efenim sizi önce hamakta sallayıp rahalatırken sonra okyanusun ortasında yalnız başınada bırakabilen müzik evladı. ilk temsilcisi brian eno olarak bilinir.
"ambient music must be able to accommodate many levels of listening attention without enforcing one in particular: it must be as ignorable as it is interesting"
demişbrian eno.
aslında kafa yüksekken dinlenmeye yönelik bir müzik olduğunu bilsem de; genellikle son derece ayık kafayla dinlediğim bir müzik türü. ha kafa yüksekken o düşük bpm'li bass sesleri ve diğer melodiler beynin içinde çok hoş ve tuhaf tınlamalar yaparak insanı adeta bambaşka bir boyuta götürüyor; o ayrı. ayık kafaya etkisi ise bambaşka: zihin açıyor. nasıl desem, böyle bir berraklaşma yaratıyor zihinde. parazit düşünce diyebileceğimiz; sürekli geri planda dolanıp da beyni yoran o uğultu susuyor kısa sürede, sadece net olan düşünceler kalıyor. bir şeyleri hatırlamak kolaylaşıyor, konsantrasyon artıyor, yaratıcılık ortaya çıkıyor. bu müzik türünün en güzel özelliği de; her türlü işi yaparken dinlenebilmesi. ders çalışırken de dinlenir, çok önemli kararların alındığı bir beyin fırtınası etkinliğinde de, arabada hız yaparken de...
kısacası müzik ruhun gıdası ise; ambient nutella'dır.
ambient bileşenini gerçekten homojen olarak bünyesinde bulunduran parçaları dinleyince insana büyük bir rahatlama, huzura erme içgüdüsü yerleşiyor..damarlarda ambient akmaya başladığı o an mekandan ayrılıyorsunuz ve bambaşka bir aleme doğru yolculuk yapıyorsunuz..bunu son zamanlarda bana en çok hissettiren parça (örnek vermek açısından) the egg'in venice beach adlı melodisidir..