kendinden önce noktalı virgül kullanılabilen ve ayrıca bağlı birleşik cümle kurabilen bağlaç. ama'yla kurulan bağlı birleşik cümlelerde asıl anlam ama'dan sonraki kısımda verilir. (genellikle)
cümlenin, paragrafın, bazen koca bir makalenin, olmadı tuğla gibi bir kitabın, onu da beğenmediyseniz koca bir hayatın yarısını tek hamlede yalan eden allahsız bağlaç.
iki tür ama vardır. karşı tarafın gönlünü okşamak için dizayn edilmiş yumoş bahar esintilerini cümleye bağlamakta kullanılan amalar, bir de söylenmesi veya yazılması mecbur* olan "disclaimer"ları esas fikre iliştirmekte kullanılanlar. her iki türde de sonuç değişmez tabi, cümleyi amadan önce ve amadan sonra diye ikiye ayırıp bir yarısını geri dönüşüme göndermek icap eder.
ama her zaman böyle olacak diye bir kural da yok tabi. ahaha.
hiçbir kelimeden nefret etmedim "ama" dan ettiğim kadar. hele ki üç nokta geliyorsa ardı sıra. keşke'yi de sevmem, gel gör ki anlamı açıktır. keşke görünce dersin ki yapılması olasıyken yapılmamış ya da yapılmaması daha iyi olacakken yapılandır insanin canını sıkan, değişik hikaye sonları yazdıran. ama'ya gelince, o başka. anlamıyorum.
ucu açık ama'lara tahammül edemiyorum. milyonlarca neden gizliyorlar. galiba sahibi açık ifadeler için yeterince cesur olmadığından, ya da karşısındakini açıkça kırmak istemediğinden eklenirler sona. belki de vicdani rahatlamaya sebep olsun diye, özellikle güzel cümleleri takip ederler. acımasızdırlar. küçük ama zehirli katil bir örümcektir adeta. insanın zihninde ve kalbindeki tüm umudu ve iyimserliği öldürür farkettirmeden. ne olduğunu anlamadıkça kişi, takılır ama'nın ağlarına. o andan itibaren cçırpındıkça daha fazla dolanır. her katil cinayet mahalinde bir iz bırakır ya, ama'dan geriye de pişmanlık ve sorgulamalar kalır. yaşanmış ve yaşanan, hatta yaşanacak her şeyi sorgulamaya başlar insan. ama örümceği 'acaba' yumurtlar hemen. deney farelerinden bile hızlı ürer. tek bir panzehiri vardır: güven. biraz hoşgörüye bolca güven katıp büyük bir bardak umutla beraber alındığında büyük izleri silinir gider. dikkatli olunmazsa tekrarlama ihtimali her zaman vardır...
gün gelir ağlarsın
göz yaşın bir damla akmadan.
kahkahalar atarsın gün gelir,
ağzını hiç açmadan.
haykırısın içindekileri ama,
yanındaki bile duymaz sesini.
bakarsın gözünü hiç ayırmadan
görmezsin ne geçse yanından.
sonra bir an gelir,
nefes alırsın yaşayamazsın,
yaşarsın ama anlamazsın.
bazı zamanlarda gerçekleştirmesi zordur . unutamazsın ve bilirsin içinde hayatın boyunca taşıyacağını . bunlar belki hatalarındır , belki düşüncelerdir sadece .
ama unutmak eylemeni gerçekleştirmek istediğin bir kadın ise ''orada duuuur!!!'' der bir ses içinden .
- e ama unutmam gerekli ... dersin
-haddini bil .. sen kim oluyorsun ki bu kadını unutmak gibi bir lüksün var ... der ..
işte o ses o kadını köpekler gibi sevdiğini söyleyen sesle aynıdır .
kafandan sürekli aynı şey geçer ...
- ama ..... dersin sürekli ... bir çıkış yolu ararsın hatalarını unutmak o kadını yaşamak için .. geri gelmeyeceğini bilirsin .
-neden ? neden ? neden ? düşün ... sen yaptın bütün bunları .. cebelleşirsin kendi içinde bulamazsın fare deliği kadar boşluk . orada elinde neler kaldığını anlarsın ... kocaman bir
şu sıralar her yerde karşıma çıkıp beni uyuz eden şey. ulan ne bu millette ama merakı anladım, duymaktan bıktım artık. ama ama ama, bir gün birisine amını damını sikerim diye dalacağım onu istiyorlar.
ama ben arkadaş olduğumuzu sanıyordum ama sen benimle aynı yatağa girip, üstümde zıplayınca ben senin orospu olduğunu sanmıyordum. hayır anlamıyorum, dudaklarım kuruyordu , belim ağrıyordu. heee sonra çekip git; ''alo neredesin'' sorularına iplemez tavırlarlarla cevap ver. niye kızıyorum, niye sinirleniyorum. ''ama biz sadece arkadaşız'' .
bu amayı mağazalarda da duymaya çok başladım şu sıralar. hayır anlamıyorum tipim müsait değil sanırım.
- merhabalar, şu montun bir beden büyüğü var mı ?
- var ama biraz pahalı ya o. 245 ytl
vay be , ama benim bok gibi param var, babam bana bu imkanı tanımış, git harca demiş. sanane lan göt. istediğimi alırım. ne demek yani bende bir şeye o kadar para verecek tip yok öyle mi ? tipim müsait olmayabilir ama istesem senin aldığın maaşın 2 katını verir, yanımda dolaştırırım seni.
ama var ya bir gün elime silah alıp, bana ama diyen herkesi vuracağım..
"ama" işin renginin değiştiği andır. an, o an ki iş tamamen bambaşka bir boyuta geçer.
ama öyle bir şey ki bir önceki cümlenin hükümdarlığını bitiyor, hilafeti ve saltanatı ortadan kaldırıyor ve cumhuriyet kurup o ana kadar baskılanmış duyguları da özgürlüğe kavuşturuyor.
bir nevi "freedom" çığlığıdır "ama".
"ama" ile bir önceki cümle yıkılıyor, gerçekliğini kaybediyor, tedavülden kalkıyor ve hiçbir dış devlet tanımıyor.
evet rapor çok güzel ama (terfi falan yok)
bu yıl çok çalıştınız ama(zam falan yok)
biliyorum beni çok seviyorsun ama (karşılık falan yok)
haklısın bütün eşyalarımız hazır ama (evlilik falan yok)
dişinden tırnağından arttırdın ama (birikim falan yok)
çok uzaklardan geldin ama (seninle görüşmeye niyetim yok)
gidiş yolun doğru ama (100 falan yok)