|
|
- ekmek teknesi nin toplumumuza aşıladığı sözcük öbeciği
- ertesi gün sınav ödev vs'si olan öğrencinin haykırışı...
- dizilere endeksli toplumumuzun içindeki gözlemlerime göre toplulumuzdan silinmiş olan sözcük öbeği...
edit: muzaffer abi var burada, gözlemini seveyim sana bir şey olmasın diyor...(skuba, 10.10.2006 00:09)
- (bkz: şevki teyze)
- diziden değil de edirne/trakya ve haliyle alkol kültüründen gelen bir lâf.
at iki tek, devir bir şarap aman sabahlar olmasın.(venom, 03.06.2007 22:59)
- (bkz: heredot cevdet)
- ah gecelerin bir dili olsa da konuşsa, feryat figan bağırmazsa “aman sabahlar olmasın!” diye sabahı görmeyeyim bir daha hiç. yanlış anlaşılmasın geceye tercüman olmaktan başka bir niyetim yok. yoksa ne alıp veremediği olur ki bir insanın sabahlarla... yalnızsan yalnızsındır işte, gündüz de gece de; aşksızsan aşksızsındır işte, gündüz de gece de; ya varsındır, ya da yoksundur hem gündüz hem gece...
yok be babacım var elbet farkı, olmaz mı? gündüz'ün ağladığını gördün mü hiç? ödün verir mi kendinden, gururundan? deniz mehtapla el ele tutuşur mu? rakı bardakta durduğu gibi durmaz mı sabah? nağmeler delip geçebilir mi bir matkap misali göğsün en orta yerini?
gece, yalan söylemez be üstat. olduğu gibidir. sen de yalan söylemezsin geceleyin, hele bir de rakı varsa masada, az biraz beyaz peynir az yağlısından, kavun, karpuz, hele de bir hicaz çalınıyorsa kulaklarda değme keyfime. yalan söz çıkar mı ağızdan istesen de. en günahsız vakitlerini yaşıyorsundur belki de o en geçlerinde saatin. en masum haline bürünürken insanlık bir sonraki acımasız sabaha karşı koymak için yaşıyordur sanki geceleri. varlığını sorgularken hayatındaki her şeyin, yokluğunu da anıyordur müptelası olduğu mazide kalmış yılların.
dibine vurmuyordur şişenin. dibine vuruyordur hayatın.
yükselirken yıldızların mertebesine kendince o en güçlü sesiyle, eşlik ederken dilinin dönmediği arapça sözcüklerin bol olduğu şarkılara, yerle yeksan oluyordur bir anda karşılaştığında en gerçek, en basit yanıyla hayatın, ölüm müdür o gözlerinde canlanan? ama gözler matemli bir tavır takınıyorsa ölmekten değil, ölüm bile uygundur o gece, hoş geldin demek koymayacaktır ölüme, hayal ettiği şey farklıdır onun, rakı şişesinde balıktır o anlarda.
karanlıksa gece, karanlıksa gönlü, sırf geceden medet umuyordur, zira onun kadar karanlık olan bir de o vardır. sırf onun gönlüne eşlik etsin diye kararmıştır alem. gece verecek midir ona aydınlığını tekrar? ferahlatacak mıdır gönlünü? tek beklentisi buyken. gözlerini açmak istemez kastetmediği bir başka aydınlığa... rüya bitsin istemez, aydınlansın istemez gökyüzü, hani bitmeyecek sükun geceyle kadeh tokuşturacaktık birkaç saat önce? diye düşünürken; uyanır...
nasıl istemesin “aman sabahlar olmasın!” ? haykıran ben değilken, gecenin ta kendisiyken, dili yok ki fakirin, nasıl tercüman olmayı reddedeyim geceye?
- (bkz: arzular şelale)
|