this girl, this meat, is nothing, is shit, and along with a xanax (which ı am now taking half-hourly) this thought momentarily calms me and then ı'm humming, humming the theme to a show ı watched often as a child -the jetsons? the banana splits? scooby doo? sigmund and the sea monsters? ı am remembering the song, the melody, even the key it was sung in, but not the show. was it lidsville? was it h. r. pufnstuf? these questions are punctuated by other questions, as diverse as "will ı ever do time?" and "did this girl have a trusting heart?" the smell of meat and blood clouds up the condo until ı don't notice it anymore. and later my macabre joy sours and ı'm weeping for myself, unable to find solace in any of this, crying out, sobbing "ı just want to be loved," cursing the earth and everything ı have been taught: principles, distinctions, choices, morals, compromises, knowledge, unity, prayer -all of it was wrong, without any final purpose. all it came down to was: die or adapt. ı imagine my own vacant face, the disembodied voice coming from its mouth: these are terrible times. maggots already writhe across the human sausage, the drool pouring from my lips dribbles over them, and still ı can't tell if ı'm cooking any of this correctly, because ı'm crying too hard and ı have never really cooked anything before."

    "...where there was nature and earth, life and water, ı saw a desert landscape that was unending, resembling some sort of crater, so devoid of reason and light and spirit that the mind could not grasp it on any sort of conscious level and if you came close the mind would reel backward, unable to take it in. ıt was a vision so clear and real and vital to me that in its purity it was almost abstract. this was what ı could understand, this was how ı lived my life, what ı constructed my movement around, how ı dealt with the tangible. this was the geography around which my reality revolved: it did not occur to me, ever, that people were good or that a man was capable of change or that the world could be a better place through one's taking pleasure in a feeling or a look or a gesture, of receiving another person's love or kindness. nothing was affirmative, the term "generosity of spirit" applied to nothing, was a cliché, was some kind of bad joke. sex is mathematics. ındividuality no longer an issue. what does intelligence signify? define reason. desire -- meaningless. ıntellect is not a cure. justice is dead. fear, recrimination, innocence, sympathy, guilt, waste, failure, grief, were things, emotions, that no one really felt anymore. reflection is useless, the world is senseless. evil is its only permanence. god is not alive. love cannot be trusted. surface, surface, surface was all that anyone found meaning in... this was civilization as ı saw it, colossal and jagged..."

    ""ı just want to know if you're disappointed in me for admitting this."
    how could she ever understand that there isn't any way ı could be disappointed since ı no longer find anything worth looking forward to?"


    "...there is an idea of a patrick bateman, some kind of abstraction, but there is no real me, only an entity, something illusory, and though ı can hide my cold gaze and you can shake my hand and feel flesh gripping yours and maybe you can even sense our lifestyles are probably comparable: ı simply am not there. ıt is hard for me to make sense on any given level. myself is fabricated, an aberration. ı am a noncontingent human being. my personality is sketchy and unformed, my heartlessness goes deep and is persistent. my conscience, my pity, my hopes disappeared a long time ago (probably at harvard) if they ever did exist. there are no more barriers to cross. all ı have in common with the uncontrollable and the insane, the vicious and the evil, all the mayhem ı have caused and my utter indifference toward it, ı have now surpassed. ı still, though, hold on to one single bleak truth: no one is safe, nothing is redeemed. yet ı am blameless. each model of human behavior must be assumed to have some validity. ıs evil something you are? or is it something you do? my pain is constant and sharp and ı do not hope for a better world for anyone. ın fact ı want my pain to be inflicted on others. ı want no one to escape. but even after admitting this -and ı have, countless times, in just about every act ı've committed- and coming face-to-face with these truths, there is no catharsis. ı gain no deeper knowledge about myself, no new understanding can be extracted from my telling. there has been no reason for me to tell you any of this. this confession has meant nothing...."
    (stelloid, 17.09.2009 21:36 ~ 21:37)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil