kaldırımda çene kırma sahnesiyle bir çok fanatik kazanan, edward norton'un şahane bir performans gösterdiği, tony kaye tarafından yönetilmiş film. defalarca sıkılmadan izlenebilecek bir filmdir kendileri. her ne kadar bazı kıt insanlar bu filmi izledikten sonra naziliğe merak salmış olsa da bu film sayesinde dünyada bir çok insanın nazi sempatizanlığından uzaklaştığı söylenir
edward norton'un mükemmel bir oyunculuk sergilediği, oyunculuğun yanında çok iyi bir senaryoya sahip olan, neden daha önce izlemedim dedirten, insanların beyninin ne kadar kolay yıkandığını oldukça iyi anlatan, zaman zaman insanın ekrandan gözlerini kaçırmasına neden olacak şiddet sahneleri içeren, izleyene nefret, acıma, intikam duyguları enjekte eden harika film.
aşırı taraflı olması ile gözümde şaheser olma niteliğini kaybeden bir filmdir. öte yandan edward norton yarmış atmıştır , siyah beyaz planların çoğunlukta olması ile takdir kazanır gönüllerde taht kurar.
edward hocaya* tıkladıkları* sahneyi nası çektiklerini merak ettiğimiz*, çene kırma sahnesinin içerdiği şiddet dozunun fazla olduğu, türkiyede geçmişin gölgesinde adıyla gösterilmiş film.
amerika'daki ırkçılık sorununu işleyeren , güzel kurgusuyla takdir toplayan, edward norton'ın performasının göz doldurduğu yapım. kardeşini oynayan edward furlong da altta kalmayan bir performans sergilemiştir. içerdiği şiddet öğeleriyle çoğu kişi tarafından kınansa da; film gerek sık sık geçmişe dönüşler* yapan kurgusu, gerekse içerdiği şiddet öğelerinin izleyiciye ırkçılığı koltuğunda sarsarak göstermesi ile en etkileyici filmlerden biri oluyor*.
kötü sonla bitmesi de * konuyu bütünleştirmiş nihayetinde.
"insanın beyni nasıl yıkanır, önyargılar insanlara neler yapar, hayatta neler olur." gibi soruların cevaplarını arayan, aratan filmdir. aslında çok taraflı olduğunu düşündürse de gerçekçilğini çok kaybettiğini düşünmediğim bir filmdir.
dip not: edward norton'ın o kadar kası nasıl olup da "verdiğini" merak ettiren filmdir ayrıca. zira sonraki filmlerde gene cılızdır gene cılızdır...
edward nortonun en iyi performans sergilediği, imdb de ilk 250 de bulunan, izleyeni ayar manyağı yapan mükemmel film. ayrıca hapisteki zenci elemanınedward nortonla olan muhabbetleri ölümcüldür.ek olarak edward nortonun sevigilisi ayrı bir dikkatle seyredilmelidir...
-you made the fat kid a little nervous.he thinks the joint messed with your mind.
-it did!
repliğiyle özünü açabileceğimiz,etkileyicilikte tartışılmaz film.
çok klişe bir şekilde anlatmak gerekirse; konusuna gayet uygun bir şekilde buram buram şiddet kokan bi film. film boyunca biraz yanlı bir anlatım var (açıklamam gerekirse; zenci yanlısı) ama sonuyla bunu dengelenmiş. yalnız sonu biraz arabesk olmuş gibi geliyor bir sürü şoke edici ve şiddet dolu olay, karakterlerin hayatının kökten değişmesi ve bunun sonucunda içinde kalınan boktan durum üstüne izleyiciyi böyle sarsan bir kötü son. yani bu kadar güzel bi filme, bir senaryoya başka bir son olabilirmiş sanki.. bilemiyorum belki de olamazdı. hani duygusal yaklaşıp, mutlu sonla bitseymiş de demiyorum kesinlikle.. yönetmenin genelde oyuncuların yüzlerini yakın planda alması ve sık sık siyah-beyaz ve flashback kullanımı bir filme ancak bu kadar yakışabilirdi heralde (tabi bir de edward norton..)
nortonın zenciyi öldürme sahnesi ile nefret, kin, ve ırkçılığın anlamsızlığı ancak bu kadar vahşet içinde verilebilirdi dememe sebep olan filmdir. muheteşemdir. yeryüzünde ırkçılık kadar yersiz bir tavır olamaz. düşünebilenlerin benimseyebileceği bir anlayış değildir. filmde bu düşünce çok iyi oturtulmuştu.
nortonun vücudunu da bildiğim kadarıyla şişirmişlerdi, gerçek kas değildi onlar.
amerikayı, içinde bulunduğu sorunların birisinden* kurtarmayı amaç edinmiş bir film.edward norton'nın başından geçenler çok hızlı gelişmiş gibi geldi bana. biriyle iki çift laf edince hemen aklının başına gelmesi pek bir türk dizisi tadında. daha iyi anlatılabilirdi sanırım. edward norton'nın oyunculuğu da başka aktörlerle kıyaslanınca iyi ama kendinin oynadığı diğer karakterler ile kıyaslandığında vasat bana göre.
herşeye rağmen izlenebilir bir televizyon filmi tabi.. olsa izlerim yani...
filmin sonu spekülasyona yol açacak endişesi ile değiştirilmiştir. zira kesilen kısımda, edward norton kardeşini küvette ölü olarak bulur, bu arada kalkan kamera* edward norton'u saçlarını kazırken gösterir.
white power diye dolanan, "o da bir insan, yazık" diyebileceğimiz kişicikleri anlatan bir film. resimde görülebilineceği üzere bu tipler kimseyi korkutamaz, hele o nazi selamıyla hitlerin kemiklerini titretmekten başka birşey yapamazlar.
(bkz: http://img224.imageshack.us/...)
filmin orijinal sonunun değiştirilmiş olduğu söylenmektedir. söylentiye göre orijinal sonda derek* ayna karşısında saçlarını kazımaktadır. filmde bize gösterilen son ise danny*'nin öldürüldüğü tuvalette abisinin* yaktığı ağıttır.
şimdi burada bir yamukluk var. danny'nin zenci çocuk tarafından öldürüldüğü sahnede elinde tuttuğu ödevin (dr. sweeney tarafından verilen ödev) bütün sayfaları vurulma esnasında elinden düşmektedir, danny'nin elinde hiç sayfa kalmamaktadır. halbuki abisinin (derek) ağladığı sahnede danny'nin elinde o ödevden birkaç sayfa bulunmaktadır.
böylesi bir hatanın gözden kaçacağını sanmıyorum. o zaman bu bize neyi gösterebilir; tabi ki orijinal sonun değiştirildiğini. yani yönetmen seyirciye "biz filmin sonunu değiştirdik, bakın bu da ispatı" demek istemiş olabilir.
hani bittikten sonra,bi zaman kendine gelinemeyen filmler vardır ya, işte aynen öyle bir film..ama edward norton etkisi de kesinlikle gözardı edilmemeli çünkü fight club'daki performansı bile sönük kalmıştır bu performansın yanında,kanımca tabi..
edward norton fanı olmama sebep olan, izlediğimde film budur dediğim dönem nazi gençliğini ve ırkçılığı anlatmaya çalışan, imdb de 94500 oyda 8.5 ortalama puan alan izlenmesi gereken film.
küresel milliyetçiliği ettim-buldum çerçevesinde anlatan başyapıt olmasa dahi sahnelerin işlevselliği yahut gerçekliği tartışılmayacak kadar gerçek bir tony kayefilmi...