gayet makul bi önermedir, çünkü tarih boyunca insanlığın yaşadığı büyük olaylarda "kadın" tam anlamıyla faal bi özne olamamış tam tersine durumdan etkilenen pasif bir nesne konumunda bulunmuştur.
sadece etrafınıza bakınız, kapitalizmin burjuva kültürünü en fazla içselleştiren ve dolaşıma sokan cins kadındır. (dünyada batı tarzı yaşamın yoğunluklu olduğu yerlerde)
kocası dindar olan kadın zamanla dindar olur; solcu olan solcu olur, paracı olan paracı olur...vs.
iranda dini kuralların kendini dolaşıma soktuğu en temel alan kadın bedenidir.
ismini şimdi hatırlayamadığım bir psikolog kadınlarda ahlak gelişiminin belli bir aşamadan sonra durduğunu söylüyordu. o aşamadan sonra kadının ilkel doğa kurallarına göre yaşadığını iddia ediyordu.
gerçekten de kadının en büyük derdi sağlıklı bir çocuk sahibi olmak ve onu sağlıklı bir biçimde yetiştirmektir. bunun dışında ne din ne de başka bazı "büyük " kuralların kadınların umrunda olduğunu sanmıyorum.
ayrıca bonus olarak lütfen (bkz:
atasözü)
(bkz:
arthur schopenhauer)